Uluslararası insanî kuralları hiçe sayarak Filistinlilere hayat hakkı tanımayan İsrail karşısında, sanatçıların ortaya koyduğu haklı tavrı; siyasetçilerin koyamamış olması büyük bir zaaf ve çelişki değil mi?
Binden fazla sanatçı, İsrail’in Gazze’deki soykırım suçlarına dikkat çekmek ve Avrupa Yayın Birliği’ni (EBU) İsrail yayıncısı KAN’ı yasaklamaya çağırmak için 2026 Eurovision Şarkı Yarışması’nı boykot etme çağrısında bulunmuş. Sanatçıların “sanat” için ortaya koyduğu bu tavrın benzerini siyasetçiler ve idareciler “ticaret ve siyaset için” ortaya koymaları gerekmez miydi?
“No Music for Genocide (Soykırıma Müzik Yok)” kampanyasının internet sitesinde yayımlanan açık mektupta, 1000’den fazla sanatçının imzası yer almış. Açıklamada, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırıları nedeniyle Eurovision’dan yasaklandığı hatırlatılırken, İsrail’e aynı yaptırımın uygulanmaması eleştirilmiş.
Habere göre açık mektupta şu ifadelere yer verilmiş: “Müzisyenler ve kültür çalışanları olarak, çoğumuz Avrupa Yayın Birliği (EBU) bölgesinde yaşıyoruz. Eurovision’un, İsrail’in Filistinlilere karşı yürüttüğü soykırımı, kuşatmayı ve acımasız askeri işgali örtbas etmek ve normalleştirmek için kullanılmasını reddediyoruz. EBU, suç ortağı olan İsrailli yayıncı KAN’ı yasaklayana kadar, kamu yayıncıları, sanatçılar, parti organizatörleri, ekip ve hayranların Eurovision’u boykot etmeleri yönündeki çağrılara destek veriyoruz.” (aa.com.tr, 22 Nisan 2026)
Açıklamada ayrıca, Avrupa Yayın Birliği’nin Rusya ve İsrail’in suçlarına verdiği tepkilerin “ikiyüzlü” olduğu belirtilerek, 2022’de EBU’nun Rusya’nın katılımının “yarışmanın itibarını zedeleyeceğini” savunduğu hatırlatılmış. Gazze’de 30 aydan fazla süredir soykırım suçu işlenmesine, Batı Şeria’da etnik temizlik yapılmasına rağmen İsrail’e aynı politikanın uygulanmadığı da ayrıca kınanmış.
Boykot çağrısına katılan sanatçılar arasında eski Eurovision kazananları Emmelie de Forest ile Charlie McGettigan, müzisyen ve besteci Roger Waters, ABD’li rap sanatçısı Macklemore, Peter Gabriel ile müzik grupları Massive Attack, Idles ve Kneecap’ın da bulunduğu belirtiliyor.
“Yabancı sanatçılar” bu tavırları ortaya koyabildiğine göre benzer tavırları siyasetçilerden ve devlet idarecilerinden de beklemek “hür dünya”nın hakkı değil mi? Sanat sahasında görülen “iyiyüzlük tavır” siyaset ve de idare dünyasında da görülmüyor mu? Başka ülkeler İsrail gibi davranmış olsa onlara karşı her türlü tedbir ve “ambargo” kararları alan ve alması beklenen “başkan”ların sıra İsrail’e geldiğinde geri adım atmaları kabul edilebilir mi?
Nasıl ki sanatçılar İsrail’in haksız olduğunu anlayıp ilan eder hale geldiler, yakın bir zamanda benzer kararların siyasetçiler nezdinde de alınmasını umuyor ve bekliyoruz. İkiyüzlü tavır sanatçılara yakışmadığı gibi devletleri idare eden siyasetçilere de yakışmaz.
Büyük devlet idarecilerine hatırlatmak isteriz: Sanatçıların tavrını örnek alın, İsrail’in zulmünü durdurun!