Başta ‘dizi’ler olmak üzere mevcut TV yayınlarının en başta ailemize ait bütün iyi değerleri tahrip ettiği uzmanların da ifadeleriyle sabit olmuş durumda. TV’lerden dizi izleyip de “Bunlar sayesinde aile değerlerini öğrendik, çok istifade ettik” diyen bir kişi çıkar mı?
Hem ekseriyetin şikâyet ettiği, hem de ısrarla dizi izlediklerinin de farkında olmak lâzım. TV yöneticileri de bu ‘izlenme nispeti’ni bahane edip dizi dizi yanlışları millete dayatmaktan geri kalmıyor. Meselâ, sigaranın zararlı olduğu bilindiği halde milyonlarca kişi yine de bu alışkanlığa müptelâ değil mi? Biri çıkıp da “Milyonlarca kişi sigara içiyor. O halde sigara iyidir, faydalıdır” der mi? Dizileri de aynı şekilde değerlendirmek gerekir. Çoğunluğun izlediği doğru, ama bu onların zararlı olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz.
Dizilerle ilgili yeni bir haber şöyle: “Enstitü Sosyal Toplum Araştırmaları biriminden Rumeysa Hafızoğlu, ‘Dizi içeriklerine ya da aktörlerin diyaloglarına baktığımızda bekâr ve az çocuk sahibi olabilmek, daha çok övülen örnekler. Medya kanallarında aile denilince akla iyi bir şey gelmiyor. Baba deyince aldatan bir figür akla geliyor. Burada aile olumlu söylemlerle ilişkilendirilmiyor’ diye konuştu. (Bir başka uzman ise) “Türkiye’de aileye, ebeveynliğe ve çocuk yapmaya dair algı oldukça pozitif durumda. Fakat iş deneyim boyutuna geldiğinde yapısal zorluklar, ekonomik baskılar, çocuğun bakım sorumlulukları, kadın ve erkek arasındaki bazı kimlik tartışmaları gibi hususlarla beraber deneyimin zorlaştığını görüyoruz” demiş. (AA, 23 Ocak 2026)
Haberlere bakıldığında anlaşılıyor ki, ‘dizi yarası’ sadece bu günün meselesi değil. Tam 10 yıl önceki bir haberde de benzer meseleler tartışılmış. İşte, ‘eski’ bir haber: “Aile Terapileri ve Terapistleri Derneği Genel Başkanı Aile ve Evlilik Terapisti Uz. Dr. Taner Canatar, içerikleri değişen dizi ve evlendirme programlarının aile yapısını ve toplumun aile kavramına ait değer yargılarını olumsuz yönde etkileyebileceğini söyledi. Canatar, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, ‘Günümüzde çok sayıda dizi var ve dizilerdeki ortak konular genellikle aşk, yasak aşk, karşılıksız aşk, aşk üçgeni, şiddet, ihanet, cinayet, sürekli mutsuzluk, huzursuzluk, gözyaşı. Aile içi ilişkiler, hiçbir zaman düzenli ve sorunsuz ilerlemiyor. Aksine, her zaman çatışmalar, karmaşa ve zor ilişkiler sergilenmekte. Olumlu ve umut verici bir konuya rastlamak gerçekten çok zor. Bu durum haliyle bu dizileri izleyenlerin psikolojilerini de olumsuz etkileyebiliyor’ dedi.” (yeniasya.com.tr, 31 Ocak 2016)
10 yıl önce ve belki çok daha önceleri bu meseleler tartışıldığı halde bugüne kadar çare bulunmamış olması büyük bir çelişki değil mi?
Bugünden tezi yok, başta TV’lerdeki yayınlar olmak üzere medyadaki bütün yayınların aileyi tahrip eden yönüne engel olmak şart. Bile bile zararlı TV dizilerini izlemek, onları alkışlamak, yayınlayanlara itiraz etmemek akıl alır iş midir?