Bir dönem “korku dağlara sindi” denilirdi, şimdi ise korku en başta medya olmak üzere “en çok konuşması gerekenlere” sinmiş durumda. Medyanın konuşmadığı, koktuğu ve sustuğu bir vasatta, başkaları ne ölçüde konuşabilir ki?
Gazeteciler Cemiyeti’nin ev sahipliğinde, AB desteğiyle düzenlenen “Gazeteciliğin Küresel Krizi” konferansında da “korku” gündeme gelmiş. 80’e yakın Avrupalı gazeteci ve basın meslek kuruluşu temsilcisinin Ankara’da bir araya geldiği toplantıda yapay zekanın mesleğe etkilerinden dijital tekellere, ekonomik güvencesizlikten tutuklu gazetecilere kadar sektörün pek çok derdi tartışılmış. İlgili haberlere göre zirvede, “korkuya karşı küresel dayanışma” mesajı öne çıktı. Sektör temsilcileri ve yerel yöneticiler, basının üzerindeki sermaye ve yargı baskısına dikkat çekerek, “hür medya”nın demokrasinin köşe taşı olduğunu hatırlatmışlar. (/ankahaber.net, 18 Haziran 2026)
Dünyada ifade özgürlüğü konusunda ciddi sıkıntılar yaşandığına dikkat çeken Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Zeynep Gürcanlı, konferansta çatışma bölgelerinde görev yapan (Filistin ve Ukrayna gibi) meslektaşlarıyla da dayanışma içinde olduklarını belirtip şöyle demiş: “Savaş ortamında, o çatışmaların içinde nasıl gazetecilik yapıldığına dair ipuçlarını konuşmak ve onlarla dayanışma göstermek istedik. Çatışma ortamında mesleği icra etmenin ne kadar zor olduğunun farkındayız ve bunu konferansımızda yüksek sesle ifade ediyoruz.”
Konferansta konuşan Norveç’in Ankara Büyükelçisi Andreas Gaarder de, özgür ve bağımsız basının demokratik toplumların köşe taşı olduğunu belirterek, dünya genelinde baskı altında olan ifade özgürlüğünü korumanın yolunun adil kurumlardan ve güçlü meslekî dayanışmadan geçtiğini söylemiş. Kaliteli gazeteciliğin ancak etik ve nitelikli insan kaynağıyla sürdürülebileceğini dile getiren Gaarder, genç gazetecilerin eğitilmesi ve meslekî bütünlüğün korunması yönündeki çalışmaların açık, şeffaf ve kapsayıcı toplumların inşası için hayatî önem taşıdığını sözlerine eklemiş.
Medyanın bin bir türlü derdi vardır, ama belki de en büyük dert “korku”nun medyayı esir alma ihtimalidir. Korkuya teslim olan bir medyasın hakikatleri dile getirmesi ve millet menfaatini öne çıkaran haberlere yer vermesi ne derece mümkün olur?
Günümüzdeki medyanın ‘korku’ya teslim olup olmadığını sizlerin yorumlarına havale ederiz...