Okullarda din dersi okutulması meselesi sadece ülkemizin değil, belki de dünyanın meselesi ve dolayısı ile de gündemi.
12 Eylül 1980 darbesiyle demokrasiyi askıya alan darbeciler, hazırladıkları anayasayı millete kabul ettirebilmek için “din dersi”ni okullarda mecburi hale getirmişti. Anayasadaki onlarca “kötü madde”lerin üstü bu şekilde örtülmüş ve mütedeyyin insanlara “Bu anayasayı kabul edin ki okullarda din dersleri mecburi olarak okutulsun” şeklinde propaganda yapmışlardı.
Esasında mesele İslâm’ı doğru öğrenmek, anlamak ve yaşamakta düğümleniyor. Almanya’da da okullarda din dersi meselesi gündemi meşgul ediyor. Berlin Eyalet Başbakanı Kai Wegner, devlet okullarında İslâm din derslerinin resmî müfredata alınmasını teklif etmiş. Wegner, bu uygulamanın gençlerin radikal grupların etkisine girmesini önlemeye katkı sağlayacağını belirtmiş. (ankahaber.net, 31 Temmuz 2026)
Hıristiyan Demokrat Birlik’ten (CDU) Berlin Eyalet Başbakanı Kai Wegner, devlet okullarında verilecek ve kamu denetimine tabi olacak İslâm din derslerinin gençleri bu tür etkilerden korumaya yardımcı olacağını belirterek, “Devlet okullarındaki din dersleri gençlerin bu tür etkilerden korunmasına büyük katkı sağlayabilir. Buna, devlet denetimine tabi olacak şekilde okullarda İslâm din derslerinin verilmesi de dahildir” değerlendirmesinde bulunmuş.
Açıklamalara göre Berlin’de din derslerine katılım gönüllü olarak uygulanırken, Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) 2023 yılında imzaladıkları koalisyon anlaşmasında “Dinler/Dünya Görüşleri” başlıklı seçmeli zorunlu bir dersin hayata geçirilmesini kararlaştırmış ancak bu düzenleme bugüne kadar uygulamaya geçirilmemiş.
Avrupa’daki tartışmaların temelinde, daha doğrusu “İslâm din dersi”nin okullarda okutulmasına karşı çıkılmasında İslâmiyeti iyi temsil edemeyenlerin yaptıkları yanlışların payı var. İslâm’ın doğru temsil edilmesinin önemine dikkat çeken Bediüzzaman Hazretleri şöyle der: “Eğer biz ahlâk-ı İslâmiyenin ve hakaik-ı imaniyenin kemâlâtını ef’alimizle izhar etsek, sair dinlerin tâbileri elbette cemaatlerle İslâmiyete girecekler, belki küre-i arzın bazı kıt’aları ve devletleri de İslâmiyete dehalet edecekler.” (Eski Said Dönemi Eserleri, Hutbe-i Şamiye, s. 239-40)
Gerek ülkemizde ve gerekse dünyanın başka yerlerinde yaşayan Müslümanlar İslâm’ı doğru anlasa ve yaşasa muhtemeldir ki “okullarda din dersi” okutulmasına karşı çıkanların sayısı azalır.
“Yabancı” siyasetçi ve idarecilerin “İslâm din dersi” okutulmasına taraftar olması elbette sevindirici bir haber. Bu çağrıları desteklemek, güzel örneklerle böyle düşünenlerin elini kuvvetlendirmek de Müslümanları temsil için yola çıkan “sivil toplum kuruluşları”nın vazifesi olmalı...