Komplo teorisi olarak görülse de son yıllardan dünya gündemini meşgul eden tabirlerden biri de “Yeni dünya düzeni”ydi. Bu tabirden çoğu kişi farklı bir yorum çıkarmış olsa da netice itibarıyla dünyanın değiştiği ve bir bakıma ‘iyiye doğru’ gittiği düşünülüyordu.
Bir müddet için “iyi” gelişmeler yaşanmış olsa da son zamanlarda umumî anlamda bir “uluslararası hukuksuzluk hali” yaşanıyor denilse yanlış olmaz. 10 ya da 20 yıl önce yaşansa herkesin çok taaccüple karşılayacağı bazı hadiseler artık “normal” görülüyor. Ya da itiraz edilse de itiraz edenlere kulak veren olmuyor. Düşünün ki Amerika, maddî gücüne ve belki de dünyanın sessizliğine güvenerek bir başka ülkenin idarecisini bir bakıma esir alıyor. Böyle bir hadise yakın zamanlarda hiç yaşanmamıştı.
Böyle hadiseler yaşanmamıştı diyoruz, ama farklı şekillerde de olsa bundan daha vahim hadiseler de dünyanın başka bölgelerinde yaşandı. Sözgelimi, Filistin ve Gazze’de yaşanan İsrail zulmü “şok edici ve yanlış olması bakımından” Amerika’nın attığı adımdan geri kalır mı? Dünyanın gözü önünde her türlü haksızlık, zulüm ve işkence yapıldı; on binlerce insan katledildi ve sanki hiçbir şey olmamış gibi İsrailli idareciler yollarına devam etti.
Gerçi İsrail zulmüne itiraz eden ülke ve idareciler oldu, ama bu itirazlar İsrail zulmünü durdurmaya yetmedi ve halen de yetmemiş gibi görünüyor.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de, kurallara dayalı uluslararası düzenin artık mevcut olmadığını söylemiş. Merz, 62. Münih Güvenlik Konferansı’nın açılışında yaptığı konuşmada, konferansın sloganının “Yıkım sürecinde” olduğuna işaret ederek, bu sloganla hukuka ve kurallara dayanan uluslararası düzenin yok olmak üzere olduğunun ifade edilmek istendiğini belirtmiş. Bunu biraz daha açık şekilde ifade etmek gerektiğini aktaran Merz, “Bu düzen, en iyi dönemlerinde ne kadar kusurlu olsa da artık bu haliyle bile mevcut değil” demiş. “Öngörülebilir bir gelecekte, Pekin, askerî açıdan ABD ile aynı seviyede yer alabilir” diyen Merz, Çin’in diğer ülkelerin bağımlılıklarını sistematik olarak kullandığını ve uluslararası düzeni kendi anlayışına göre yeniden yorumladığını” hatırlatmış.
Büyük güçlerin hâkim olduğu bu çağda, hürriyetlerin kolayca elde edilemeyeceğini anladıklarını dile getiren Merz, “Bu (özgürlük) tehlikede. Bu özgürlüğü korumak için kararlılık ve irade gerekecek. Bu da bizden değişime, dönüşüme ve hatta fedakârlıklara hazır olmayı gerektirecek” ifadelerini kullanmış. (AA, 13 Şubat 2026)
Nasıl ki düzensizlik ya da sadece ‘kuvvet’in hükmettiği bir dünya yaşanmaz hale geliyorsa bu durum devletler ölçüsünde de geçerlidir. O halde en küçük daireden en büyük daireye kadar gücün değil, “hakkın ve haklının” sözünün geçmesini temin etmeye çalışmak şart vesselâm.