21 Şubat 1970’de yayın hayatına başlayan Yeni Asya, bugün bir yaş daha olgunlaşmış oluyor.
Yeni Asya için 56 yıl geride kaldı ve 57. yıla adım atmış oldu. Türkiye şartlarında bir gazete için yarım asrı geride bırakmış olmak tek başına bir başarı kabul edilmelidir. Hem ekonomik hem de siyasî zorluklara rağmen istikrarlı ve istikametli yayın yapabilmek ancak okuyucu desteği ve duası ile mümkün olabilir.
Elbette Yeni Asya’nın istikametli ve istikrarlı duruşundan ve yayınından rahatsız olanlar da vardır. Bu noktada şöyle bir tablo ile karşı karşıyayız: Bazıları istiyor ki Yeni Asya da onlar gibi düşünsün, onlar gibi yazsın, onlar gibi çizsin. Oysa Yeni Asya, yolunu keyfi olarak çizen bir gazete değildir. Yeni Asya’nın iddiası, kararı, niyeti ve duası; Risale-i Nur eserlerine ayine olmaktır. Bu bakımdan “Risale-i Nur’un medyadaki dili” olmak niyetiyle yola çıkan bir gazeteye, “Bizim gibi düşünmek zorundasın” demek boşa gayrettir. Eğer birileri, “Yayınlar şu noktadan Risale-i Nur’a uygun değil” diyerek iddialarını ispat edebilirse o zaman bu itirazların bir anlamı olabilir. Zaten haklı bir itiraz olsa onu “Omuzunda akrep var” diyeni dikkate almak gerekir prensibi gereği hataların düzeltilmesi yoluna gidilir. Ancak bugüne kadar yapılan tenkitler “Niçin bizim gibi düşünmüyorsunuz, niçin bize destek olmuyorsunuz” benzeri eleştirilerdir ki bu tenkitlerin hakperestlikle ilgili olduğunu söylemek kolay değil.
Hemen her 21 Şubat yıldönümünde hatırlatıldığı üzere Yeni Asya “yazıyorsa doğrudur” prensibini de yayın çerçevesinden biri olarak ortaya koymuştur. Geride kalan yıllardaki yayınları da buna delildir.
Yeni Asya’nın bir başka prensibi de “İslamiyete doğru şekilde ayine olmak”tan ibarettir. Çünkü Yeni Asya, Risale-i Nur’dan bu ölçüleri almış ve hayata geçirmeye gayret etmiştir. “Gelenin keyfi için geçmişe sövmemek” de yine Yeni Asya’nın prensipleri arasındadır.
Elbette bu ‘doğru ve haklı prensipler’e uygun yayın yapmak; bazılarını her zaman için rahatsız eder ve etmiştir. Nitekim gerek 12 Eylül 1980 askerî darbesi sonrasında ve benzer darbelerde; darbeciler ilk iş olarak Yeni Asya’yı susturmanın peşine düşmüşlerdir. 1980 darbesi sonrasında darbeciler eliyle neredeyse 500 gün kapatılması buna en büyük delillerden biri değil mi? Benzer şekilde 28 Şubat 1999 sürecinde de neredeyse bütün yazarların, yazıları sebebiyle mahkeme kapılarına sürüklenmesinin başka bir izahı olabilir mi?
Yeni Asya’yı bir yönüyle okuyucuları yayın hayatına başlatmıştır ve okuyucu desteği, duası ve teşviki devam ettiği sürece de inşallah hep yayın hayatında olacaktır.
Yeni bir 21 Şubat yıldönümünde Yeni Asya’nın bu günlere gelmesinde emeği geçen isimli ve isimsiz kahramanlara şükranlarımızı sunuyoruz. Elbette en büyük teşekkür de ağzı dualı okuyucularımıza...