Cezaevlerinin durumu başlı başına incelenmesi, tartışılması ve konuşulması gereken bir konu. Türkiye’yi idare edenler ‘çok sayıda yeni cezaevi yaptıkları’ndan dolayı övünüyorlar; ama keşke cezaevlerine daha az ihtiyaç duyulsa, daha az suç işlense...
Nasıl ki asıl olan barıştır, ama ihtiyaç hasıl olunca da savaştan kaçınılmaz. Aynı şekilde keşke cemiyetimizin temel direkleri sağlam olsa, insanlar ‘doğru yol’dan gitse ve cezaevine düşmese. Suç işleyenlerin olduğu yerde cezaevlerini olması tabiidir. Cezaevleri olacak, ancak bunların ‘eza evi’ de olmaması gerekir. Çünkü ceza çekenin de ‘hakları’ vardır.
Cezaevleriyle ilgili en büyük şikâyetlerden biri de yer sıkıntısının olmasıdır. 10 kişinin kalması gereken bir odada, bir koğuşta 15 ya da 20 kişi kalması hak mıdır, reva mıdır? Nihayetinde cezaevlerinin mahkum kapasitesini de devlet ilgilileri tespit edip açıklıyor. O halde cezaevlerinin tıka basa dolu olması ‘alarm zili’ olarak görülmeli.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonunda, Düzce T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Bolu Ceza İnfaz Kurumları ile Kırşehir Ceza İnfaz Kurumlarının inceleme raporları görüşülmüş.
Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonu Başkanı ve Adıyaman Milletvekili Mustafa Alkayış, yapılan çalışmalarla ilgili bilgi verirken, “Hükümlü ve Tutuklu Hakları İnceleme Alt Komisyonumuzun gerçekleştirdiği toplantılar, sahada yapılan inceleme ziyaretleri ve Komisyonumuza ulaşan başvurular, hükümlü ve tutuklu haklarının insan hakları boyutuyla çok yönlü ve bütüncül şekilde ele alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koymuştur” ifadelerini kullanmış.
2002’den bu yana 11 E tipi cezaevlerini çeşitli sebeplerle kapattıklarını, dönüştürdüklerini belirten Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım ise 2028 sonuna kadar 50 yeni Ceza İnfaz Kurumu yapmayı hedeflediklerini anlatmış. Cezaevlerindeki tutuklu sayısına ilişkin bilgi de paylaşan Yıldırım, “Bugün itibarıyla Türkiye cezaevlerinde 410 bin 400 hükümlü tutuklumuz bulunuyor. Bunlardan 17 bin 911’i terör, 386 bin 210’u da adli” açıklamasını yapmış. (AA, 11 Şubat 2026)
Türkiye’deki cezaevlerinin toplam kapasitesine 300 bin civarında olduğu yine resmî açıklamalarla belirtildiğine göre, ortada 100 bin kişilik bir mahkum ‘fazla’sı var. Bu da bilhassa bazı cezaevlerindeki koğuşların çok kalabalık olduğunu gösterir. 300 bin kişilik bir ‘ev’de 400 bin kişinin kaldığı düşünülürse yoğunluk daha iyi anlaşılır. Tabiî ki bu yoğunluğa çare olarak yeni hapishaneler yapmaktan ziyade, ‘suçlu’ sayısını azaltmayı tercih etmek gerekir. Bunun bir yolu ‘doğru eğitim’ ise, bir yolu da adaletin ‘adil ve acil’ işlemesiyle mümkündür.
Türkiye’nin ve milletimizin talebi ‘adil ve acil adalet’dir vesselâm.