Tekrar etmekte fayda var ki, ülkemizin temel meselesi ‘hak, hukuk ve adalet’ konusunda arzu edilen seviyede olmayışımızdır.
Türkiye’yi idare edenler “Kim haksızlığa uğruyor ki? Çok adil bir ülkeyiz” demiş olsa da önümüzdeki tablo bu iddiayı doğrulamıyor.
Düşünün ki iktidarın bir ortağı, diğerine “Hukukun gereği olarak şunları yap” deme ihtiyacı hissediyor. Bu beyanlarda samimî olunup olunmadığı başka bir tartışma konusu. Ancak bu beyanlar ‘hak, hukuk ve adalet’ noktasında problemler olduğunun beyanından başka bir şey değildir.
Türkiye’nin esas meselesi ‘adaletsizlik’ olmakla birlikte, vatandaş nezdinde geçim derdi ve ekonomik sıkıntılar daha öne çıkmıştır ve bu da tabiîdir. Dolayısı ile ekonomi konusundaki tartışmalar da görmezden gelinemez.
Başta emekliler olmak üzere dar gelirlilerin büyük bir sıkıntı içinde olduğu herkesin bildiği bir durum. Türkiye’yi idare edenler de emeklilere hak ettikleri kadar maaş veremediklerini beyan ediyorlar, ama bunu “İmkânlarımız sınırlı. Keşke devletin parası olsa da emeklilere daha fazla maaş versek” diyorlar. Bazıları da bu beyanlara inanıp, “Devletin çok gideri var. Bunca yol yapılıyor, hastane yapılıyor, deprem oldu, salgın oldu... Bakın, emekli maaşları ödeniyor. Hallerine şükretsinler” diyerek idarecileri savunmayı tercih ediyor.
Elbette devletin çok gideri var, ama bir o kadar da geliri var. Sadece giderlerden bahsedip vergilerden, gelirlerden bahsetmemek doğru olur mu? Hem emekli veya çalışanların maaşlarını ödemek zaten idarenin vazifesi. Bundan dolayı kimin övünmeye hakkı olabilir ki? Devlet nihayetinde bu paraları yine milletten, vergi ve başka adlar altında almıyor mu? Yani milletin parası toplanıyor ve yine millet için yol, su, elektrik ya da emekli maaşları gibi geri ödenmiş oluyor.
Mesele şu ki, bu yapılırken adaletli bir dağıtım yapılmıyor. Önümüzde duran tablo ancak şairin dediği gibi tarif edilebilir: “Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul./ Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa.” Yani mesele devletin topladığı vergi ve diğer gelirleri dağıtırken adil olmamasından kaynaklanıyor. Bakın yine mesele geldi ‘adalet’e dayandı. Adalet sadece ‘adliye sarayları’ndaki iş ve işlemlerde aranmaz ki. Her işte, her adımda adalet gerekir.
Türkiye’yi idare edenlerden biri şöyle demiş: “Enerji hamlemizle 10 milyarlarca dolar dışarı verdiğimiz para, terörden temizlediğimiz Gabar’da 80.000 varilin üzerinde günlük petrol arzıyla ve [keşfedilen] 710 milyar metreküp doğalgazımızın hanelerimize ulaşmasıyla ve dışarıya gidecek bütün o paranın devletimizin cebinde kalmasıyla başta emeklilerimiz olmak üzere bütün toplum kesimlerine refah farkı olarak onlara ulaştırıcı bir misyonu icra edeceğiz.”
Var olan para adaletli dağıtılsa, adil şekilde paylaşılsa emekli ya da dar gelirliler mağdur olmazdı. Kusura bakmayın, ama Türkiye’nin meselesi parasının olmaması değil, var olan paranın faize ve israf bataklığına atılmasıdır.