"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yasakçılar özür dilerken

Faruk ÇAKIR
11 Şubat 2020, Salı
Dünyanın en yanlış işlerinden biri de, idarecilerinin başörtüsü yasağını savunmasıydı. Keyfi ve kanunsuz başörtüsü yasağının Türkiye’ye verdiği maddî ve manevî zararı tesbit edebilen var mı? Bilhassa darbe ve ara dönemlerde nükseden bu yasak tam anlamıyla Türkiye’nin önünü tıkamış ve ufkunu karartmıştır.

Başörtüsü yasağını savunan ve uygulayanların, geç de olsa yanlış yaptıklarını anlamış olmaları Türkiye açısından bir kazançtır.

Genelkurmay eski Başkanlarından İlker Başbuğ’un açıklamaları bu anlama gelir. “Geçmişte hatalar oldu” diyen Başbuğ, Haber Global’de (TV) Erdoğan Aktaş’ın sorularını cevaplandırırken şöyle demiş: “12 Eylül 1980 askerî müdahale olayı sonrası ortaya çıkan bir ‘türban’ meselesi oldu. Yapılan hata 18 yaşını dolduran kızlarımızın üniversitede türban takması konusunda karşı çıkılması en büyük yanlıştı. 18 yaşında, üniversitede eğitim alan kızın türban takıp takmamasına sizin devlet olarak müdahale etmeniz ne kadar doğrudur? Ben doğru olmadığı kanaatindeyim. Bazı olaylarda da en çok kullanılan, karşı tarafa da en çok güç veren noktalardan bir tanesi de budur. Türban konusunda Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin de büyük hatası oldu. Birincisi üniversitelerdeki türban olayını TSK da zımmen destekledi. İkincisi türbanlı anne, yemin törenine sokulmadı. Aynı annenin oğlu şehit oldu, gittiniz elini öptünüz. Burada bir ikilem var. Çözemedik bunu. Örneğin, dönemin başbakanının eşi GATA’ya alınmaması yanlıştı.” (‘Eşit Ağırlık’ programı, 28 Ocak 2020, @aktaserdogan, 7 Şubat 2020) (Yeni Asya, 10 Şubat 2020)

Bu açıklama üzerine Başbuğ’un ‘başörtüsü’ne ‘türban’ demesine itiraz edenler olduğu gibi, “18 yaş öncesine” başörtüsü yasağını dolaylı olarak savunmasına itiraz edenler de oldu. Elbette bu itirazlar haklıdır. Hele hele başörtüsünün “18 yaş öncesi takılamayacağı” gibi bir kanaat Türkiye ve dünya şartlarına uymaz. Bununla birlikte uzun yıllar doğrudan ya da dolaylı olarak başörtüsü yasağına destek olan çevrelerin bugün, “18 yaş sonrası serbest olsun” noktasına gelmesi de bir merhaledir. 

Başbuğ’un bir itirafı da başörtüsü konusunda mensup olduğu kurumun da büyük hatası olduğunu ifade etmesidir. O gün yapılan bu yanlışlara Türkiye’nin büyük çoğunluğu itiraz etti. Yetmedi, dünya bile bu yasağın anlamsız olduğunu söyledi. Ne var ki çeşitli sebeplerle bu yanlış ve yasak yıllarca devam etti. 

Bugün gelen bu itiraf esasında şimdi yanlış yapanlara da örnek olmalıdır. İkna metodu ile başörtüsü serbestliğinde yaş sınırı olmayacağını herkese anlatmak durumundayız. Başörtüsü serbestliği sadece üniversite öğrencileri ile sınırlı görülemez. Hangi yaşta olursa olsun isteyen herkes serbestçe başörtüsü takabilmelidir. “Öğrenci taksın, memur takmasın” ya da “şurada çalışanlar taksın, burada çalışanlar takmasın” gibi yasağı kişilere ve kısımlara bölen bir anlayış kalıcı çare olamaz. 

Başta Türkiye’yi idare edenler olmak üzere herkes bilmelidir ki eşyanın tabiatına aykırı hareket etmek mümkün değildir. Suları tersine akıtmak mümkün olur mu? “İlkokulda okuyanlar takmasın, üniversitede okuyanlar taksın” demenin bir anlamı olabilir mi? Dün üniversitedeki yasağı savunanlar bugün ‘yanlış yaptık’ diyorsa; yarın da ‘ilkokulda yasak olsun’ diyenler ‘hata ettik’ demek durumunda kalırlar.

Umalım ve temenni edelim ki başörtüsü konusundaki itiraflardan sonra sıra şimdiye kadar devam ettirilen diğer yanlışların itirafına da gelsin. Tabiî ki yeni hatalar da yapmamak şartıyla...

Okunma Sayısı: 2351
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • HÜSEYİN İLHAN

    11.2.2020 21:29:27

    Bu ve benzeri İTİRAF,İFŞAAT ve her açıklama dikkatlice kayda geçirilmelidir.Zira bu itiraf ve ifşaatların perde arkasında yeni zulümlerin bilhassada DİNE ZARAR VEREN dindar kisvesi altında din tahribatı,milliyetçilik addı altında da bölücülük,tefrikacılık va kamplaştırma,ayrıştırma yapan göbekleri dışarıda habis urları içimizdeki kurtların defedilmesi,masumların düşürüldükleri tuzaklardan kurtulup HAK-HUKUK-ADALET VE MEŞVERET için akıllarının başlarına gelmesinde büyük faydalar vardır.

  • Abdulkadir Turan

    11.2.2020 19:49:22

    Fenâ ve fânî adamların,güzel ve bakî sözleri olabilir buyuruyor Üstad.Dolayısıyla;Sayın Başbuğ'un ifadeleri;bi nebze de olsa,uyuyanların uyanmasına,boş boğazların gerçekleri görmesine ve hakikati ciddi mânâda anlamaya vesile olacak gibi.Başörtüsü meselesi oldukça önemli ve başörtüsü bizler için bir şeref simgesidir.Ve o şerefe sahip çıkmak ta;biz müslümanların boynunun borcudur.

  • Mürsel

    11.2.2020 16:25:46

    "Bu asrın acip bir hassasıdır. Bu asırdaki ehl-i İslâmın fevkalâde safderunluğu ve dehşetli cânileri de âlicenâbâne affetmesi... musibet-i âmmenin devamına ve idamesine, belki teşdidine kader-i İlâhiyeye fetva verirler; biz buna müstehakız derler."

  • Mürsel

    11.2.2020 11:57:31

    Bayram değil seyran değil....öptü! Önceki (2009 daki yasa vb) beraber bu açıklamayı düşünürsek; askerin eliyle ve diliyle siyasete karıştığını görürüz. Asker siyasetten dilini ve elini çeksin! Bu açıklama özürden öte birşey.Siyasete hulul/ sızmadır.Zamanı geldiğini düşünüp; birilerine karşı birinin yanında aleni saf tutuyor, Bu özürümsü bizlerin ağzına bal çalmak kabilinden vıcık vıcık popilizm!..Aman ha!.

  • erhan

    11.2.2020 10:06:56

    bu gün şikayet ettikleri iktidarın, bu koltuklarda bu kadar uzun süre oturmalarının müsebbiplerinin kendileri oldukları ortada iken, seküler kesimin, geçte olsa, gerek siyasi ayağı, gerekse askeri ayağının itirafları değerlidir, anlamlıdır, desteklenmelidir. geçmişte yapılan bu hatalardan dolayı sureti haktan içinin ise ne olduğu belli olmayan bir sürü zalimin, din kisvesi altında ne haltlar yedikleri aşikardır. işte bu yüzden DEMOKRASİ, hepimize her siyasi görüşe, her ırka, her dine mensup kesimlere, her renkte insana, ve ülkelerin geleceğini garanti altına alabilmesi için tüm insanlığa Demokrasi, Hak,Hukuk, Adalet demeli ve savunmalıyız. "Yeni Asya camiası gibi"

  • HÜSEYİN İLHAN

    11.2.2020 06:24:54

    28 ŞUBAT Zalimliği yapanların kimler olduğu belli. Hala bu milleti üzen ve gayretullaha dokunan zulmün sahiplerinden olan ve mv.olan partili bayanın başını dahi açtıran bir zulüm sahibi milleti şimdi de yanlışlara sürüklemede bir başka siyasi ile ortak çalışıyor.

  • Abdurrahman AYDIN

    11.2.2020 01:15:10

    1. Soru: 18 Yaşın altındaki çocuğun nafakası kime yüklenmeli? (Ebeveyne mi, Devlete mi, Hiç kimseye mi?) 2. Soru: 18 Yaşın altındaki çocuğun kıyafetine kim karışmalı? (Ebeveyn mi, Devlet mi, Hiç kimse mi?) 3. Soru: 18 Yaşın altındaki çocuğun karşı cinsle ilişkisine kim karışmalı? (Ebeveyn mi, Devlet mi, Hiç kimse mi?) Cevap olarak herhangi bir şık seçilebilir. Ama üç cevap arasında tutarlılık aramak herhalde gerekir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı