"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zalimi yanından kov!

Faruk ÇAKIR
05 Eylül 2020, Cumartesi
Doğu Türkistan’da yaşanan zulüm ve haksızlıkların Türkiye gündemini yeterince meşgul etmemesi dikkat çekici bir durum. Elbette Türkiye’nin imkânları ve yapabilecekleri sınırlıdır. Ancak haksızlıklara karşı çıkmak, bunları ‘insanlık gündemi’ne taşımak tek başına para ile, pul ile yapılacak şeyler değil. Paranız olmayabilir, ama haksıza “Haksızlık yapıyorsun, dur” diyebilirsiniz.

Türkiye’nin Çin idaresinin Doğu Türkistan’da yaptığı haksızlıkları dile getirmemesi ve mümkün olan en üst seviyeden itiraz etmemesi anlaşılır bir durum değil. Daha da garip olanı, bu ilgisizliğin sebebinin ‘ekonomik gerçekçeler’e dayandığının ileri sürülmesi. ‘Batı’ya karşı her türlü itirazını dile getiren yöneticilerin, Rusya ve Çin karşısında ‘görmez ve duymaz’ tavrın takınması Türkiye’nin menfaatine olamaz.

Her ne sebeple olursa olsun Amerika ve Batı ülkelerinin Doğu Türkistan’da yaşanan zulmü dile getirmesi ve itiraz etmesi önemlidir. Esasında Çin yönetimi de Doğu Türkistan’da yaşanan haksızlıkları temelde inkâr etmiyor. Sadece bu yapılanların “eğitim maksatlı” olduğunu ileri sürüyor. Düşünün ki insanlar evlerinden, ailelerinden, çevresinde kendi istekleri olmadan ‘eğitim kampı’na alınıyor ve ‘zorla’ eğitiliyor. Bunu iyi niyetle izah, kimi inandırabilir?

Nitekim dünya insanlarını ve insanlığı inandıramıyor. Meselâ, İngiltere’de kamu mahkemesi, Dünya Uygur Kongresi’ni temsil eden bir insan hakları avukatının Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Türklerine uyguladığı hak ihlâllerinin “soykırım” olup olmadığının soruşturulması talebini kabul etmiş.

İlgili haberde şu bilgi de var: Başvuruyu kabul eden Londra kamu mahkemesinde duruşmaların gelecek yılın ilk aylarında başlaması bekleniyor.      

Duruşmalarda soykırım iddialarını destekleyecek kanıtların ve ifadelerin ortaya konulmasının Çin’i hak ihlâllerinden sorumlu tutmaya yönelik önemli bir girişim olacağı belirtiliyor. (aa, 3 Eylül 2020)

Adı geçen mahkemenin alacağı kararın hükümetler için bağlayıcılığı yok, ama dünya kamuoyu baskısı bakımından yine de önemlidir.

Türkiye’deki ‘iktidar yanlısı medya’nın bu husustaki tavrı da çok garip. Neredeyse Çin idaresini haklı bulan haberlere imza atıyorlar. Çin’in dâveti üzerine bölgeye gidip ‘toplama kampları’nı gezen ve orada da Çin idaresinin açıklamalarını manşetlere taşıyan gazete ve televizyonlar unutulabilir mi?

Hele hele yabancı dilde yayın yapan ‘iktidar yanlısı medya’ Çin hayranlığını gizlemek bir yana, dünya ülkelerine karşı Çin’i savunmaya başlayan haber ve yazılara yer veriyorlarmış. Bu duruma tepki gösten ekonomi yazarı İzzet Akyol, örnek olarak paylaştığı haberi şöyle yorumlamış: “Şaşkınlıktan ağzımız açık, olup bitenleri izlemeye çalışıyoruz. Çin’deki Uygur dramı hakkında birşey demeyen, hatta utanmadan Çin’i haklı dahi bulan iktidar yanlısı medyada çıkan bu yazı “Batıdaki Çin karşıtı tutum”un uluslar arası istikrar ve düzeni tehdit ettiğini savunuyor.” (@izakyol, 1 Eylül 2020)

Türkiye kamuoyu bunlara da mı şahit olacaktı? Zalimi ve zalimleri “Hiç değilse yanımızdan kov”mamız icap etmez mi?

Okunma Sayısı: 3050
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı