"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ailemizin numune-i imtisali “Dedem” Ahmet Düzenli

Fatma Nur DÜZENLİ
19 Mayıs 2015, Salı
Gazetemizde yaklaşık 2-3 haftadır dedem “Ahmet Düzenli’nin vefat haberleri çıkıyor.

Tabi kimimiz tanıyor kimimiz ilk defa duyuyor. Dedemi en yakından tanıyan bendeniz, torunu olarak dedemi az da olsa bu yazımla yad etmek ister ve sizinlede paylaşmak isterim. 

Dedem 1941 yılında Trabzon’da doğdu. Ve ardından Risale-i Nurlarla 1966 yılında askerlik yaparken tanışır ve hizmet hayatına başlar. Daha sonra Trabzon’da bulunan Sami Akçay ağabey ile derslere gitmeye başlar ve hayatının değişmez esası olarak birinci sıraya yerleştiriyor Risale-i Nurları. Daha sonra İstanbul’a taşınırlar ve orada da hizmete verdiği katkılar unutulmaz olduğunu görüyoruz. Şu an Yeni Asya’nın basıldığı Güneşli tesilerimizin müteahhitliğini yapar. Dedeme baktığım zaman hizmet için atan bir kalp görüyorum ve bu beni gururlandırıyordu. Çünkü ben kendimi bildim bileli dedem hizmetin, derslerin, panellerin, programların içerisinde var olmaya çalışan hizmet sevdalısı. Küçüklüğümden beri hafıza kazılmaya başlamıştı bu sevda.

Bulunduğum mahal olan Sultangazi’deki hizmetin ilk inkişafı yine dedemlerin zamanında gerçekleşir. Hatta dedem, hizmetlerin kesilmemesi için evimizi küçük Medrese-i Nuriye’ye çevirmişti ve bu beni çok mutlu etmişti. Küçüktüm, ama mutlu oluyordum. Canım dedem her daim Risale-i Nur hizmetlerini bırakmadan biz torunlarına sadakatini hayatı ve yaşayışıyla göstermişti. Bana sürekli nasihatlerde bulunurdu, “Risale-i Nurları okuyun. Okumanızı asla aksatmayın, ne kadar okursanız istifadeniz o derece ziyadeleşir” derdi. Biz de dedemin bu altın gibi nasihatlerini idrak etmek için var gücümüzle çalışırdık. 

Dedem tüm evlatlarına nur tohumlarını daha küçük yaşta atmaya başlamış ki eve Can Kardeş dergisi geldiği zaman babamlar ilk önce ‘Ben okuycağım’ diye münakaşa ederlermiş =) Aslında babamlar da kalplerine serpilen bu nur tohumlarının belki de farkında bile değillerdi. Ama şu anda elhamdülillah hepsi idrakinde, ki biz torunlara kadar taviz vermeden gelebilmiş. 

Dedem son zamanlarına kadar cemaatle namaz kılma adetini hiç bir zaman ara vermeden devam ettirirdi. Eğer etrafında cemaatle namaz kılacak fazla kişi yoksa hemen camiye giderdi ve camiye gitme alışkanlığını vefat edeceği güne kadar asla bırakmadı. Hatta bununla ilgi küçük bir hatıram geldi aklıma: Biz yazları Trabzon’a fındık toplamaya giderdik hep beraber. Malumunuz fındık ayı çok yorucu ve meşakatli bir aydır. Sabahları tüm evi namaza kaldırırdı dedem. Daha sonra cemaatle namaz kılardık ve ardından uzun bir tesbihat yapardık ve kısa bir Risale dersi, ki çok yorgun olmamıza rağmen dedem bu esasları asla unutmadan bizlere yaptırırdı. İşin en ilginç tarafı, biz yatardık ama dedem o yorgunluğa rağmen cevşen ve Kur’ân okumasını tamamlayıp ontan snora yatardı. Ne muhteşem bir sadakat. Küçüklüğümden beri hafızama kazılan bir kare vardı ki bu kare dedem vefat edene kadar devam etti. Küçüklüğümde dedemi sevmek için yanına giderdim ve dedemin gömleğinin cebinden hiç eksik olmayan cevşen, tesbihat ve takkesi bunlar her daim dedemleydi ve hep yanında hazır bulundururdu. İşte dedemi hep bu hal üzerine hatırlıyorum. 

Dedem sürekli rahatsızlanırdı ve rahatsızlandığı zamanlar eğer ders gününe denk geliyorsa o gün ne olursa olsun, babama “Hadi bakalım derse gitme vaktidir” derdi. Rahatsız olduğu anlarda bile sadakatini tekrar gösteriyordu bizime. Dedem ders yapmasa bile çok iyi bir dinleyici idi. Hatta ben vakıflık yaptığım esnada bizi ziyarete gelmişlerdi. Dedem, ‘gel seni özledim’ diyerek beni çağırtmıştı. Eve sürpriz yaparak bir anda gittim. Dedem o kadar mutlu oldu ki, o mutluluğu görülmeye değerdi. Çünkü torunu onun sevdası olan Risale-i Nuru en iyi şekilde anlatma yolunda ilerliyordu. Daha sonra ben evden ayrılana kadar her akşam dedeme ders okudum, meğersem bu son dersleri olacakmış ve dedemi son görüşüm olacakmış da haberimiz yokmuş. 

İşte burada hem bana hem de siz genç kardeşlerimize muhteşem bir numune-i imtisal bağlılık ve sadakat örneği çıkıyor. Dedemde ailemizin numune-i imtisali olmuş da biz bunun farkına ancak o vefat ettiği zaman anlayabildik. Ve ölüm hakikati Düzenli Ailesinin arasına gelerek bizlere o hakikati en yakınımızda göstermişti. 04.04.2015 cumartesi günü dedemin vefat haberini almıştık. Herkesde büyük hüzün, bende ise büyük şaşkınlık vardı. Çünkü daha dün kendisi Cuma namazına gitmiş ve sağlığı da iyiydi. Acı haber ulaşır ulaşmaz Trabzon’a yola çımıştık. Çünkü dedemin vasiyeti kendi memleketine defnedilmekti. Dedem Mersin’de ikamet ettiği için oradaki cemaat vefat haberini alır almaz Danyal Ateş abimizin organizasyonuyla oradaki cemaatle beraber cenaze namazı kılınarak Trabzon’a yola çıkmıştı. Biz de ertesi gün Trabzon’a varmıştık varmasına, ama birşeyler eksikti. Her zaman kapıda bizleri karşılayan koca çınar bu sefer yoktu. Eve ilk girdiğimde ilk onun odasına girdim. O kadar değişik duygulara kapıldık ki, yatağı hazır duruyordu. Hata başının ucundaki cevşen, tesbihat ve takkesi orada dedemi bekliyordu. Ama dedem bu sefer gelmeyecekti. Daha sonra dedem gece evimize gelmişti, ama nasıl gelişti sessiz sakindi ve öylece uyuyordu. 

Aslında dedem en güzel yere gitmişti, Peygamber Efendimizin, üstadımızın, annesinin ve babasının yanına gitmişti ve o halinden memnundu. Biz ne kadar üzülsek de Risalelerde okuduğumuz ölüm hakikatini yaşama zamanı gelmişti bizim için. O bu hakikati hakkalyakin yaşasa da biz de bu hakikati Risale-i Nurlarda okuduğumuz kadarıyla o anda aynelyakin yaşıyorduk.

Ve artık 06.04.2015 pazartesi günü dedemi ikindi namazına müteakiben defnetmiştik. Biz Risale-i Nur talebeleri biliyoruz ki “Birimiz şarkta, birimiz garbta, birimiz ahirette de olsak da biz birbirimizden ayrılmayız. Biz mânen beraberiz.” Bu hakikati bilmek az da olsa teselli kaynağımız oluyordu bize.

Rabbim bu acımızın sabrını her daim versin. Yazıma son veririken, Düzenli Ailesi adına gerek bizleri telefonla arayarak, gerek gazetemiz Yeni Asya’da taziyelerini sunan tüm kardeşlerimize ve tüm Nur Talebelerine teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bu günümüzde yanımızda bulunan tüm dostlarımıza da teşekkür ederiz.

Rabbim rahmetinle muamele etsin dedeciğim. Allaha emanet ol, seni çok seviyoruz 

Allah’a emanet olun, dua ile...

Okunma Sayısı: 1709
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Zübeyir

    20.5.2015 12:04:33

    Allah rahmet eylesin. Meşveretlerde görüşürdük, nurani siması, sadakati, hilmi ile dikkatimizi çekmiş bir ağabeyimizdi. Allah rahmet eylesin. Teşekkür ediyoruz, fatihaya vesile oldu yazınız...

  • Aşkın Doğan

    19.5.2015 06:24:48

    Mehmet kutlular abi yi 2005 yıllarında gazetede binasında pazar sohbetlerinde bir çok defa görüşme fırsatım oldu.Cağaloğlunda Mustafa Bayram abi vardı.Köfteci dükkanı gibi kitapçı dükkanı vardı o zamanlar yeniasyanın.Mehmet abi de 1938 doğumlu ve Düzenli abi gibi o da askerlik yaparken nurları tanımış.Allahtan rahmet diliyorum.Ahmet abi senin anlattıklarına göre zübeyri çizgide evini küçük bir iman kuvvetiyle cennete cevirebilmiş bir kahramandır.Ayrıca yeniasya çocuk sayfasında yazan İnci Karamanı ve Tarihin içinden Turhan abiyi çok merak ediyorum.Çünkü üslüpları çok güzel.

  • Said Yüksekdağ

    19.5.2015 00:26:50

    Allah rahmet eylesin.. Rabbim kabrini pürnur eylesin..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı