"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsan korkar!

Fazilet Kırmızı
07 Nisan 2019, Pazar 01:07
İnsanoğlu her zaman korkar.

Bazen insanın içini en mutlu olduğun anda bile içine bir korku kaplar. Çünkü en mutlu anın mutlaka bir sonu vardır. İnsan kâbus görürken korkar. Zira o gördüğü kâbusu bitmez sanır. Ve yine korkarak uyanır. 

Kimi zaman boş bir odanın karanlığından, kim zaman kendi içindeki karanlıktan üperip korkak. 

İnsan kalabalıktan da korkar, yapayalnız kalmaktan da korkar. 

İnsanoğlu korkaktır, çünkü insan fani ve acizdir. Bu sebeple, güvenmeye muhtaçtır. Güven duygusu ile bir insana veyahut bir şeye inanmaya başlarız. Bir başka ifade ile korku, bize güven verecek korkularımızı giderecek birisine ihtiyaç duymamızı gerektirir. Öyle birisine dayanmalıyız ki, her şey O’ndan korksun ve O hiç kimseden korkmasın.  Bu da, her şeyin sahibi, yaratıcısı, terbiye edicisi olan Allah’a inanmakla başlar.

Maslom hiyerarşisine göre; insanın fizyolojik ihtiyaçları yanı sıra güven duymak ve inanmakta bir insanın ihtiyaçları arasında yer alıyor. 

Aslında her şey inandığımız zaman başlar. İnsan ancak inandığını başarabilir. İnandığın kadar fedakârlık yapar. Ve İnandığın uğurda mücadele eder.  İnsan ancak inandığına güvenebilir ancak bir insan inanmadiğina hiçbir zaman güven duymaz .

Evet bizler yaşamak için veyahut ayakta kalabilmek için her zaman bir şey inanmak zorundayız. 

Aynı zamanda kendimize şu soru sormak ihtiyacı hissetmeliyiz:

Bugün biz neye inanıyoruz ve neye güven duyuyoruz? Bir gün bize faydası olmayacak maddiyata mı? Kendisi âciz ve korunmaya muhtaç olan fâni insanlara mı?  Yoksa bir gün elimizden çıkacak olan gençliğimize mi güveniyoruz? 

Bu inandıklarmiz ve güvendiklerimiz uğruna neler feda ediyoruz? 

Her insan bu dünyada fani bir yolcudur. Yürüdüğü bir yol vardır. Bu yola çıkarken bir inancı vardır. Varmak istediğin yere insanı inandıkları ve inançları götürür. 

Bir insanın güçlü yapan inancıdır. Cenab-ı Hak Âl-i İmran Sûresi’nde şöyle diyor: “Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz ,”

Biz  içimizdeki korkuları ancak kalbimizdeki iman ile yenebiliriz. İman, Allah’a bütün Kalbimiz ve ruhumuzla, beraber tasdik edip inanmaktır.

Bir insan en çok Allah’a inanmaya muhtaçtır.  Çünkü bizler aciz ve çaresiziz. Rabbimiz bilmek, tanımak ve duâ aracılığıyla iletişim kurmak hem kalbin hem  ruhun en temel ihtiyacıdır. Zira bu durum insan fıtratının bir sonucudur. Allah’ın kudreti ve rahmetine muhtacız. 

İçimizdeki korkular, Allah’a teslimiyet inancı ile yenilir. Rabbinden korkan, başka bir şeyden korkmaz. Bir yazarımızın veciz bir yazı başlığı vardı. “Korkuyorsan korkma?” diyordu. Yani “Allah’tan korkuyorsan başka hiçbir şeyden korkmana gerek yok” diyordu.

 İnanmak Allah’ın rızası dairesinde yaşamaktır. 

Üstadımız Bediüzzaman, Risale-i Nur da diyor ki: “İman, insanı insan eder. Belki insanı sultan eder” 

Hayatta her şey inandıklarımız ile başlar. 

İnanmak güçlü olmaktır. İnsan her zaman inandığı gibi yaşar ve inandığı gibi bir insan olur. Zira inancımız bizi biz yapar. Ve inançlarımız olmadığı takdirde elimizde hiçbir şey yoktur. 

Okunma Sayısı: 1655
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı