"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsan, insanı insanda tanır

Fethiye Akay
22 Aralık 2020, Salı
Bu ay kitaplığımızda insanı tanımak üzerine bir kitap var: Hz. İnsan.

Kitabın kapağında yer alan cümlenin (İnsan, insanı insanda tanır) zihnimde oluşturduğu sorularla başlamak istedim yazıya. Kitap kadar yazar ismi de beni çok düşündürdü. “Dücane Cündioğlu.” Kürtçe bildiğim için hemen bir mânâ geldi aklıma, ama belki de bu sadece bir benzerliktir, dedim. Dü, iki demek Kürtçe’de. Can da zaten bildiğimiz can. Dücane ise “iki can” mânâsını çağrıştırdı bana. Sonra araştırdım ve Farsça bir kelime olduğunu, tam da anladığım mânâya geldiğini gördüm. Zaten Farsça ve Kürtçe birbirine benzeyen diller. Hatta şu bilgiye de ulaştım Keçeli: “İki can”dan kasıt; madde ve mânâ ya da dünya hayatı ve âhiret hayatı. Gerçekten çok güzel bir isim, insanı anlatan bir isim.

İnsanlık mertebesini anlatıyor

İsminin ona kattığı mânâdan mıdır, bilmem, ama insan üzerinde çok durmuş yazar. İnsanın bildiğimizi sandığımız, ama aslında bilmediğimiz yönlerini açığa çıkarıyor kitapta. Ya da yanlış bildiğimiz… Birçok kavramın doğru anlamlarına yer veriyor meselâ. Yıllardır halk arasında kullanılmış, doğru olduğunu düşündüğümüz yanlış anlamlar veya yanlış olduğunu düşündüğümüz doğru anlamlar. Kitabı okurken anlamakta biraz zorlanıyor insan, ancak sonrasında biraz durup düşününce bir aydınlanma yaşıyor gibi birden idrak ediveriyor.

“Hazreti İnsan” diyor meselâ. Bu kavramla “insanlık mertebesini” anlatıyor. İnsanı veya bir şahsı yüceltmiyor. Ben, “hazret” kelimesini hep bir saygı ifadesi olarak bilirdim. Hazret, “sayın” demektir sanıyordum. Bir mânâsı budur evet, ama tek mânâsı değilmiş. Yazar, “tevazu” kavramı üzerinde de oldukça duruyor. Teklik, Hayy, Hu, insan, hakikat ve daha birçok kelimeye açıklık getiriyor Cündioğlu. Kısacası kitapta insan, en temelden, yani kavramlar üzerinden anlatılmaya çalışılıyor.

Hz. İnsan bir deneme kitabı. İçindeki deneme başlıklarının bazıları şöyle: “Delilik özgürlüktür, Kalbin kalbe secdesi, Hz. mi hazret mi?, Hep tevazu, Çiçeklerden özür dilemeli, Senden bana kalan ne?” Kitabın ağır ve felsefî bir dili var. Biraz da tasavvuf var kitapta. Bu yüzden zihnin doluyken okumamalısın. Meselâ ben, hep sabah saatlerini tercih ettim okumak için. Sonra da gün boyu okuduklarım zihnimde dolandı durdu. Okuduklarım üzerine düşünmeye vaktim oldu yani. İnsan, düşünmeden sadece kelimeyi, cümleyi anlayabilir. Kelimenin, cümlenin mânâsını, ne demek istediğini anlamak için düşünmek gerekir.

Altını çizdiklerim

“Zannın çoğunun hakikate nispeti yoktur. Hakikate nispeti (nispet-i tammesi) olmayan, hakikatle münasebeti bulunmayan her bilgi insanı yanıltır, aldatır; başkalarının da yanılmasına, aldanmasına sebep olur.”

“Niyete hareket, hareket değildir; meyldir sadece ve dahi temayüldür. Hareketin anlamı, hareketin kendisinde değil, harekete geçiren sebepte yani amaçtadır. Amacını bilmediğiniz bir harekete anlam veremezsiniz.”  Not: Genç Yorum Dergisi Kasım sayısından alınmıştır.

Okunma Sayısı: 984
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı