"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İlâhî sırlar hazinesi: Toprak (2)

Feyzullah ERGÜN
22 Eylül 2021, Çarşamba
Hayatın her safhasıyla ilgili faaliyetler, kanun ve nizam ölçüleri içinde cereyan etmektedir.

Sonsuz kudret sahibi Cenab-ı Hakk’ın (cc) yarattığı, sanatının bütün eserlerindeki “Her şeyde bir hikmet ve nizâm caridir, hem sârîdir (her yeri kuşatan), Görünür o, hikmet-i ilâhî, inayetli nizama.” (Lemaât). Hayat meydanının değerli bir unsuru olan toprak, içindeki düzenli faaliyetler sonucunda, canlıların hayatına hizmet ettirilmektedir. “Bir avuç toprakta dünyadaki insan sayısından fazla mikro organizma, bakteri, mantar ve arkebakteri (çekirdeği olmayan, tek hücreli canlılar) vardır. Bu organizmalar bitki artıklarını ayrıştırır, onları humusa çevirir ve verimlilik sağlayan bu maddeyi toprağa dağıtır. Toprakta ortalama 90 farklı mineral olsa da silisyum, alüminyum, demir, magnezyum, kalsiyum, sodyum ve potasyum çoğunluktadır. Topraktaki organik maddeler arasında yer alan gözenekler, toprağın havalanmasını sağlar, köklerin ve toprak organizmalarının nefes almasını mümkün kılar. Toprak için solucanlar çok önemlidir, solucanların bol olduğu toprak sağlıklı topraktır. Çünkü, solucanlar toprakta dikey tüneller açarak, aşağı katmanlara doğru ilerler ve böylece sağanak yağışlar sırasında suyun, toprağın alt katmanlarına çabucak süzülmesini sağlar.” 4

İnsanın yaradılışından, mahşerdeki dirilişine kadar devam edecek olan yolculuğun her durağında İNSAN-TOPRAK bağlantısı kesilmeden sürüp gitmektedir. “Toprak ana” ve “Sadık yârim” diye yad edilen, hayatın bütün nimetlerini İlâhî hikmet ve şefkatle bağrında geliştiren “Toprak, yalnız bize sunduğu bitkilerle değil, üzerinde çıplak ayakla yürüdüğümüzde bile tedavi edici özelliğe sahiptir. Toprak yüzeyi negatif yüklü elektronlar yaymakta, çıplak ayakla toprağa temas edildiğinde vücut negatif elektronlarla yüklenmekte, bu da pozitif etki meydana getirir (bu olaya “TOPRAKLAMA” denilmektedir). Topraklama da bir nevi tabiî ilâçtır. Topraklama, yani negatif elekt- ron alımı, en kuvvetli antioksidanlardan biridir. Topraklama, bedeninizde oluşan SERBEST RADİKALLERİ (organizmayı tahrip eden zararlı maddeler) etkisizleştirir ve zararsız hale getirmeye yardımcı olur. STRESİ alır, uykusuzluğa iyi gelir. Topraklama, kan akışını hızlandırarak kas ağrısını giderir, damarlara iyi gelir, şişmeyi önler. Toprak yalnız bizi beslemiyor, aynı zamanda, ilâç işlevi görecek bitkileri de yetiştiriyor. Bugün ilâçların % 50’den fazlası bitkilerden elde edilen kimyasallarla yapılıyor.” 5 

Kâinatın bitmeyen sırları düşünüldüğünde, toprağın kuru ve cansız bir varlık olmadığı, burada cereyan eden faaliyetlerin İlâhî kontrol altında ölçülü, hesaplı ve denge kanunlarına göre dizayn edildiği ve hiçbir tesadüfe de zerre kadar ihtimal bulunmadığı, yapılan ilmî araştırmalar sonucunda akla pencereler açılmasıyla açıkça anlaşılmaktadır. Toprak tabakası ile atmosfer arasında cereyan eden yardımlaşma ve alış veriş, hayalî varsayımlarla, tesadüf, evrim ve akıl dışı materyalist/maddeci felsefe teorileriyle izah edilemez. Akılları acz ve hayrette bırakan bu kimyevî faaliyet, tesadüfle izah edilebilir mi? Sağlıklı düşünebilme kabiliyetindeki bir insan tarafından kabul edilebilir mi? “İnsan hayatı için oksijen ve su kadar önemli olan AZOT, bitkilerde proteine dönüşen nâdide bir gazdır. Azot döngüsü, azotun, havadan canlıların DNA’larına kadar süren uzun bir yolculuğudur. Atmosferdeki azotşimşekler ve yağmurlar vasıtasıyla da NİTRİK ASİT şekline döner. Nitrik asit, bakteriler tarafından nitratlara dönüştürülür, böylece bitki bu besini kolayca topraktan alabilir. Suyla çözünen azot tuzları bitkiler tarafından emilir. Bitkilerin FOTOSENTEZİ sonucunda emilen azot, proteine dönüşür. Hayvanlar bu bitkileri tüketerek, protein alır. İnsanlar da hayvanî gıdalardan ve doğrudan azotlu gıda tüketimiyle proteinlerden faydalanır, bunun % 85’i tahıl, sebze ve meyvelerden sağlanmaktadır.” 6 Hikmetlerle dolu bu hassas dengeyi, bakteriler plânlayıp, bulut ve şimşeklerle anlaşarak gerçekleştirdiklerini, hiçbir akıl sahibi öne süremeyeceği gibi, tesadüfler karmaşasına da bağlayamaz. Yaradılış ve hayatın bu kudret mu’cizeleri, ancak ve ancak sonsuz ilim sahibi, emr-i kün fe yekûn ile, zerreden güneşe kadar bütün kâinatta, hükümlerini icra eden Zât-ı Zülcelâl’in (cc), rahmet eserleri olabilir.

Canlılara SOFRA-İ RAHMAN olarak serilen toprak tabakası, zalim ve cahil beşerin bulaşık eliyle, 80 bin çeşit kimyevî madde karıştırılıp, zehir deposu haline getirilerek tahrip edilmiş, bozgunun temel sebebi olarak çeşitli zorluk, sıkıntı ve hastalıklara kaynak olmuştur. İnsanlara ekmek ve gıda veren, suyu süzerek depolayan toprak dokusu, bazı çiftçilerin anlatımına göre 30 metre derinliğe kadar kimyevî tarım ilâçlarıyla, fıtrî yapısı bozulmuş ve ilâç verilmediği takdirde, ürün veremeyecek bir hale getirilmiştir. Böylece insan, üzerinde yaşadığı yeryüzünü kendi eliyle tahrip ederek, hayat şartlarını zorlaştırmış ve tükenişini de hızlandırmıştır. 

Zira toprağa karıştırılan zehirli tarım ilâçları, canlı florayı yok ettiğinden, toprakla birlikte EKOLOJİK DENGEYİ bozar. Bu zehirler toprak ve diğer canlılar arasındaki dolaşımlarını, herhangi bir değişime uğramadan sürdürmeye devam ederler.

Bu değerlendirmeler çerçevesinde bilinmelidir ki, toprağa yedirilen bu zehirler, gıdalar aracılığıyla insan organizmasına iade edilmektedir. “Toprağın ve havanın kimyasallarla zehirlenmesine göz göre göre müsaade ettiğimiz, tabiatın tahribine rant uğruna göz yumduğumuz sürece sağlıklı bir gıda üretemediğimiz gibi, sağlıklı politikalar da üretemeyiz. Toprak hakkında bilmemiz gereken çoğu şeyi bilmiyoruz; bu bilgisizliğimize duyarsızlık da eklendiğinde, kendi geleceğimizi yok ettiğimizin farkında olmuyoruz. Topraklar zehirlendiği sürece, sağlıklı gıdaya ulaşmamız mümkün değil.” 7 Zamanımızda yaşanan hayat şartları çerçevesinde, insanların büyük çoğunluğu düşünce kayması yaşadığından, gündemlerinde hayatlarını ilgilendiren bu problemlere yer bulunmamaktadır. Sonuç olarak diyebiliriz ki, kâinat kitabını okuyan nesiller uyanır, okumayanların uykusu da pek derin olur.

SAĞLICAKLA KALIN.

Dipnotlar:

4- İsmail TOKALAK, Age s. 30.

5- Age. s. 36.

6- Age. s. 56.

7- Age. s. 37.

Okunma Sayısı: 1792
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı