"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yalnızlık problemi ve çözümü

Feyzullah ERGÜN
19 Temmuz 2026, Pazar
Zamanımızda insan ruhunu bunaltıp, yıpratan, hastalıklara neden olarak hayatı zorlaştıran yalnızlık halinin sıkıntıları azaltılarak, pozitife yönlendirilmesi ruh sağlığımızın huzura kavuşturulmasına destek olabilecektir.

Ruhlara yüklenen negatif elektriklerin olumsuzluklarının ortadan kaldırılması, sağlıklı, dengeli bir hayat tarzı ve sosyal bağların güçlendirilmesiyle sağlanabilir. Özellikle şehirleşen modern insan topluluklarının daha derinden hissettiği trajik hayat tarzı sebebiyle, sosyal bağların kopmasıyla yalnız kalan insan, hiç de huzurlu olmayan huzurevlerinin dar alanlarına kapatılmaktadır.

Yalnız kalma durumundaki insanların, güçlü destek güvenilir ve sevgiye dayanan bağlarla kuşatılmış bir çevreyle bağ kurabildiklerinde, beden ve ruh sağlıkları daha güçlü olabilecektir. “Bu durumun biyolojik bir karşılığı var. Beynimizin içinde bulunan ve adeta bir biyokimya laboratuvarı gibi çalışan sistem, sosyal ilişkilerimizden doğrudan etkileniyor. Güvende hissettiğimizde, destek gördüğümüzde ve anlamlı bağlar kurduğumuzda, vücudumuz iyileşme ve onarım moduna geçiyor.” 1 

Yalnızlık probleminde sıkışan insanın yaşayacağı bunalım ve stresler, organizmada yıpratıcı problemler doğuracaktır. Ortaya çıkacak fizyolojik, sosyal ve psikolojik tabloların, vücudu daha erken yaş dönemlerinde yıpratacağı bir gerçektir. Bunun incelenmesinde hayret verici gerçekler ortaya konmuştur. Bir örnek verilecek olursa: “Erken ölüm riskini en çok arttıran faktörlerden biri yalnızlık. Yalnızlık ve toplumdan soyutlanmış olmak, sağlığa verdiği zarar açısından günde bir paket sigara içmekle eşdeğer. Bu yalnızca mecazî bir benzetme değil. Epidemiyolojik verilerle desteklenecek ciddî bir gerçek. Yalnızlık, kronik strese neden oluyor. Psikolojik ve ilişkiye bağlı stres faktörleri ise, biyolojik yaşlanmayı hızlandırıyor. Samimiyet görmemek, anlaşılmamak ve takdir edilmemek; bugün birçok insanın yaşadığı ama çoğu zaman adını koyamadığı problemler. Bu durumlar yalnızca ruh sağlığını değil, bağışıklık sistemini, hormon dengesini ve enflamasyon seviyelerini de olumsuz etkiliyor.” 2

Yalnızlık problemi yaşayan insanların, sosyal hayatlarındaki kopuk ve dengesiz ilişkiler sonucunda, olumsuz çevrelerinin ilgisizliği eklendiğinde daha da derinleşen acılar katlanmaktadır. Organizmada farkına varılamayan değişikliklerle genetik yapılanmanın da olumsuz etkilendiği bilimsel araştırmalarla doğrulanmıştır. “Literatüre ‘Sosyogenomik’ kavramının devreye girmesiyle açıklanan, sosyal ilişkilerimiz ve ilişki ağlarımız, sağlığımız üzerindeki etkileri bakımından genetik özelliklerimizden bile daha önemli olabilir. Hayat tarzımızın genlerimizi etkileyebildiğini uzun süredir biliyoruz. Ancak sosyal ilişkilerimizin de gen ifademizi etkileyebildiğini artık net biçimde görüyoruz. Bu soyut bir teori değil, doğrudan biyolojimizle ilgili. Sevgi dolu, samimî ve güven veren bir sohbet sırasında, antienflamatuvar genler ve iyileşmeye yönelik mekanizmalar aktive oluyor. Buna karşılık çatışmalı ilişkiler, sürekli gerginlik ve sosyal stres; stres hormonlarını yükseltiyor. Enflamasyonu arttırıyor ve vücudu yıpratıyor.” 3 

Yalnızlığın insan vücuduna yüklediği negatif elektriğin topraklanarak, zararsız hale getirilebilmesi, gayret gösterildiğinde kolaylaşabilmektedir. Doğru, güvenli ve huzur veren yakınlıklar kurulabildiğinde rahatlıkla aşılabilir. Maneviyat ve fikir birliği kurulabilen insanların dostluğu, yalnızlığı en düşük seviyede hissettirir. Dershanede toplanarak, kardeşlik havası içinde okunan Nur dersleri, beden ve ruhlara şifa kaynağı ve tedavi noktaları değerindedir. 

 Dr. Hyman’ın kendi deneyine dayandırdığı, “Arkadaşlarla her hafta düzenli konuşmak, hayatımda en olumlu etki yapan alışkanlıklardan biri oldu. Derin bağ hissettiğiniz insanlar tarafından görülmek ve duyulmak, vücuttaki iyileşme süreçlerini harekete geçiriyor. Unutmayın, yaş ilerledikçe bu bağların önemi daha da artıyor. Yeni bağlar oluşturmak için hiçbir zaman geç değildir.” 

Sağlıcakla kalın... 

Dipnotlar:

1- Dr. Mark Hyman, 19-25 Aralık 2025 Oksijen 

2- Agg.

3- Agg.

Okunma Sayısı: 285
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı