"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hayatın dinamiklerinden: Tuz (1)

Feyzullah ERGÜN
05 Temmuz 2026, Pazar
Tuzun insan hayatındaki önemi, sadece yemeklerin tat ve lezzetini güzelleştirmek değildir.

Bütün canlılarda olduğu gibi, insanın yaradılış programında da bulundurulan tuzda, bilinen bütün mineral ve elementler İlâhî ilim-kudret ve irade ile sentezlenmiştir. Canlıların tuz ihtiyacını bilen Cenab-ı Hak (cc), sonsuz hikmetiyle bu nimeti dağ ve denizlerde yığınlarla depolamıştır. Tuzsuz bir hayat düşünülemez. Denizlerin %20-25 oranında tuzlu yaratılması, denizlerdeki canlıların hayatı ve dünyayı kokuşmaktan koruma ve oksijen kaynaklarının ayarlanması hikmetleriyle alakalıdır. Zararlı gaz ve maddelerin oluşmasını engellemede tuz, Kuddûs ismine ayna olmaktadır.

Tuzun insan hayatındaki değeri yüksektir. Kristal kaya tuzundaki elementler, vücudumuzda bulunan bütün elementlerle denk ve benzerdir. Bu elementlerin değişik kimyasal tepkimeleri sonucunda, organizmada hayatı tanzim eden fonksiyonlar meydana gelir. “Tuzdaki potasyum ve sodyum elementleri olmasaydı, bırakın harekete geçmeyi, düşünmemiz bile mümkün olamazdı! Tek bir bardak su içebilmek için bile milyonlarca emre, yani sinir hücrelerinin uyarısına ihtiyacımız var. Her şey tek bir düşünce ile başlıyor, düşünce ise, elektromanyetik titreşimden başka bir şey değil. Bu titreşimin oluşması ve emirlerin ilgili kaslara ve organlara ulaştırılması, tuz sayesinde gerçekleşiyor. Tuzun doğal elementlerinden yoksun kaldığımızda, kendi içimizde iletişimsizlik yaşarız. Kronik enerji eksikliği ve bundan kaynaklanan bilgi aktarım eksikliği bedenimizi yorar. Tuz tedavi edici bir madde değildir. O daha çok, sağlıklı hayat sürebilmek için ihtiyacımız olan elementleri bize sağlayan, sıra dışı yetenekleri ve özellikleri olan bir ‘gıda maddesidir.’ ” 1 

İnsan organizmasının ve sağlıklı hayatın temel dinamiklerinden olan tuzun, yaradılış özellikleri tahribata uğratıldığından, beyaz zehirler sınıfına alınmıştır. Gıda teknolojisinin yanıltıcı reklamlarla tüketime sunduğu, tuzla ilgisi kalmayan kimyasal maddeler karışımının, insan sağlığını ne hale getirdiği büyük bir problem olarak ortada durmaktadır. Rafine edilmiş sofra tuzu olarak insanların tüketimine verilen sodyum ve klor karışımı madde, son derece zararlıdır. “Doğal kristal tuzun yapısı sadece iki elementten değil, bilakis tüm elementlerden oluşmaktadır. Kristal tuzun elementleri ile bedenimizin elementleri bire bir aynıdır. Sanayileşme ile kimyasal olarak ‘temizlenen’ doğal tuzun içeriği sodyum klorüre indirgendi. Diğer elementler ise ‘kirlilik doğuran maddeler’ olarak tanımlandığından, yok edildiler. Tuz olmaktan uzaklaşan sodyum klorür artık ne doğallığı ne de bütünselliği temsil edebiliyor. Tıpkı rafine edilmiş beyaz şekerde olduğu gibi, beyaz altın böylece bir anda beyaz zehre dönüştü. Bunun sonucunda daima dengeden yana olan bedenimiz bir savaş başlatıyor. Tuz sadece tadından dolayı değil, ihtiyacımız olan enerjiye ve canlılığa da sahip olabilmek ve bedenimiz için ihtiyaç olan titreşim modeli açısından alınmalıdır.” 2 

Rafine edilmiş sofra tuzu tüketiminin artmasıyla, organizmaya olan uygunsuzluğundan dolayı, toksik etkileri sonucunda tansiyon, kalp-damar ve böbrek hastalıklarının hızla artmasına neden olmuştur. Organizmanın fonksiyonlarını hızla bozduğundan, yaşanan hastalık tablolarından dolayı, doktorların hastalarına hemen ‘(0) tuz’ diyeti başlatmaları kaçınılmaz olmuştur. İnsan organizmasının fizyolojik faaliyetleri için günlük olarak 0,2 gram kristal kaya tuzuna ihtiyacı bulunmaktadır. Bu dengenin altına düştüğünde vücut, kronik yorgunluk, kas ağrısı ve kramplar sonucunda hayat kalitesi düşer. Mide asidinin meydana gelmesinde önemli rolü bulunduğundan, sindirim sisteminin düzenli faaliyeti, kristal tuzun varlığıyla sağlanır. 

Sağlıcakla kalın... 

Dipnotlar:

1- Dr. Barbara Hendel-Peter Ferraire, Su&tuz, s.96-97 Kuraldışı Yayınları 2001 

2- Age., s. 99. 

Okunma Sayısı: 194
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı