Varımız yoğumuz bir avuç içi,
Onu da kaybeden ellerim üzgün.
Şaşırıp kadere atmasam suçu,
Şu beni mahveden hallerim üzgün.
Olmadı ne hüner ne de marifet,
Ne şıklık görmüştüm ne de zerâfet,
Her zaman bir bela belki bir afet,
Gelmeyi bekleyen mallarım üzgün.
Tarlada-tapanda toprağım yarık,
Yağmursuz havadan yürekler buruk,
Ayağı sıkmaz mı kuruyan çarık,
Tabanı yıpratan yollarım üzgün.
Bu kadar saydığım döktüğüm lafı,
Nazara alma sen yaptığım gafı,
O zaman pek çoktu insanın safı,
Tümünü sarmayan kollarım üzgün.
Yemenin içmenin neydi o tadı,
Cihana değerdi dostluğun yâdı,
Çok sıkça geçerdi hepsinin adı,
Ama şu lal olan dillerim üzgün.
Şimdi bak şu hale ne güne kaldık,
Mal aldık mülk aldık belki şan aldık,
Dostları unuttuk dünyaya daldık,
Yok-yere kaybolan yıllarım üzgün.