1970'li yılların ortalarında, Kayseri'de yollarımız kesişmişti. Ben Kayseri Teknik Lisesi yatılı kısımda okurken, Mehmet Alan da Kayseri'de, Yüksek İslam Enstitüsünde okuyordu.
İlk defa Kılnamaz Apartmanındaki dershanede karşılaşmıştık. Ben yatılı okuduğum için haftada bir gün evci izni ile dershanede kalıyordum. Okul arkadaşım Bahattin Yavuz ile birlikte her Cumartesi Kılnamaz Apartmanındaki derse iştirak ederdik. Mehmet Alan ile de bu derslerde tanıştık. Bizden üç yaş kadar büyüktü. Fakat kendisi oldukça mütevazı, samimî ve candan bir tavır içindeydi. Sesi ve kıraatı çok güzeldi. Onun için ders sonlarında okunan aşr-ı şerifi genellikle Mehmet Alan okurdu.
Daha sonra onlar mezun olup gittiler, bir daha uzun bir müddet irtibatımız olmadı. Çeşitli yerlerde din dersi öğretmenliği yapmış, bir kaç yıl da Eskişehir'de vazife yapmış, nihayet emekli olmuş.
Eşi Nevin Alan Hanımefendi de Yeni Asya ve dergilerde yazılar yazıyordu. Bu vesile ile Nevin Hanımla da gıyaben tanışıyorduk. Hanımı ile bir sohbetinde benden bahsetmiş ve "Kayseri'de bir Abdil Yıldırım vardı, güzel şiirler yazardı" deyince, Nevin Hanım "Biz onunla tanışıyoruz" demiş. İlk fırsatta Eskişehir'e gelmeye karar vermişler. Nihayet bir gün bir telefon çaldı, arayan Mehmet Alan idi. "Abdil kardeş ziyaretine geliyoruz, destur var mı?" dedi. "Ne demek hocam başım gözüm üstüne" dedim. Ve eskimez dostum, ağabeyim ve Mehmet Hocamla tekrar karşılaşmak nasip oldu. Ondan sonra daha sık görüşmek, sohbet etmek ve Kayseri günlerini yâd etmek imkanımız oldu. Ailecek görüşmeye başladık. Çok mükemmel bir dost, bir ağabey kardeş ilişkisi içinde irtibatımız devam etti.
Bir kaç senedir rahatsızdı. Son zamanlarda böbrek yetmezliği gelişti ve haftada iki gün diyalize giriyordu. Nihayet 16 Temmuz 2026 Perşembe günü vefat ettiği haberini aldık. Dünya gurbetindeki çileli hayatını ve vazifesini bitirmiş, ebedî saadete kavuşmak için ahiret yurduna göç etmişti.
Mehmet Hoca iyi bir demokrat, sağlam ve samimî bir Yeni Asya gönüllüsü idi. Dik duruşu ve sağlam karakteri ile bütün sarsıntılardan istikametini muhafaza etmiş, davasından bir milim ayrılmamıştı. Sakin bir hali vardı fakat, davasına bir taarruz olduğunda sert bir şekilde tavrını koyar, müdafaasını yapardı.
Aslen Bursa'nın Orhaneli ilçesinin Topuk Mahallesindendi. Ama uzun yıllar İzmit'te ikamet ediyordu. Oğlum Vahdet'in İzmit'te vazife yaptığı yıllarda biz de o tarafa sık gittiğimiz için daha çok görüşme imkanımız oluyordu.
Bundan sonraki görüşmemiz ebedî olarak ahirette olacak inşallah. Burada birlikte geçirdiğimiz güzel günleri orada yâd ederek dostluğumuzun devam edeceğini umuyorum. Başta kıymetli eşi Nevin Hanıma, kızları İşve Sevde ve Nur hanımlara, oğulları Taha ve Ahmet'e baş sağlığı dileklerimi sunuyor, sabr-ı cemîl diliyorum.