Taha Akyol, “Kopenhag Kriterleri”nden uzaklaşıp “Ankara kriterleri”ne yönelmenin Türkiye’ye hukuk, ekonomi ve dış politikada kaybettirdiğini belirterek, Avrupa ekseninde istikrar çağrısı yaptı.
Karar yazarı hukukçu Taha Akyol, “Türkiye’nin önceliği?” başlıklı dünkü yazısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Al Jazeera TV’ye verdiği mülakatta “Avrupa, 53 yıldır Türkiye’yi arasına almadığı gibi bundan sonraki süreçte de almayı düşünmüyor… Biz, yine Avrupa Birliğine katılmayı düşünüyoruz. Alırlarsa ne ala, almazlarsa ne âlâ… Bizim önceliğimiz Avrupa Birliği değil… Onlar kaybeder” sözlerini eleştirdi. Akyol, Erdoğan’ın sözlerinin sürpriz olmadığını ifade ederek, “Sürpriz tarafı Avrupa savunma mimarisine katılımın sıklıkla bahsedildiği ve “Vizesiz Avrupa” adımlarının atıldığı bu sıralarda böyle konuşması…” dedi.
Sonuçları ortada
Türkiye’de “şu kadar yıl bizi kapıda bekletiyorlar” söyleminin yaygın olduğuna dikkat çeken Akyol, “Doğru fakat asıl sorun bu değildir… Asıl sorun, üye olmasak da Türkiye’nin hukukta, demokraside, kurumsal kıstaslarda “Avrupa standartlarını” benimseyip benimsememektir. Yargı bağımsızlığının kuralları, Merkez Bankası bağımsızlığı, Kamu İhale Kanunu gibi. Erdoğan’ın AB katılım sürecini “Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra en büyük modernleşme hamlesi” olarak nitelediği yıllarda da üye değildik. Ama iktidar “Kopenhag Kriterleri”ni esas aldığı için Türkiye’nin bugünkü gibi bir “hukuk güvensizliği” sorunu yoktu, ülkeye yatırım yağıyordu. Fitch ve Moody’s gibi kuruluşlar Türkiye’yi “Yatırım yapılabilir ülke” olarak ilan ediyorlardı. Hukukî içeriği belirsiz, dolayısıyla keyfi “Ankara kriterleri” dedikçe hem “hukuk güvensizliği” ciddî bir sorun haline geldi hem iktidarın zikzakları arttı... Sonuçları ortada” ifadelerini kullandı.
Dış politika ekseni istikrarlı olmalı
Akyol, Erdoğan’ın 3 Mart 2025’te Büyükelçiler İftarı’nda yaptığı “Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olarak Avrupa Birliği’ne üyelik sürecimizi stratejik önceliğimiz olarak görüyoruz” açıklamasını hatırlatarak, dış politikada öngörülebilirlik ve istikrarın önemine dikkat çekti. Türkiye’nin Avrupa yöneliminin yalnızca bugünkü iktidara ait bir tercih olmadığını vurgulayan Akyol, bu çizginin tarihsel bir devlet politikası niteliği taşıdığına işaret ederek, “Bana göre, “eksen kayması” kuşkusuna meydan vermeyecek şekilde Türkiye’nin istikrarlı dış politika ekseni, Büyükelçilere söylediği “öncelik” olmalıdır. Bunun altında İnönü’nün, Menderes’in, Özal’ın, Ecevit’in de imzası vardır” dedi.
Haber Merkezi