"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dünya hâkimiyetinde medeniyetler savaşı

Hasan GÜNEŞ
17 Şubat 2019, Pazar
Batı’nın ikinci büyük medeniyet katliâmı Endülüs medeniyetidir. Endülüs, içinde yüzbinlerce kitabın olduğu kütüphaneler ve üniversiteleriyle yok edildi. Batı aynı dönemlerde Orta ve Güney Amerika’daki İnka ve Aztek medeniyetlerini de yok etti. Kuzey’deki Kızılderili kültür ve medeniyetinin kesin olarak yok edilmesi ise Kızılderili çocuklarının zorla Amerikan okullarına alınmasıyla başlar. Zaten yazılı kültürleri olmayan Kızılderililer kısa zamanda asimile olup tarih sahnesinden çekilmişlerdir. Kızılderililerde dil birliğinin olmayışı da ayrı bir dezavantajları idi. Bu Kızılderili yok etme taktiği uzun zamandır birçok memlekette değişik görünümlerde uygulanmaya devam ediyor.

Dünya tarihi çok sayıda medeniyete sahne oldu. Kimisi tarih sahnesinden çekildi. Kimisi değişti, dönüştü ve başka şekilde devam ediyor. Kimisi de esaslarını muhafaza edip gelişerek siyasî, içtimaî, ekonomik, eğitim ve aile sahalarında varlığını ve belirleyici husûsiyetlerini devam ettiriyor.

Toplumların başka medeniyetlere bakış açıları medeniyetler arasındaki siyasî ve askerî münasebetlerde belirleyici olmuştur. Bu bakış açısı medeniyetler arasında sentez yapmak ya da diğerlerini yok etmek şeklinde kendisini göstermiştir. Emperyal ve sömürgeci anlayışlar genellikle diğer medeniyetleri yok etmek istemişlerdir. Buradaki maksatlardan birisi insanların fıtratındaki başkalarını kendisine benzetmekle, ancak rahat edebileceği duygusudur. Ancak bundan çok daha önemli bir maksat ise hâkimiyetine engel olan direnç noktalarını yok etmektir.

Bilindiği gibi bugünkü Batı medeniyetinin temeli eski Roma ve Yunan medeniyetine dayanır. Ancak semavî dinlerden de istifade eden ikinci bir medeniyet ile iç içedir. Bediüzzaman Hazretleri semavî dinlerden istifade eden bu Avrupa’ya “Birinci Avrupa” der.

Beşeri sefahate sevk eden İkinci Avrupa’nın medeniyet tarihî cinayetler ve katliâmlarla doludur. Tarih boyunca diğer medeniyetleri yutmakla beslenmeye çalışmıştır. Batı’nın yok ettiği, bilinen en eski medeniyet Kartaca medeniyetidir. Bugünkü Tunus sınırları içerisinde kurulmuş olan Kartaca eski dünyanın en büyük şehirlerindendi. Milâttan önceki dönemde bilindiği kadarıyla en az 7-8 asır süren parlak bir Arap-Berberi medeniyeti kurmuşlardı. Akdeniz’deki ticaretin önemli kısmı onların elindeydi. 

Batı bugünkü alfabesinden tutun da ticarî ve askerî pek çok Arapça ifadeyi bu medeniyetten öğrenmiştir. Romalılar Kartaca’yı o kadar tehlikeli görmüşlerdir ki işgal ettiklerinde şehri haritadan silmişlerdir. Tekrar toparlanmalarını önlemek için de kitaplarının tamamını yok etmişlerdir. O zamandan buyana diğer toplumları sömürgeleştirmenin önündeki en büyük engel olarak medeniyetlerini ve kitaplarını görürler.

Batı’nın ikinci büyük medeniyet katliâmı Endülüs medeniyetidir. Endülüs, içinde yüzbinlerce kitabın olduğu kütüphaneler ve üniversiteleriyle yok edildi. Batı aynı dönemlerde Orta ve Güney Amerika’daki İnka ve Aztek medeniyetlerini de yok etti. Kuzey’deki Kızılderili kültür ve medeniyetinin kesin olarak yok edilmesi ise Kızılderili çocuklarının zorla Amerikan okullarına alınmasıyla başlar. Zaten yazılı kültürleri olmayan Kızılderililer kısa zamanda asimile olup tarih sahnesinden çekilmişlerdir. Kızılderililerde dil birliğinin olmayışı da ayrı bir dezavantajları idi. Bu Kızılderili yok etme taktiği uzun zamandır birçok memlekette değişik görünümlerde uygulanmaya deva ediyor.

Şüphesiz medeniyetlere zarar verenler hep Batı değil! Moğol orduları 12. ve 13. asırda Orta Asya ve Ortadoğu’daki medreseleri ve kütüphaneleri yok etti. Ancak kuzey Afrika ve kısmen de Anadolu yağmadan kurtulduğu için medeniyet tamamen yok olmaktan kurtuldu.

Batı medeniyeti de ciddî değişimler geçirdi. Temellerindeki Yunan ve Roma medeniyetleri de Risale-i Nur’da ifade edildiği gibi birbiri içerisinde gerçek manada mezc olmadı. Hıristiyanlık da bu iki anlayışı mezc edemediği gibi kendisi de bu iki anlayışın içinde kısmen eridi. İncilin devlet zoruyla dört kitaba indirilmesi orijinale yakın İncillerin yasaklanması demek olduğu için aslında bir medeniyetin daha yok edilmesidir denilebilir.

Batı’nın Doğu’ya en kapsamlı saldırısı ise 19. Asırda başlayıp halen devam eden kültür saldırısıdır. Sömürgeciliğin önündeki en büyük engelin İslâm medeniyeti olduğunu bilen Avrupa her türlü imkânı kullanarak büyük bir mücadeleye girişmiştir. Bu hususta İngiltere başı çekmiştir. Sömürgeler bakanı mecliste elinde Kur’ân-ı Kerîm’i göstererek yaptığı bir konuşma meşhurdur: “Bu Kur’ân İslâmların elinde bulundukça, biz onlara hâkim olamayız. Ne yapıp yapmalıyız, bu Kur’ân’ı onların elinden kaldırmalıyız yahut Müslümanları Kur’ân’dan soğutmalıyız” diyerek hedeflerini açıklamıştır. Eski Romalı senatörlerden birisinin ilgili ilgisiz her konuşmasını “Ayrıca Kartaca mutlaka yok edilmelidir” sözü ile bitirdiği gibi sömürgeciler de aynı yoldadır.

Matbaanın icadı kütüphane yakmakla medeniyetlerin yok edilmesini imkânsız hale getirdi. Ancak Batı daha derin bir planla geldi. Yazıyı değiştirterek Osmanlı medeniyetini silmek istedi. Dil de aynı şekilde tahrip edildi. Ancak yok edemediler sadece durduruldu. Toynbee’nin dediği gibi “Osmanlı durdurulmuş bir medeniyettir” yok edilmiş değil!

Kur’ân tefsiri Risale-i Nur’a vaktiyle yapılan baskılar medeniyetler çatışmasında kitaba hususan Kur’ân ve tefsirlerine olan husûmetin en önemli göstergesidir.

Değişen dünyada medeniyetler mücadelesi şekil değiştirmeye devam ediyor. Yıkıcılar ve yapıcılar çağlar boyu hep kendilerini yenilemişler ve yeni taktikler geliştirmişlerdir. Bir zamanlar medeniyetleri yok etmede ordular yeterliydi. Ancak zaman geldi kalem kılıçtan üstün geldi. Medeniyetler, kitaplar ve kütüphanelerde kayda geçti. Tahripçiler kitabı ve kütüphaneleri yaktılar. Matbaaların, şehirlerin ve medeniyetlerin gelişmesi bu tahribatı geçersiz hale getirdi. Tahripçilerin son taktikleri medeniyetleri ve o medeniyetin kitaplarını gözden düşürmek ve toplumları soğutmak ve korkutmak. Buna karşılık verilecek mücadele ise maddî değil, manevî cihad.

Medeniyetler savaşının bitmesi ve insanlığın huzur ve barışa kavuşması Batı’nın dünya üzerindeki hâkimiyet kavgasına son vermesine ve medeniyeti buna alet etmekten vazgeçmesine bağlı. Medeniyetlerin kurtuluşu ve devamı gerçekte kökeninde. Çünkü medeniyet, kavganın ve kaba kuvvetin olmadığı hak, hukuk ve sivil hükümlerin geçerli olduğu şehir yani medine demek. Buna göre güçlünün haklı olduğu ikinci Avrupa diye gerçekte bir medeniyet yok! İnsanlığın ekseriyetine huzur getirmeyen bu medeniyet iddiası hâkimiyetini kaybetmeye devam edecek.

İnsanlığın temayülü ve trendi gerçekten medenileşme ise önümüzdeki dönemde dünyaya hükmedecek medeniyetlerin birincisi hak ve adalete dayanan İslâm medeniyeti diğeri de İslâm’dan istifade eden demokrasi ve hürriyetleri esas alan Birinci Avrupa olacaktır.

Okunma Sayısı: 1782
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı