"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yazıyoruz ve okuyoruz, o halde varız

Hasan GÜNEŞ
06 Mart 2024, Çarşamba
Eski filozoflardan bir kısmı Allah’ı düşünmeden kâinatı incelemeye çalışmışlar. “Zerreden yıldızlara kadar böyle harika bir âlem olamaz! Gördüğümüz, olsa olsa bir hayaldir, biz de hayalden ibaretiz” demişler.

Bediüzzaman Said Nursi “bunlar, varlık âlemini kabul edip de Allah’ı inkâr edenlere göre daha akıllıdır” der.

İlim ve felsefe dünyası asırlarca bu şüphe ile devam etmiş. Nihayet meşhur filozof Descartes: “Düşünüyorum o halde varım” diyerek bu tartışmaya son vermiş.

Bilindiği gibi Descartes, Batı aydınlanmasında önemli bir isim. Bu açıdan bakıldığında kastettiği sadece maddi varlık olmasa gerek. Manevi olarak da eğer düşünüyor, tefekkür ediyor ve fikir yürütüyor isek bir değer bir kıymetiz. Şu dünyada bir mana ifade ediyoruz. Aksi takdirde var olmak ile yok olmak arasında bir fark yok.

Descartes zamanında Batı’da bağımsız düşünebilmek, devlet, toplum, haklar ve hürriyetler hakkında düşünebilmek zordu. Birileri senin yerine düşünürdü. Seni yok sayarlardı. “Ben de bir şeyler düşünüyorum” demek “Ben de varım.” demekti.

Aradan geçen birkaç asırda düşünmenin, varlığı ispat etmekte pek yeterli olmadığı daha iyi anlaşıldı.

Bediüzzaman Said Nursi, varlığın en önemli hususiyetlerinden birisi konuşmak olduğunu izah eder. Bütün varlık âlemini birbiriyle bir şekilde konuşturan Âlemlerin Rabbi elbette kendisi de konuşacaktır. Bu sebeple Cenab-ı Hak, vahiy ve ilham ile konuşmuş, peygamberler, kitaplar ve suhuflar göndererek varlığını zihinlere ve kalblere tesbit ettirmiştir.

Bediüzzaman “Kur’ân’ın sönmez ve sündürülemez bir nur olduğunu bütün dünyaya ispat edeceğim” diyerek yazmaya başladı. Cephede yazdı. Kuş uçmaz kervan geçmez bir Anadolu kasabasına sürgüne gönderilerek bitirilmek ve yok edilmek istendiğinde yazmaya daha büyük bir azim ve gayretle devam etti. Yasaklar kondu. Ama yazmaktan vazgeçmedi, onunla beraber binler kalem yazmaya başladı. Manen “Yazıyoruz, okuyoruz o halde varız. Kur’ân var, Kur’ân tefsiri Risale-i Nur var” dediler.

Eğer Kur’ân ve onun tefsiri Risale-i Nur, kütüphane raflarında yâ da tekkelerde ve izbe köşelerde kalacak eser değilse, elbette âile hayatından, toplum hayatına, siyaset âlemine ve milletlerarası meselelere kadar dini ve dünyevî saadeti sağlamak için her konuda şanına layık tarz, makam ve metotla konuşacak. Gazete, dergi, kitap, video, resim ve diğer tarz ve metotlar bu âlemde onun şerhleri, izahları kısaca tükenmez lisânıdır.

55. yılında Kur’ân tefsiri Risale-i Nur’un, hak ve hakikatın, iman ve hürriyetin medyadaki dili Yeni Asya Gazetesini tebrik ediyoruz. Evet, hür olarak düşünüyoruz, yazıyoruz ve okuyoruz; o halde hak ve hakikat olarak varız ve kıyamete kadar hep var olmaya devam edeceğiz.

Okunma Sayısı: 1665
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Murat Cansız

    6.3.2024 00:30:27

    Kalemine sağlık Hasan kardeşim. Allah'ın izni ile

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı