"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zamanımızın Gazali’si

Hasan GÜNEŞ
24 Temmuz 2020, Cuma 00:08
Geçenlerde bir ilahiyat dekanı: “Bir terör örgütü gitti bin terör örgütü geldi” mealinde açıklama yaptı.

Bu ifadeye göre Türkiye’deki dinî gruplar, tarikatlar, cemaatler, cemiyetler, Ortadoğu kökenli tekfirci gruplar, siyasî teşkilâtlar ve dinî olamayan grupların toplam sayısı da bin olmayacağına göre neredeyse suçlamadığı grup kalmamış oluyor.

Gerek dünyada, gerekse Türkiye’de dindar olan herkesi terörist sayan bir zihniyet de yok değil! Her ne kadar dekanın kastının o olmadığından emin isek de o anlayışa malzeme verdiği de bir hakikat.

Modern dünyada artık her problemin kaynağı eğitim ve idarî aksaklıklarda aranıyor. Bu sebeple bir devlet üniversitesinin ilahiyat dekanı, sorumluluktan kendisini daha doğrusu müessesesini hariç tutması mümkün değil! Bu açıklaması nefis muhasebesi ya da bir özeleştiriden başka bir şey olmamalı!

İdarî problem olarak da grupları devlet kapısında tutmaya çalışarak onları alet edip halkı yönlendirmeye çalışan devletin de sorumluluğunu unutmamak gerekiyor.

Yapılan pek çok ankette kişilerin dinî aidiyette ailesinden aldığı ilk eğitimin payının çok yüksek olduğu biliniyor. 

Ancak bunun yapılandırılması şekillendirilmesi ve yönlendirilmesi okullar, medya, toplum ve diğer faktörler şeklinde ortaya çıkıyor.

İslâmiyet’in doğru anlaşılması için millî eğitim, üniversiteler özellikle ilahiyat fakültelerine çok iş düşüyor. Daha doğru bir ifadeyle problemin kaynağı buralar. Çünkü ilk İslâmî eğitimin alındığı bizim aile sistemimiz bin yıldır dini siyasete alet etmeyen, anarşi, kargaşa ve radikal hareketlerden uzak bir İslâmî anlayışla yoğrulmuştur. Farklı anlayışlar sistemden gelmektedir.

Bilindiği gibi cumhuriyetin ilk yıllarında yasaklanan dinî eğitim ve kapatılan ilahiyatlar İkinci Dünya Savaşı’nın getirdiği değişim ile 1949’da açılabilmişti. Maksatlarından en önemlisi de İslâm’da reform çerçevesinde dini yönlendirmekti. Öğretim üyelerinin İslâm’ın, İslâm âlimlerinin ve Kur’ân tefsirlerinin aleyhine verdikleri saldırgan beyanatlar gazete arşivlerinde mevcuttur. 

Menderes’le başlayan demokratik dönemde açılan Yüksek İslâm Enstitüleri ve İmam-Hatipler imajı bir parça düzelse de modern zamanın saldırılarına cevap vermekte yetersiz kalınmıştır. Bu yetersizlikte askerî darbelerin rolünü de unutmamak gerekir.

12 Eylül anayasasıyla şekillendirilerek ilahiyat fakültelerine dönüştürülen yeni sistem ise eskiden olduğu gibi devlet ve rejim kontrolünü hedefliyordu.

Şüphesiz konu sadece ilahiyatlar değil! Her vilayete uzanmış üniversitelerle yüzbinlerce kişilik eğitim kadrosuyla dev bir yapı var! Ancak hepsinden önemlisi müfredat yani nelerin, nasıl okutulduğu.

Tarih kısmen tekerrürden ibaret. 11. ve 12. yüzyıllarda da İslâm âlemi benzer problemlerle karşılaşmıştı. Eski Yunan felsefesine ait eserlerin Arapçaya tercümesiyle başlayan felsefî akımlar akideye zarar vermeye başlamıştı. Yine büyük ekseriyeti siyaseti dine alet eden ve iktidarı hedefleyen ehl-i sünnet dışı grupların faaliyetleri Selçuklu ve Abbasi devletlerini kargaşaya sürüklemişti.

Devletlerin aldığı siyasî ve askerî tedbirler işe yaramamıştı. Nihayetinde Gazali’ye kurdurulan Nizamiye Medreseleri ve başta medreselerde olmak üzere bütün İslâm dünyasında yaygın olarak okunmaya başlayan Gazali’nin eserleri maddî ve manevî istikrarı sağladı.

İslâm dünyası şimdi aynı tür tehlikelerle ancak daha şiddetli şekilde karşı karşıyadır. Eski Yunan ve Roma felsefesi Batı’daki yeni felsefe ile yoğrulmuş ve harmanlanmış şekilde modern hayat ve modern ideolojiler şeklinde karşımıza çıkmıştır.

Diğeri de şiddeti, tekfiri ve siyaseti öne alan eski Haricî ve benzer grupların yenilenen yüzleriyle ortaya çıkan anlayışlar…

Hem Batı’dan, hem de Doğu’dan yenilenerek gelen iki akıma karşı yeni bir Gazali gerekiyor. 

Zamanımızın Gazali’si ise Bediüzzaman Said Nursî ve eseri Risale-i Nur Külliyatı’dır.

Okunma Sayısı: 2597
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı