"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hidayet nurları

Havva Akkanat
25 Ocak 2020, Cumartesi
Deniz liseye başlamıştı. Annesiyle tartışma ve çatışmaların dozu gittikçe şiddetleniyordu. Kızına tesettür ve namaz sevgisi aşılamak gayretindeki annesi, bu açılardan kızına bir türlü yaklaşamıyordu.

Deniz okuldan döndüğünde yine aynı manzarayla karşılaştı. Evler temizlenmiş, hamur işleri yapılmıştı. 

Genç kız öfkeyle haykırdı:

- Anne yine mi?

Annesi kızının bu tepkisi karşısında, 

- Yine mi ne demek kızım?

- Anlamadın mı Anne!  İstemiyorum onları. 

Oysa hepsini çocukluğundan beri tanıyordu. Hepsi de kendisine çok iyi davranır ve severdi. Olsun yine de onları görmek istemiyordu. 

- Boşuna ugraşma anne. Ben sizler gibi olmayacağım. Henüz çok gencim, önümde koskoca bir hayat var ve beni bekliyor, beni çağırıyor. Siz ise hep abdest, namaz, güzel ahlâk deyip duruyorsunuz. Bunun kimseye bir faydası yok!

Çok üzüldüğünü belli etmemeye çalışıyor, doğru bir tavır ve güzel bir üslûp ile anlatmaya devam ediyordu. Fakat kızı şimdilik bunları dinleyecek durumda değildi. 

Yıllar böylece akıp giderken Deniz üniversiteyi kazandı. Başka bir şehirde tek başına kalmak, hür bir hayata kavuşacağını düşünmek, genç kızı mutlu ederken, annesini endişelendiriyordu.

Deniz büyük şehire gitmiş, üniversite hayatına başlamıştı. İlk zamanlar hayatından çok memnundu. Yeni bir ortamda olmak, yeni arkadaşlarla tanışmak heyecanı ile günler geçiyordu. Fakat çevresindeki insanların hiç de masum olmadığını anlamakta gecikmedi. Bu insanlar, annesinin arkadaşlarına hiç benzemiyordu. Onu kırmaktan ve üzmekten çekinmiyorlardı. Ruhunda derin bir boşluk, kalbinde müthiş bir acı hissetti. 

Bir gün yine tek başına otururken tesettürlü genç bir kız yanına yaklaştı. Nazik bir şekilde selâm verdi. Bir süre sohbet ettikden sonra kız onu evine dâvet etti. 

Bu kıza içi ısınmıştı. Güven veren bir hali vardı. Arkadaşının dâvetini kabul ederek bir hafta sonu evlerine gittiler. 

Beş katlı bir apartmanın birinci katında bulunan bu ev oldukça mutevazi ve huzur doluydu. Kendi evlerine benziyordu. Arkadaşının annesi de kendi annesini andırıyordu. Kendi evlerinde gördüğü sohbetlerin orada da yapıldığını gördüğü zaman, annesine hak vermeye başladı. Fakat kafasındaki soru işaretleri zihnini meşgul etmeye devam ediyordu. 

Bir gün yine arkadaşının evine gitmiş, o sohbetlerden birisine katılmıştı. Kadınların o samimî hallerinden, mutluluk ve güven verici davranışlarından çok etkilenmişti. Artık o da tesettüre girmiş, Nurlu sohbetlere devam etmeye başlamıştı. 

Annesi ve arkadaşları hatırına geldi, “ah anneciğim, ben seni anlayamamışım, benim için gösterdiğin sabrın kıymetini bilememişim” diye iç geçirdi. Hemen annesini aradı, son durumunu bildirdi, annesinden özür diledi.

Annesi kızının durumuna çok sevinmişti. “Allah’ım Sana şükürler olsun, kızıma da hidayeti nasib ettin” diye gözyaşları içinde duâ etti.

*****************************

Okulun son sınıfına geldiğinde bir talibi çıkmış, bu isteğini bir kız arkadaşı vasıtasıyla dile getirmişti. Ailesine durumu anlattı, aileler tanıştı ve durum evlilikle neticelendi. Fakat bir konu vardı ki nişanlısı namazsız hatta inancı zayıf bir insandı. Ailesi durumu anlayınca çok üzüldüler, fakat duânın vaktidir diyerek duâya devam ettiler. Fakat şimdilik durum pek değişmiyordu.

Deniz, o namazsız tesettürsüz günlerini düşündü, annesini hatırladı onun ettiği nasihatler hâlâ aklındaydı. “Ah anneciğim nasılda zormuş böylesi” dedi gözyaşını silerek. 

Evliliklerinin altıncı yılı olmuş eşiyle dünyaları ayrı bakış açıları olaylar karşısında tutumları farklıydı. Yine bir gün ezan okunurken oğlu yanına geldi, neredeyse beş yaşındaydı ve namaz kılmak istediğini söyledi. Deniz sevinçle yavrusunu bağrına bastı. Bir kaç gün oğluyla birlikte namaz kıldılar. Bir kaç sûre ve bazı duâları çocuğuna öğretti. Çocuk da hevesle namaz kılmaya başlamıştı. 

Çocuk bir gün babasına, “babacığım biz niye camiye gitmiyoruz, ben seninle birlikte namaz kılmak istiyorum” dedi. Babası bu istek karşısında çok şaşırmıştı, “gideriz oğlum” diyebildi. Fakat bunu nasıl yapabileceğinden emin değildi. Ertesi gün çocuk aynı sözleri tekrarlayınca, ne kadar hata yaptığını anladı. Hemen abdest alarak oğlu ile birlikte camiye gittiler. Babası, göz yaşları içinde secdeye kapanırken, “Allah’ım benim hidayetime çocuğumu vesile ettin, Sana ne kadar şükür etsem azdır” diyerek duâlar etti. Artık oğlu ile birlikte ezan okunmadan caminin yolunu tutuyordu.

Bu duruma en fazla Deniz seviniyordu. Annesinin sabrı, kendisinin hidayete ermesine vesile olmuş, kendi sabrı ve çocuğunun masum ibadeti de eşinin hidayetine vesile olmuştu. Artık onların evleri de Nurlanmış, Nurlu sohbetlere açılmıştı. 

Okunma Sayısı: 2327
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • emin bozkus

    25.1.2020 14:38:29

    Maşallah.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı