Bugün AİHM Büyük Dairesinin son dönemde hayli ses getiren “Şaban Yasak dosyasında insan hakları ihlali var” kararını değerlendirelim.
Önce işin mazisi:
6 Ekim 2024’te başlayan “Somut suç yargılaması, nihayet!” başlıklı üç günlük yazı serimizde AİHM’in İkinci Dairesinin Şaban Yasak dosyasında verdiği “ihlal yok” kararını değerlendirmiştik.
https://www.yeniasya.com.tr/ahmet-battal/somut-suc-yargilamasi-nihayet_601950
Daha önce Yüksel Yalçınkaya pilot kararında “ihlal var” demiş olan AİHM’in bu kere Şaban Yasak dosyasında neden “ihlal yok” dediğini herkes gibi biz de merak etmiştik ve kararı dikkatlice okuyup o yazımızda farkları gösteren bazı bilgileri paylaşmıştık.
Asıl fark özetle şuydu:
Yalçınkaya davasında ve benzeri bütün davalarda, cemaat mensubiyetini gösteren ve hiç biri tek başına suç teşkil etmeyen eylemler gerekçe ve delil gösterilerek ceza veriliyor. AİHM bu sebeple “suç işleme kastı yok, suç yok, cezalandırma yanlış” dedi, diyecek.
Şaban Yasak dosyasında ise AİHM İkinci Dairesinin Kararına göre Savcılık Yasak’a somut suç (kopya çektirme) isnat etmiş ve mahkeme de bu isnadı haklı yani delilleri yeterli ve yerinde görerek mahkûmiyet kararı vermiş.
AİHM İkinci Dairesi bu somut suç iddiasını gerekçe göstermişti ve “ihlal yok” demişti.
Kararın ilgili kısmı şöyleydi:
“Ulusal mahkemelerin, mevcut davada olduğu gibi, […] kamuya giriş sınavları konularını ele geçirme gibi hukuka aykırı eylemlere başvurduğunu da tespit ettiği göz ardı edilmemelidir.”
Bu sebeple o yazımızın son paragrafı şöyleydi:
“Özetle, Şaban Yasak dosyasında ceza, cemaat mensubiyetinden verilmemiş. Aksine, kopya çektirerek askerî okullara öğrenci yerleştirmek gibi ağır ve somut bir suç isnadı var ve cemaat mensubiyetini gösteren deliller bu somut suçun maksadını göstermeye yardımcı oluyor.”
Ve şöyle bitirmiştik: “O halde deliller doğruysa karar da doğru.”
Şimdiyse Yeni Asya’da da okuduğunuz üzere AİHM Büyük Dairesi İkinci Dairenin kararını bozdu ve ihlalin varlığına hükmetti.
Şimdi şu soru soruluyor: Fark ne? Ne oldu da AİHM karar değiştirdi?
Cevabı şöyle:
İkinci Dairenin kararında “mevcut davada olduğu gibi” denilerek belirtildiği üzere, Şaban Yasak dosyasında, kopya çekme nevinden somut suç isnadı var görünüyordu.
Biz de bu sebeple değerlendirmemizde “deliller doğruysa karar da doğru” demiştik.
Büyük Daire ise kararında, bu kopya çekme iddiasının bu dosyada olmadığını, bu türden davanın sanıklarına genel olarak isnat edildiğini ifade ediyor. Şöyle:
“165. Örgüt, devletin kontrolünü ele geçirmek amacıyla kamu kurumlarına sızmış hiyerarşik bir yapı olarak tanımlanmıştır; bu amaçla, yeni üyelerin işe alınması ve hazırlanması için öğrenci yurtları da kullanılmıştır. Anayasa Mahkemesi ayrıca, örgütün yasadışı eylemleri arasında, üyelerine avantaj sağlamak amacıyla kamu sınavlarının sorularını yasadışı yollardan elde ettiğini de belirtmiştir. Bu analiz, hem Başvurucuyu mahkûm eden kararda hem de en yüksek mahkemeler tarafından verilen çok sayıda diğer kararda yapılmıştır.”
Görüldüğü üzere, Büyük Daire, Şaban Yasak’a kopya çektirme suçu isnat edildiğini söylemiyor. Bu eylemin bir analiz olarak başka bazı iddianamelerde yer aldığını söylüyor. Ama sonuçta “bu soyut iddialar mahkûmiyet için yetmez” diyor.
Yani AİHM Büyük Dairesi diyor ki: “İkinci Dairenin delili doğru değil ki ‘ihlal yok’ hükmü doğru olsun. İhlal var.”