"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nasip

Havva Küçük KONUR
05 Eylül 2021, Pazar
Rüzgârın nereye eseceğinin, yağmurun nereye yağacağının, kuşların nereye uçacağının adıdır nasip.

Sükûnetinde pek çok sırrın barındığı, sessizliğinin nehrinden sonsuzluğun yakamozlarını geçirdiği nuranî iksirdir. Nasibin alacası, bulacası yoktur. Âlâyişi, nümayişi de. İddiasız ve samimidir. Yavaş ve sessizdir. Ama hep hareket halindedir ve ıskaladığı hiçbir şey yoktur. Ulaşır, ulaştırır ve mutlaka yerine teslim olur. 

Nasip der susarız, nasip der bekleriz, nasip der sabrederiz. Ekmeğimizde katık, gözümüzde yaş, dilimizde duâ olur çoğu zaman. Milyonlarca ihtimalden süzülür gelir, düşer önümüze. Biz de milyonlarca seçenekten onu seçeriz işte. Çoğu zaman isim bile veremeyiz, bişey diyemeyiz. Neden dese biri, neden onu seçtin dese, cevaplayamayız. Aslında çok sorular cevapsız kalır baktığımızda. Sorular ne kadar artarsa artsın, sessizlik olur cevabı. Biraz da böyledir işte nasip. Seçen, seçilen hep bir şeyler işler, bir yerlerde döner ve nasip olur birisi birisine. Sanki sebepler bir araya gelir, bir şey görürsün ve ona doğru karda yürümeye başlarsın. Neticeye ulaşırsın. Fakat ardına dönüp nereden geldim, nereye bastım, bu sonuç nasıl böyle oldu derken, bakmışsın ki ardındaki bütün izler silinivermiş. Neden onu seçtiğini anlayamazsın.

Ama nasibin arkadaşları olduğu da yadsınamaz. İrade ve şuur gibi... Gayret ve hamiyet gibi... Her hâlin bir sonucu olduğu kadar, bir de başı vardır. Hatta evveli, ezeli... Gayretle, istekle, azimle arkadaş olmayan hiçbir fiil, nasibin kollarına düşmez belki. Her adımımızın, her nefesimizin bile nasiple tanımlandığı bir hayatta, başımıza her ne hâl geldiyse, nasibi işmam eder, nasibi söylettirir. O yüzden pekçok sözcüğün yerine geçer nasip. Nasip oldu deriz, nasip değilmiş veya.. Ya da sadece nasip deriz, hikmetinde varsa verir, yoksa vermez. 

Pekçok yönü olan bir hikmet dilinin nasip kalemiyle yazılması, insanı tembelliğe atar mı? Ya da boş bir avuntu mudur? Biz kendimizi rahatlatmak için mi nasip der geçeriz her şeye? Binlerce soru işaretine yol vermek mümkün. Önü, arkası, öncesi, sonrası ve var olma sırasındaki bir anlık görüntüsü, nasibi sadece o bir andan ibaret sananlar için tefekkür basamaklarıdır. Bu basamaklarda teenni ile yürümeyenler için, atlayıp düşme riski her zaman vardır. 

Hep lâtife edilir, söylenilir; dayak bile nasiple yenir diye. Gerçekten baktığımızda, karşılaştığımız her şeyin nasibimiz olması, yediğimiz bir lokmanın, giydiğimiz urbanın, aldığımız nefesin, baktığımız ufkun, üzerimize düşen her bir güneş hüzmesinin, aklımızdan geçmeyen şeyleri önümüzde buluvermemizin, her şeyin Allah’ın dilemesiyle bize isabet etmesinin ne muazzam bir başdöndürücülüğü var. Ve kimse kimsenin nasibini yiyemez deyip gülüp geçtiğimiz lâtifelerin, aslında ne kadar derin anlamları var. İster canımızı acıtsın, ister başımızı yarsın, ister üstüne basıp köprüyü geçelim, bize isabet eden, önümüze çıkan taş bile boş değil, anlamsız değil... 

Yürüyen, koşan, sürünen, bekleyen her canlının nasibinin var olduğunu taahhüt eden Rabbimiz, bizi nasipsiz bırakır mı?

Nasip...

Okunma Sayısı: 781
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Rafet Özcan

    5.9.2021 08:06:28

    Bu güzel yazınızdan dolayı tebrik eder, başarılarınızın devamını dilerim.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı