"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Vahidiyet ve ehadiyet penceresinden Kuantum Hakikati (2)

İ. Seyda DURGUN
23 Kasım 2025, Pazar
Vahidiyet, Allah’ın kâinat çapındaki kudretini ifade eder. Yani galaksilerden atomlara kadar bütün varlık aynı kanunlara tâbidir; evrenin her noktasında aynı düzen çalışır.

Yerçekimi kanunu da ışığın hızı da atomların yapısı da evrenin neresine bakarsanız bakın aynı şekilde işler. Bu, bir vahdetin işaretidir. Kur’ân’ın birçok ayette hatırlattığı “Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur” mesajı da bu küllî tecellinin ifadesidir.

Ehadiyet ise daha derin ve hususî bir hakikati gösterir. Allah’ın birliği sadece bütün kâinatta değil, her bir varlıkta ayrı ayrı tecelli eder. Bir hücredeki DNA düzeni, bir kar tanesinin geometrisi, bir bebeğin tek bir hücreden yaratılması… Hepsi ehadiyetin delilleridir. Her bir varlık sanki tek başına yaratılıyormuş gibi özel tasarımla var edilir.

Kuantum dolanıklığına vahidiyyet ve ehadiyyet penceresinden baktığımızda ise bilim ile vahyin nasıl buluştuğunu görürüz. İki parçacığın mesafeye rağmen birlikte davranması, Ehadiyetin “vasıtasız tecelli” özelliğine benzer. Evrenin yaratılışında dolanıklığın yaygın olduğu ve bu izlerin hâlâ gözlenebildiği belirtilmektedir. Bu durum ise vahidiyetin “umumî/her şeye şâmil “birlik” tecellisini hatırlatmaktadır.

İbni Arabî’nin “Çokluk bir perdedir; hakikat birdir.” sözü, kuantum fiziğinin ortaya koyduğu verilerin başka bir ifadesidir. Biz çokluk görüyoruz çünkü gözlerimiz kesret âlemine bakıyor. Oysa parçacıklar ve enerji düzeyinde ayrılık yoktur; tam tersine her şey derinden birbirine bağlıdır.

Kuantum uyumunun bozulması (Dekoherens), kuantum hâlinin çevre ile etkileşime girerek klasik davranışa bürünmesidir. Yani parçacıklar ilk hâllerindeki birlik yapısını kaybedip ayrıymış gibi görünürler. Bu, evrenin başlangıçtaki birlik hâlinden çokluk dünyasına geçişini hatırlatır. Büyük Patlama sonrası galaksilerin, yıldızların ve gezegenlerin oluşması; birliğin kesret perdesine bürünmesidir.

İnsanın iç dünyası da bu modele benzer. İnsan aslında ruh, beden, zihin ve kalp bütünlüğünden yaratılmıştır. Fakat dünyevî telâşlar, stres, kaygı ve dağınık hayat tarzı insanı parçalanmış hissettirebilir. Bu modern parçalanmışlık, tıpkı “uyumsuzluk gibi bir görünüştür”; hakikatte insanın özü birdir.

Bediüzzaman Said Nursî’nin “mana-yı ismî– mana-yı harfî” ayrımı da bu ilişkiyi daha iyi anlamamıza yardım ediyor. Bir varlığa sadece “kendi adına” bakarsak, onu bağımsız bir şey zannederiz. Bu bakışla kuantum dolanıklığı bir “sır” gibi görünür. Oysa varlığı, “işaret ettiği anlam” üzerinden okursak, yani mana-yı harfî ile bakarsak, her şeyde tevhidin mührünü görürüz. Dolanıklık da böyle okunmalıdır: İki parçacığın ortak davranışı, kâinatın birlik içinde yönetildiğinin bir işaretidir.

Bu bakış, bilim ile dinin çatışmadığını; aksine birbirini tamamladığını gösterir. Kâinatı inceleyen fizikçi de onun hakikatini anlamaya çalışan âlim de aynı sonuca ulaşacaktır: Kâinat bir bütündür. Bu birlik, kendi kendine ortaya çıkmış bir sistem olamaz; bilakis bilinçli, kudretli ve her şeyi kuşatan bir iradenin eseridir.

Yani tevhid perspektifinden bakıldığında kuantum dolanıklığı sadece fizikî bir olay değil, İlâhî birliğin madde düzeyindeki kudret kalemlerinden biridir. Bütün mevcudatın kumaşına işlenmiş bu birlik dokusu, kâinatın sahipsiz olmadığını ve varlığın rastgele oluşmadığını göstermektedir.

Kuantum fiziğinin gösterdiği birlik ve bütünlük ilkesi sadece atomların davranışında değil; insanın beden, zihin ve ruh bütünlüğünde de kendini gösterir. Dolanıklık ve gözlemci etkisi gibi kavramlar bize varlığın nasıl işlediğini öğretirken; Risale-i Nur’un “nazar”, “mana-yı harfî” ve “bütünlük” kavramları da insanın iç dünyasını anlamamıza ışık tutar.

—Devam edecek—

Okunma Sayısı: 2883
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mehmet Çetin

    23.11.2025 12:29:14

    Tebrik ediyorum. Yorum ve uyarlama gayet güzel. Akademik konu rahat anlaşılır şekilde izah... Tekrar tebrikler

  • Hasan S

    23.11.2025 12:22:19

    Her insan kendine has bir dalgaya sahiptir ,kendini negatif alemde eşlik eder .Dalga ;yapısı gereği enerjiye sahip, yok olmaz ,kendine özgü (parmak izi gibi ,teşahhüs,şahsa özel),kaybolmaz ,dalga özelliği gereği, yansır, birbiri içinden geçer fakat anlık etkilenme ve iletişim içindedir. Ama bütün o kuantum donanımı bir biri ile iletişime maruz kalması bir yaratıcının koyduğu kanun iledir ,tesadüf yoktur, mükemmel bir nizam içinde hareket etmektedir. Tebrikler

  • Yiğitoğlu

    23.11.2025 09:51:41

    “Göklerin ve yerin bütün orduları Allah’ındır. Allah Azîz’dir, Hakîm’dir.” (Fetih, 48/7) Şu madde âlemindeki orduların neferleri atomlardır. Bir nefer takımında bir görev yaparken, bunu sanki bütün orduyu biliyor ve görüyormuş gibi yerine getirir. Zira, onun hizmetinin bütün orduyla ilgisi vardır. Mesela, Bir hayvanın gözünde görev yapan bir zerre, o türün bütün fertlerinin göz yapılarını bilircesine hizmetini yerine getirir. Bu sayede bütün gözler arasında bir nizam ve intizam ortaya çıkar. O nefer bunu bilmese de ona o görevi veren zat bütün orduyu bilerek onu o hizmetle görevlendirmiştir.

  • Yiğitoğlu

    23.11.2025 09:15:15

    "Kâinat bir bütündür. Bu birlik, kendi kendine ortaya çıkmış bir sistem olamaz; bilakis bilinçli, kudretli ve her şeyi kuşatan bir iradenin eseridir." Diyorsunuz. Evet,kâinatın her tarafında ve her şey üstünde Allah’ın mutlak iradesini gösteren sayısız alamet ve işaretler vardır. Bir zerre her hareketinde ezelî iradenin tecellisi ile yürüyor. Zira her hareketinde sayısız ihtimaller karşısına çıkıyor. Bu ihtimaller içinde gideceği yolu tespit etmek ve karar vermek manası gerekiyor. Zerre o sayısız ihtimalleri değerlendirip tercih etme gücüne sahip olmadığına göre, onu sevk ve idare eden ezelî bir irade lazımdır. Demek Allah’ın irade sıfatı zerrenin her hareketinde ve her adımında bir rehber ve bir anahtar görevini görüyor.

  • Cemal Özkaya

    23.11.2025 06:52:31

    Kuantum dolanıklığına vahidiyyet ve ehadiyyet penceresinden baktığımızda ise bilim ile vahyin nasıl buluştuğunu görürüz. İki parçacığın mesafeye rağmen birlikte davranması, Ehadiyetin “vasıtasız tecelli” özelliğine benzer. Bu ifadeler ve dünkü ve bugünkü yazıyı beraber mütalaa ettiğimde vahdeti vücut fikri herşey odur herşey ondandır noktasına doğru gidiyor. Kuantum dolanıkliğı bu noktaya gelirse o zevkli yerde kalmaz vahidiyet icinde ehadiyeti görür Allah'ın esmai hüsnasının tecellilerini ilmen ispat eder bizede onların tesbitlerini Risale-i Nur bakış tarzıyla izah etmek düşer oda maaşallah yapılıyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı