"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir kuantum hikâyesi ve meraklı yolcu-7

İ. Seyda DURGUN
03 Ocak 2026, Cumartesi
Düşünce ve niyetin yansımaları

Bir gözlemci tamamen masum değildir. Her ölçüm, sisteme bir dokunuştur. Maneviyat ise bunu çok daha ileri taşır: İnsanın en mahrem düşüncesi bile karşılıksız değildir. Eğer her niyet ve her düşünce bir tür etki üretiyorsa, insan yalnızca yaptıklarından değil, nasıl düşündüğünden de, neler yapmadığından da sorumludur. Eskilerin “Karıncayı bile incitmeyin” nasihati bu noktada yeni bir derinlik kazanır. Sadece fizikî olarak değil; zihnimizde bir varlığı küçümsemek, hor görmek bile kâinat zemininde olumsuz bir iz bırakır.

Kötü zan, gıybet, haset gibi “görünmez” fiiller, manevî ekosistemi kirletir. Buna karşılık, halis bir niyetle yapılan küçük bir iyilik, temiz bir nazarla kurulan basit bir ilişki, dalga dalga yayılıp büyük hayırlara vesile olabilir. Çünkü insanın iç dünyası ile dış dünya arasında gerçek bir perde yoktur; her ikisi de Allah’ın ilminde birbirine bağlıdır. Bu nedenle hem ferdî hem kolektif ölçekte, niyetlerimizi arındırmak, bakışımızı şükür ve iyilikle beslemek; sadece manevî hayatımızı değil, yaşadığımız gerçekliği de aydınlatır.

Gözlemci değil, şahit olmak

Kuantum fiziğinin kazandırdığı gözlemci farkındalığı ile inancımızın yüklediği sorumluluk şuuru, insanı yeni bir bilinç eşiğine taşımaktadır. Artık insan, kâinata uzaktan bakan bir yabancı değildir; kalbiyle, niyetiyle ve nazarıyla kâinatın akışına katılan bir yolcudur.

Gerçeklik, sadece gözle görülen bir şey değildir. Kalple hissedilir, niyetle yönlendirilir. İlim ve din, farklı dillerle de olsa aynı hakikati fısıldar: Dünyaya hangi pencereden baktığımız ve yüreğimizde ne taşıdığımız, yaşadığımız hayatı belirler.

İnsan, eşref-i mahlukattır. Çünkü anlam verme, tercih yapma ve dua ile yönelme kabiliyetine sahiptir. Mutlak kudret Allah’ındır; fakat O, insana niyet ve dua imkânını vererek, onu bu dünyada imar edici bir özne kılmıştır. Kuantumun gösterdiği gibi, madde bile özünde bir ihtimaller denizidir; her an yeniden şekillenmektedir. İnsan da bu sürekli yaratılış içinde, niyeti ve nazarıyla kendi payına düşeni biçimlendirir.

Bu hem büyük bir umut, hem de ağır bir sorumluluktur. Dünyayı değiştirmek istiyorsak, önce gönlümüzü ve bakışımızı değiştirmeliyiz. Kalbimizi hakikat nurlarıyla aydınlatıp hayra yöneldikçe, bunun yankısı hayatımıza ve çevremize yayılacaktır.

Son söz olarak şunu söyleyebiliriz: Bakışımızla varlık değişir; niyetimizle hakikat belirir. Yeter ki sadece gözlemci konumunda kalmayıp, aynı zamanda “Kâinattan Halık’ını soran bir seyyahın müşahedatıdır” penceresinden bakan “bir mütenezzih, bir mütehayyir, bir mütefekkir”1  gibi meraklı bir yolcu olabilelim.

Not: Bu makale serisinin bazı bölümlerinin hazırlanmasında yapay zekâ metin asistanlarından destek alınmıştır.

Dipnot:

1- Said Nursî, Mesnevî-i Nuriye, Zerre, s. 207. 

Okunma Sayısı: 136
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı