"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

PKK’dan dost, Marksizm’den post olmaz…

Şükrü BULUT
07 Ocak 2026, Çarşamba
Şarktaki problemlerin kaynağında hürriyet ve demokrasi yoksunluğu olduğunu halklara göstermek istemeyen hilebaz siyasetçiler, siyasetlerinde kullanacakları kişileri bulup; siyasî partiler, terör örgütleri ve sivil toplum kurumlarıyla bu fitneyi kırk beş seneye yakındır kullanageliyorlar.

Küresel dinsizlerin elli-altmış sene önce pratiğe soktuğu global dünya hâkimiyetleri hedefine yönelik, gerçekleştirdikleri 12 Eylül İhtilâli’nin bekçileri ve şimdilik Cumhur İttifakı ismini benimsemiş partilerin, milleti oyalama maksadıyla gündemde tuttukları barış sürecini yazmak istemiyorduk. Zira bu fitnenin kökleri ve meyveleri, 10’a yakın ülkeyi kapsadığından, bizdeki müdahalelerin faydasız kalacağını söylüyoruz. Müteharrik-i bizzat olmayan Türkiye siyasetçilerinin, hariçteki aktörlere bağlı çalıştıklarını; AB ve ABD gibi ülkelerle yapılacak müsbet çalışma ve mutabakatlar olmadığı takdirde, fitne ve tedhişin başka şekillerde devam edeceğini de yazmıştık.

Gelişmeleri efkâr-ı amme takip ediyor. Irak ile tek devlet olmayı reddeden Barzanilerin durumu ile, ipleri Pentagon’daki Neoconların elinde olan SDG’nin (şimdilik); geleceği henüz şekillenmeyen Suriye ile entegrasyonuna karşı Marksist Kürtler ortada iken hangi barış veya çözümden bahsedeceksiniz ki… Bizdeki Marksist Kürtlerin bir kısmı AB’deki sosyal Marksistlerce (Yeşiller) finanse edilirken, terör örgütü PKK ise Pentagon üzerinden organize edilip teçhiz ediliyordu. Ukrayna Savaşı’nın AB’deki hasarının faturası elbette Marksist Yeşiller’e çıkacaktı. Şimdilik saha dışı kalmış görünen Yeşiller’in Türkiye’deki Marksist sivil Kürt yapılarını besleyecek gücü kalmamış gibi. ABD’nin hükümetinin de; IŞİD, BOKO HARAM, EŞ-ŞEBAB ve PKK gibi terör örgütlerinin arpalarını kesmesiyle, bölgedeki Marksist yapılar ekonomik krize girdiler.

12 Eylül Projesi gereği olarak sahaya sürülen bu yapıları kollamak, devam ettirmek ve beslemek meselesinde; ihtilâl bekçileri hükümetlerin vazifeleri olacaktı. Onların aç ve açıkta kalmalarına göz yumamazlardı. İşte Cumhur İttifakı’nın bütün derdi, misyonu gereği sahip çıkması gereken yapıları düze veya temize çıkarmak… Yoksa düne kadar bebek katilleri olarak andıkları, “bölücü” ve “hain” kelimelerinin karşılığı olan terör örgütleri için Meclis’i çalıştırıp barış elçileri göndermezlerdi… 

Kürtçülük fitnesinin ilâcının yalnızca doğru demokrasi olduğunu, AKP kurmayları bilmiyorlar mı? Halkımızdan altmış bin masumu öldürmüş terör örgütüyle barış masasına oturulamayacağını da mı bilmiyorlar? Marksizm ile, ülkenin Kürtçe konuşan insanlarını dinden ve ahlâktan uzaklaştıran felsefenin, milletimiz için zehirli olduğunun farkına varamıyorlar mı? Bugün terör örgütünün arpası, silâhı ve alanı bitmiş görünse de; destekçisi konumundaki küresel ihtilâlcilerin çapulculara lâzım olacak malzemeyi anında gönderebileceğini de mi düşünmüyorlar? Ayrıca, bütün Marksistlerin ideolojik olarak Kemalist olduklarını ve AKP gibi dinî arka planlı yapılara düşman olduklarını da görmezden mi geliyorlar? Bunları yapanlar, dünün mücahitleri değil mi? Dünde mazlumlar için adaleti isteyenler değil mi? Marksist Kürt yapılanmalarının en büyük hamisi İsrail’e SUMUD harekâtını organize edenler değil mi? İsrail’in beraberinde çalıştığı Marksizm kökenli sermayenin şirketlerine–güya–boykotu düzenleyenler değil mi?

Allah, idarecilerimizin basiretlerini kapatmasın. Kapandığında halka mudhike faslı başlar. Gününü, makamını, elindekini, statüsünü ve mamelekini kurtarma yolunda öyle büyük manevî zararlara girer ki… Tarih azına şahit olmuştur. Bin senedir Kur’ân e imanın bayraktarlığını yapmış milletimizin çocuklarına; zamanımızdaki küresel dinsizlik ihtilâlcilerini, yüz binlerce masumun katillerini, insaniyetin ve iffetimizin düşmanlarını ve Hülagu’nun yarım bıraktığı zulmü tamamlama peşindeki İslâm düşmanlarını; masum, sevimli ve birlikte yaşanır gösterme tiyatrolarına alet olan hamiyetli siyasetçilere ve devlet adamlarımıza çok üzüldüğümüzü, bu vesile belirtelim.

Kısacası, Marksist teröristten dost olmadığı gibi, Marksizm’den de post olmaz…

Okunma Sayısı: 1099
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • irfan göçmen

    7.01.2026 18:48:29

    Kaleminize sağlık hocam

  • Abdurrahim l

    7.01.2026 14:04:36

    Bin seneden bu yana, Türklerle omuz omuza İslama hizmet etmiş ve yüz binlerce alim yetiştirmiş Kürtlerin Marksist ırkçılara ihtiyacı yok. AKP bu işi başından beri dış güçlerin istediği gibi takip ediyor ve Kürtlere de büyük zararlar verdi.

  • Hüseyin T

    7.01.2026 11:12:35

    [2] Bu da ancak, "doğru demokrasi" ve İslam’ın adalet, merhamet ve kardeşlik prensipleri üzerine bina edilirse şifadır. Aksi, milleti aldatmaktan ve süreci uzatmaktan başka bir işe yaramayacaktır. "Hamiyetli" görünüp de bu küresel fitne tiyatrosuna alet olanlar, tarihin ve milletin huzurunda büyük bir vebal altındadır. Rabbim, idarecilerimize ve milletimize basiret, tefrik ve istikamet nasip eylesin. Bu millet, Hülagu’nun bile tamamlayamadığı zulüm projelerine asla fırsat vermeyecek kadar azizdir ve onun birliği, ancak Kur’an ve iman dairesinde muhafaza olunur.

  • Hüseyin T

    7.01.2026 11:12:03

    [1] Kıymetli yazarımız şarkta kanayan yaranın asıl sebebini bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Asıl meseleyi sathi siyasi söylemlere hapsetmeyip, küresel bir projenin milletimizin iman ve birliğine karşı nasıl planlı bir tahrifat içinde olduğunu apaçık ortaya koyuyor. Mazlum halkların hürriyet ve demokrasi talepleri perdesi altında, hakikatte küresel dinsizliğin taşeronluğunu yapan ideolojik yapıların nasıl desteklendiği ve bu fitnenin kırk beş yıldır nasıl diri tutulduğu, üzeri örtülmek istenen bir hakikattir. Çünkü bu mücadele basit bir güvenlik operasyonundan ibaret değil; iman-küfür, tevhid-şirk mücadelesinin zamanımızdaki bir tezahürüdür. PKK gibi örgütlerin sadece silahlı kanadı değil, fikri ve felsefi temelleri de, İslam’ın ahlak ve aile nizamına kasteden Marksist bir dünya görüşüne dayanır. Bu nedenle, yalnızca dağdaki teröristle değil, onu besleyen ve meşrulaştırmaya çalışan bu zehirli ideoloji ve onun küresel hamileri ile de mücadele zaruridir.

  • S.topuz

    7.01.2026 05:17:00

    😭🇹🇷😭🇵🇸 مَنْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ اَوْ فَسَادٍ فِى " الْاَرْضِ فَكَاَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَم۪يعًا وَمَنْ اَحْيَاهَا فَكَاَنَّمَا اَحْيَا النَّاسَ جَم۪يعًا Kim bir cana kıymamış veya yeryü zünde fesat çıkarmamış biri-sini öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir.Kim de birisi-ni diriltirse, bütün insanları di-riltmiş gibi olur (Yani, kim bir canı kurtarırsa, bütün insanla-rı kurtarmış gibi olur) (Mâide Sûresi, 5:32) (Âsâr-ı Bedîiyye) اَىْ مَنْ اَحْيَاهَا فَكَاَنَّمَا اَحْيَا النَّاسَ جَم۪يعًاYani:Kim de birisini diril-tirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur. مَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ اِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ Sizin yaratılmanız da,diriltilmeniz de,tek bir kişi-nin yaratılıp diriltilmesigibidir." مَنْ لَا يَقْتَدِرُ عَلٰى اِحْيَٓاءِ النَّاسِ جَم۪يعًا لَ يَقْتَدِرُ عَلٰى اِحْيَٓاءِ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ Kim bütün insanları diriltmeye muktedir olamazsa; bir tek nefsi de diriltmeye muktedir olamaz."🙌🌹🤲🌹🌙☝️🕋😭😭😭🕊🕊🕊🌍🇪🇺🕋😭🇹🇷😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸

  • Demokrat Avrupa

    7.01.2026 03:22:51

    (3) Peki, bu sonu kim istemez? Maskeleri indirdiğimizde acı gerçekle karşılaşıyoruz: Siyasal İslamcılar, Komünistler ve Kafatasçılar... Bu yapılar, doğaları gereği demokratik bir Türkiye’de nefes alamazlar. İktidarda kalabilmek için Kemalizmin kurduğu o baskıcı idari yapıya ve çatışma ortamına muhtaçtırlar. Sonuç olarak; PKK bugün sadece bir terör örgütü değil, antidemokratik odakların iktidarını korumak için "müsait pozisyonda" tuttuğu bir siyasi enstrümandır. Gerçek demokrasi, sadece PKK’nın değil, bu çatışmadan beslenen Kemalizmin de tasfiyesiyle gelecektir.

  • Demokrat Avrupa

    7.01.2026 03:22:15

    (2) Ancak bugün garip bir tabloyla karşı karşıyayız. Dış desteği sarsılan PKK’nın tamamen tasfiyesi ve Türkiye’nin demokrasiye geçişi beklenirken; mevcut yönetim, örgütü adeta bir "yedek akçe" gibi muhafaza etmek istiyor. Bu durum, sistemin varlığını kime borçlu olduğunu gösteren en net göstergedir. Çünkü biliyorlar ki: • PKK’nın tasfiyesi; milliyetçi ve ırkçı damarın kuruması, oyların düşmesidir. • Çatışmanın bitmesi; 12 Eylül ihtilal anayasasına olan "ihtiyacın" yok olmasıdır. • Darbe hukukunun sonu; Kemalizmin ve vesayetçi yapının tarih sahnesinden çekilmesidir.

  • Demokrat Avrupa

    7.01.2026 03:21:39

    (1)Trump döneminde Neoconların PKK desteğinin zayıflaması, bölgesel bir boşluktan öte Türkiye için tarihi bir kırılma anı teşkil ediyor. PKK, yıllardır süregelen silahlı çatışma iklimiyle aslında gizli bir görevi ifa etti: Türkiye’yi istikrarsızlaştırarak Kemalizmin ve darbe hukukunun ömrünü uzatmak.

  • Bedreddin

    7.01.2026 00:17:56

    Duanıza binler amin diyerek başlamak istiyorum.Çok insaflı ve iz'anlı değerlendirmeleriniz için minnettarız.Buyurduğunuz üzere her müşkülün halli hürriyeylerin genişlemesiyle mümkündür.Lakin ben siyasilerin "kurucu önder apo" sözlerinden sizler gibi çok rahatsız olmaktayım.Makalenizde aklı selimin ne olduğunu çok güzel izah buyurmuşsunuz.Allah sizlerden ebedi razı olsun.Sağolun varolun inşallah.

  • Abdurrahman

    7.01.2026 00:14:28

    Evet, hocam. Mesele tamamen marksizm zemininde cereyan ediyor.@

  • Abdullah

    7.01.2026 00:13:45

    Ayrıca, bütün Marksistlerin ideolojik olarak Kemalist olduklarını ve AKP gibi dinî arka planlı yapılara düşman olduklarını da görmezden mi geliyorlar? Bunları yapanlar, dünün mücahitleri değil mi? Dünde mazlumlar için adaleti isteyenler değil mi? Marksist Kürt yapılanmalarının en büyük hamisi İsrail’e SUMUD harekâtını organize edenler değil mi? İsrail’in beraberinde çalıştığı Marksizm kökenli sermayenin şirketlerine–güya–boykotu düzenleyenler değil mi? Eyvallah... İşte mesele...

  • Abdullah

    7.01.2026 00:13:24

    Kürtçülük fitnesinin ilâcının yalnızca doğru demokrasi olduğunu, AKP kurmayları bilmiyorlar mı? Halkımızdan altmış bin masumu öldürmüş terör örgütüyle barış masasına oturulamayacağını da mı bilmiyorlar? Marksizm ile, ülkenin Kürtçe konuşan insanlarını dinden ve ahlâktan uzaklaştıran felsefenin, milletimiz için zehirli olduğunun farkına varamıyorlar mı? Bugün terör örgütünün arpası, silâhı ve alanı bitmiş görünse de; destekçisi konumundaki küresel ihtilâlcilerin çapulculara lâzım olacak malzemeyi anında gönderebileceğini de mi düşünmüyorlar?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı