ABD-Venezuela ilişkilerindeki tırmanış, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 8 Ağustos 2025’te Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro için vermeyi planladığı ödülü iki katına yani 50 milyon dolara çıkartması ve Venezuela liderinin uluslararası uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlanan ‘Cartel de los Soles’ ögütüyle ilişkilendirilmesi”yle zirveye çıkmıştı.
Washington 9 Ağustos 2025’te Meksika Körfezi ve Karayipler’de ABD Deniz Kuvvetleri’nin askerî baskı/tedbirlerini açıkladı.” Buna karşılık Maduro da 19 Ağustos’ta ülkesini savunmak için, Hugo Chavez’in 2007’de kurduğu Bolivarcı Ulusal Silahlı Kuvvetleri’n beşinci bileşeni Ulusal Milisler’in 4 milyon üyesini ülke çapında seferberliğe çağırdı. Böylece iki ülke ilişkilerinde “yumuşamadan çatışma ihtimaline” geçilmişti.
ABD güçlerinin 3 Ocak 2026’daki operasyonuyla Venezuela'nın başşehri Caracas ve askerî hedefleri bombalanarak Maduro ve eşi esir alındı. Aynı gün ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Batı Yarımküre’de egemenlik stratejisini teyit ederek “ABD’nin arka bahçesi kabul edilen bu bölgede, sahiplik” iddiasında bulundu. Trump, bölge hakkındaki sahiplenici doktriniyle “Venezuela’da güvenli bir iktidar geçişine öncülük etmeyi ve ülkenin petrol rezervlerinin ABD şirketlerince tam manasıyla kontrol altına alınması”nı amaçlıyor.
Venezuelalılar, Maduro "operasyonunun" ardından kutlamalar yaptılar. Bunda ülkenin petrol ve altın madeni zenginliğinin, vatandaşların sosyo-ekonomik refahına yansımamasının etkisi oldukça yüksek. Washington’un “Maduro’nun serbest bırakılmasını isteyen Venezuela Geçici Başkanı Delcy Rodriguez’le müzakerelere başlayabileceği” ileri sürülüyor. Ancak ABD yönetimi, Venezuela’da daha inandırıcı olduğunu göstermek için ikinci saldırı tehdidinde de bulunuyor.
Ayrıca Venezuela’daki gelişmelerden sonra, Karayipler ve Latin Amerika bölgesinde ne olacağı hususunda belirsizlik mevcut. Çünkü Trump, “başarısız bir ulus ve sonunda hakkında konuşacağımız bir şey olacak” sözleriyle Küba’yı da tehdit ediyor. Yine “birkaç ay içinde başkanlık seçimlerine gidecek Gustavo Petro’nun Kolombiya’sı da benzer tehditvarî konuşmalardan” nasibini aldı. Diğer taraftan birçok Latin Amerika lideri, ABD’nin Venezuela’ya saldırganlığını kınarken, “Javier Milei’nin Arjantin’i ABD müdahalesini memnuniyetle karşıladı.” Buna karşılık İspanya Başbakanı Pedro Sanchez de “uluslararası hukuku ihlâl eden müdahaleyi tanımıyor.”
İspanya, Brezilya, Şili, Kolombiya, Meksika ve Uruguay 04 Ocak’ta “müdahalenin uluslararası hukukun temel ilkelerine, BM Şartı’ndaki güç kullanımına, tehdidin yasaklanmasına, devletlerin egemenliğine, toprak bütünlüğüne saygıya aykırı olan tek taraflı askerî eylemleri reddettiklerini” ifade eden ortak bildiriyi imzaladılar. Bildiride “müdahalenin barış ve bölgesel güvenlik için son derece tehlikeli bir emsal teşkil ettiği ve sivil nüfusu riske attığı” belirtildi.
Trump’ın, Latin Amerika ülkelerinden 14 Aralık 2025’te Şili seçimlerinde desteklediği Antonio Kast ikinci olurken, 25 Aralık 2025 Honduras seçimlerinde desteklediği Nasry Asfura seçimleri kazanmıştı. Trump, Arjantin’de Milei’ye desteğini sürdürüyor. Washinton’un yaklaşan Kolombiya, Peru ve Brezilya seçimlerinde de etkisini göstereceği kuvvetle muhtemeldir. Çünkü Karayipler ve Latin Amerika bölgesi, “zengin doğal kaynakları ve Pazar potansiyeliyle küresel güç ve ticaretin yeniden yapılanmasında stratejik konuma geldi”.
ABD’nin, Maduro’ya uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizme destek vermekten dolayı müdahalesi, Venezuela petrolüne el koymak için muhtemelen bahanedir. Çünkü bu bahane, yakalanıp ABD’de aynı suçlardan 2024’te 45 yıl hapis cezasına çarptırılan Honduras’ın eski başkanı Juan Orlando Hernandez’in Maduro’nun yakalandığı 3 Ocak günü Trump tarafından affedilmesiyle ortaya çıktı