"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur’da Ehl-i Beyt (2)

M. Fahri UTKAN
07 Ocak 2026, Çarşamba
Bediüzzaman Said Nursî biyolojik bağın yanı sıra bir de manevî Âl-i Beyt kavramını nazara verir.

Buna göre, Peygamberimiz'in (asm) Sünnet-i Seniyye'sine tam manasıyla ittiba eden, onun yolundan giden ve İslâm'a hizmet eden mü’minler de manen Ehl-i Beyt'ten sayılırlar. Bu, Ehl-i Beyt'e duyulan sevginin ve onlara benzeme arzusunun bir neticesidir.

Ehl-i Beyt'in isimleri, dualarda, sanatta, edebiyatta ve günlük hayatta sıkça anılarak onlara duyulan derin muhabbet canlı tutulmaktadır.

Risale-i Nur'da Ehl-i Beyt'e muhabbet, kuru bir sevgi veya tarihî bir bağlılık olarak değil, dinin temel bir esası olarak işlenir. Bu sevginin kaynakları şunlardır:

1. Kur'ân'ın emri: Şûrâ Sûresi'nin 23. ayetinde geçen "...De ki: Ben buna karşı sizden, yakınlığa olan sevgiden başka bir ücret istemiyorum" mealindeki ifade, Ehl-i Beyt'e olan sevginin Kur'ânî bir temelinin olduğuna işaret eder.

2. Peygamber sevgisinin bir parçası olarak Ehl-i Beyt'i sevmek: Peygamber Efendimiz'i (asm) sevmenin fıtrî bir sonucudur. Onlar, "vazife-i nübüvvetin bir hayt-ı nuranîsi" yani peygamberlik görevinin nuranî bağları olarak görülür.

3. İslâm'a fıtrî taraftarlık: Ehl-i Beyt'in nesli, İslâmiyet'e fıtraten, neslen ve cibilliyeten taraftardır. Bu silsile, İslâm'ın manevî direği ve bel kemiği olarak kabul edilir.

Ehl-i Beyt'in Vazifesi: Manevî Saltanat

Bediüzzaman Said Nursî, Ehl-i Beyt'in asıl vazifesinin dünyevî saltanat ve idarecilikten ziyade, dinin hıfzı (korunması) ve İslâmiyet'e hizmet olduğunu vurgular. Cenab-ı Hak, onları dünya saltanatının geçici ve aldatıcı meşgalelerinden çekerek, manevî saltanata, yani insanların kalplerini ve ruhlarını irşad etme görevine tayin etmiştir. Bu sebeple, İslâm âleminin manevî mürşidlerinin, büyük âlimlerinin ve evliyalarının ekseriyetle Ehl-i Beyt'ten çıkması tesadüf değildir.

Risale-i Nur'da Hz. Ali(ra), Hz. Hasan(ra) ve Hz. Hüseyin(ra)'e özel bir vurgu yapılır:

Hz. Ali (ra): İlim, cesaret, takva ve velayetin zirvesi olarak kabul edilir. Özellikle Celcelutiye kasidesi gibi manevî kaynaklar vesilesiyle Risale-i Nur'un mesleği ile Hz. Ali (ra) arasında kuvvetli bir manevî bağ olduğu ifade edilir.

Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (ra): Peygamber (asm) torunları olmaları hasebiyle "Seyyid-üş Şebâb-ı Ehl-i Cennet" [Cennet gençlerinin efendileri] olarak anılırlar. Onların hayatları ve özellikle Hz. Hüseyin’in (ra) Kerbela'daki şahadeti, haksızlığa karşı mücadelenin ve manevî değerler uğruna fedakârlığın sembolü olarak değerlendirilir.

Risale-i Nur, Ehl-i Beyt'e olan bu derin sevgi ve hürmeti, Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat akidesi dairesinde ele alır. Sahabelerin tümüne hürmet esastır ve Ehl-i Beyt sevgisi, diğer Sahabelere karşı bir husumet veya tezyif (küçümseme) vesilesi yapılamaz. Bediüzzaman, Müslümanlar arasındaki tefrikanın en mühim sebeplerinden birinin bu meseledeki ifrat ve tefritler olduğunu belirterek, Ehl-i Sünnet'in vasat ve adaletli yolunu tavsiye eder.

Sonuç olarak, Risale-i Nur'da Ehl-i Beyt, sadece tarihî şahsiyetler değil, İslâm'ın ruhunu, ahlakını ve maneviyatını nesilden nesile taşıyan nuranî bir silsile, bir sevgi ve irşad mektebidir. Onlara duyulan muhabbet, Peygamber'e (sav) ve dolayısıyla Allah'a olan sevginin bir tezahürüdür ve Sünnet-i Seniyye'ye ittiba ile taçlanmalıdır. 

Okunma Sayısı: 676
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı