"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman’ın demokrasiye bakışı

İbrahim ERSOYLU
13 Mayıs 2022, Cuma
Üstad Bediüzzaman, Mutlâkiyet (1908 öncesi padişahlık dönemi), Meşrûtiyet (padişahın, bir kısım yetkilerini Parlamentoya devrettiği 1908’den sonraki dönem) ve Cumhuriyet dönemlerinde her hal ve şartta istibdada ve diktatörlüğe karşı çıkmış, Kur’ân ve sünnet ışığında adalet, meşveret ve kanun hâkimiyeti gibi esaslara dayanan meşrutiyeti, şimdiki ifade ile demokrasiyi müdafaa etmiştir.

Bediüzzaman, 1908’de ilân edilen 2.Meşrûtiyeti, Cumhuriyet ve Demok-rat manasında “meşrûa / şeriata uygun olması” kaydını kullanarak kullanmış ve onu Şeriat namına alkışladığını ifade etmiştir. 1

Ayrıca o, Avrupa devletlerinin bizdeki cehalet ve taassup müsaadesiyle, Şeriat görüntüsünde padişah yönetiminin baskıcı uygulamaları karşısında Şeriatı –haşa- istibdada müsait zannettiklerinden nihayet derecede kalben üzüldüğünü, onların zannını tekzip etmek için, 1908’de ilân edilen 2. Meşrutiyeti herkesten ziyade Şeriat namına alkışladığını beyan etmiştir. 2

Meşrûtiyeti Şer’î delillerle kabul ettiğini, başka medeniyetçiler gibi taklidî ve Şeriat aykırılığı olarak telâkki etmediğini belirten Bediüzzaman, hürriyetçi bir anayasa rejiminin prensiplerini “sarahaten/açık, zımnen/gizli ve iznen/ onların iznine dayanarak dört mezhepten çıkarılmasının mümkün olduğunu söylemiştir. 3

Bediüzzaman, meşrûtiyetin /demokrasinin dayanaklarının, Kur’ân’daki “Onlarla iş hususunda istişare et” 4 ve “Onların/ Müslümanların işleri aralarında istişare iledir” 5 âyetlerinin olduğunu belirtmiştir.

O, dinin emirleri dairesindeki meşveretin adalet olup hakka dayandığını, kalbinin ilim ve marifet, lisanının muhabbet, aklının şahıs değil kanun olduğunu, onda hukukun üstünlüğünün esas olduğunu, milletin hâkimiyeti olup insanların saadetine vesile olacağını, hakkıyla hayata uygulanması halinde insanlardaki yüksek hisleri uyandıracağını beyan etmiştir. 6

O, Meşrutiyetin ayrıca istibdadın tek görüşünü, sarsılmaz bir kamuoyuna dönüştüreceğini, irade ve tercih hürriyetini temin edeceğini, İslâm’ın bahtını, Asya’nın talihini açacağını ve milyonlarca Müslümanı birbirlerine bağlayacağını ifade etmiştir. 7

Bediüzzaman, Demokrasinin İslâm’daki dayanaklarından birinin, “Kavmin efendisi onlara hizmet edendir” 8 hadisi olduğunu, bu hadisin sırrı ile “Şeriat âleme gelmiş; ta istibdadı ve zalimane tahakkümü mahvetsin” buyurmaktadır. 9

Ne yazık ki gerek ülkemizde ve gerekse İslâm dünyasında önemli bir Müslüman kitlesinin, cehaletten kaynaklanan bir saikle, demokrasinin Şeriata aykırı olduğunu iddia ederek, dindar kimlikli tek adam istibdat rejimlerinin devamına bilerek veya bilmeyerek destek vermeye devam etmektedirler.

Son söz: Ülkemizde ve İslâm dünyasında Müslüman kitleler, istibdat idarelerinin ağır kayıtlarından kurtulmak için, Üstad Bediüzzaman’ın Kur’ân’ın çağımıza yönelik mesajını ortaya koyan görüşlerine itibar etmeleri gerekmektedir. Aksi halde onlar, ülkemizde olduğu gibi dindar kimlikli müstebit idarelerin ağır ve zalimane baskıları altında yaşamak zorunda kalmaları muhtemeldir.

Dipnotlar:

1- Divan-ı Harbî Örfi, s. 69.

2- A.g.e. s. 24.

3- A.g.e. s. 25.

4- Al-i İmran,159.

5- Şûrâ, 38.,

6- Münâzarât, 23.

7- A.g.e. 23.

8- Fethul Kebir, 2/195; Müsnedü’l Firdevs, 2/ 324.

9- Divan-ı Harbi Örfi, s. 22.

Okunma Sayısı: 1564
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    13.5.2022 16:46:35

    Bediüzzaman hazretleri, Demokrasinin İslamiyetten olduğunu, Bütün insaniyetin dünyevi saadetinin sebebi olduğunu, Bütün kavimleri birbirine bağlayan bir zincir olduğunu, dolayısıyla İslâm ülkelerinin kurtuluşu, dünya barışı için zarurî bir sistem olduğunu gayet açık ve net, detaylandirarak ortaya koymuştur. Bu reçeteyi başta Türkiye'miz olmak üzere İslâm alemi artık kullanmalıdır. Bu Kur'anı hakikatlere daha ne kadar uzak duracağız. Ey ehl-i iman uyanın artıķ. Tek akıl, tek şeyh, tek reis, tek hoca gibi şahıs endeksli siyasi cereyan ve cemaatlerle bir yere varılmaz

  • Toygar (2)

    13.5.2022 14:12:44

    Herkes bu konuda başkasını eleştirmekten ziyade, kendi demokrasi anlayışını takviye etmelidir, derim. Evde, işte, sokakta, ailede, cemaatte, camide, dergide, gazetede, dernekte, vakıfta... Artık her nerdeyse.

  • Toygar (1)

    13.5.2022 14:12:40

    Demokrasiye mesafeli duruş sergileyenlerle, demokrasi taraftarı olduğu halde meseleyi yanlış anlayanları aynı kefeye koymak mümkün aslında. Çünkü her iki grupta meseleyi anlamaktan uzak, dünyevi, kişi kaynaklı, şahsa endeksli ve kişilerle mukayyet görüyorlar. "Filanca gelirse demokrasi de gelecek" gibilerinden bir yaklaşım demokrasi severlerin dilinde pelesenk olmuş, şahsa endekslenmiş, beklenen DEMOKRASİ. "Biz olmasaydık haliniz nice olurdu, demokrasi de neymiş" yaklaşımı severler ise, şahısların sahipliğine razı bir hayatın, İslamiyetle alâkasız oluşundan habersizler. Meseleyi Cenab-ı Hakkın KUL HAKKINA GİRMEME emrine matuf bir şekilde değerlendirilmemesi nedeniyle, her iki güruh da (ifade ancak bu şekilde yerini buluyor, kusura bakılmasın, akıl olmayınca güruh olunuyor) hata etmekten, sehivlerden berî kalamıyor.

  • S.topuz

    13.5.2022 12:45:14

    " Fakat meşru, hakikî meşrutiyetin müsemmasına ahd ü peyman ettiğimden, istibdad ne şekilde olursa olsun, meşrutiyet libası giysin ve ismini taksın; rast gelsem sille vuracağım. Fikrimce meşrutiyetin düşmanı; meşrutiyeti gaddar, çirkin ve hilaf-ı şeriat göstermekle meşveretin de düşmanlarını çok edenlerdir. "Tebeddül-ü esma ile hakaik tebeddül etmez." En büyük hata, insan kendini hatasız zannetmek olduğundan, hatamı itiraf ederim ki; nâsın nasihatını kabul etmeden nâsa nasihatı kabul ettirmek istedim. Nefsimi irşad etmeden başkasının irşadına çalıştığımdan, emr-i bilmarufu tesirsiz etmekle tenzil ettim. " Tarihçe-i Hayat - 72

  • S.topuz

    13.5.2022 12:44:14

    "Bazen zıd, zıddını tazammun eder Zaman olur zıd, zıddını saklarmış. Lisan-ı siyasette lafz, mananın zıddıdır. Adalet külahını {(*): Bu zamanı tam görmüş gibi bahseder.} Zulüm başına geçirmiş. Hamiyet libasını, hıyanet ucuz giymiş. Cihad ve hem gazâya, bağy( isyan) ismi takılmış. Esaret-i hayvanî, İstibdad-ı şeytanî; hürriyet nam verilmiş. Zıdlarda emsal olmuş, suretlerde tebadül, isimlerde tekabül, makamlarda becayiş-i mekânî." Sözler - 707 "Evet ben, neseben ve hayatça avam tabakasındanım. Ve meşreben ve fikren "müsavat-ı hukuk" mesleğini kabul edenlerdenim. Ve şefkaten ve İslâmiyetten gelen sırr-ı adalet ile, burjuva denilen tabaka-i havassın istibdad ve tahakkümlerine karşı eskiden beri muhalefetle çalışanlardanım. Onun için bütün kuvvetimle adalet-i tamme lehinde, zulüm ve tagallübün ve tahakküm ve istibdadın aleyhindeyim." Lemalar - 170

  • Oğuz Yiğiter

    13.5.2022 06:59:09

    Demokrasi mefhumuna hâlâ soğuk bakan ihvana, me'hazdeki kudsiyetin tesiri adına, Risale-i Nur'da geçen; "Demokrasi ve Cumhuriyet mânâsındaki meşrutiyet" ifadesini hatırlatmak istedim. Tebrikler, dualar Hocam...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı