"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman ve Yeni Asya

İlimdar Kaya
16 Ağustos 2021, Pazartesi
Bediüzzaman Said Nursi’yi tanıyanlar, bilenler, hayatını okuyanlar ve Risale-i Nur ile yolları kesişenler bilirler ki hayatı hep mücahede ile geçmiştir.

Onca sıkıntıya rağmen hayatının hiçbir karesinde değil korkuya, izine dahi rastlanmaz. Hele konu din, iman ve Kur’an olunca karşısında kim olursa olsun aldırış etmeden verilmesi gereken cevabı verir. “Ben eskiden beri tahakküme ve terzile karşı boyun eğmemişim. Hayatımda tahakkümü kaldırmadığım, birçok hâdiselerle sabit olmuş. “Meselâ: Rusya’da kumandana ayağa kalkmamak, Divan-ı Harb-i Örfî’de idam tehdidine karşı mahkemedeki paşaların suallerine beş para ehemmiyet vermediğim gibi, dört kumandanlara karşı bu tavrım tahakkümlere boyun eğmediğimi gösteriyor.” (Emirdağ Lah. 2 shf.870) Bediüzzaman bu sözleri ile hayatında korku ve telaşın yerinin olmadığını ve bir mana ifade etmediğini ortaya koyuyor. Bediüzzaman’ın iman, Kur’an, İslam ve vatan konusunda tavizsiz olduğunu ve ölümden korkmadığını görürüz. Bu değerlere hizmeti de hayatın bir gayesi görür.

Bediüzzaman Kafkas Cephesinde gönüllü Alay Komutanı olarak gönüllülerle birlikte Ruslara karşı savaşırken esir düşer ve Kosturma’da ki esir kampına götürülür. Nikola Nikolaviç ’in esir kampını ziyareti esnasında herkes ayağa kalkar, fakat Bediüzzaman ayağa kalkmaz. Görmemiş olduğunu düşünerek bir daha önünden geçer. Bediüzzaman’ın ayağa kalkmadığını görünce tanımamış olabileceğini düşünerek tercümanı vasıtasıyla ayağa kalkmama sebebini sorar. Bediüzzaman “kendisini tanıdığını ve Rus kumandanı Nikola Nikolaviç olduğunu” söyler. “Yapılan bu davranışın Rus ordusuna ve Çarına hakaret olduğunu” belirttir Rus Kumandanı. Bediüzzaman ise, “hakaret etmedim, ben bir Müslüman âlimiyim, imanlı bir kimse Cenab-ı Hakkı tanımayan adamdan üstündür. Ben sana kıyam etmem.” der. (Tarihçe-i Hayat shf 183) Bediüzzaman davranışının şahıslarla alakalı değil de dininin izzetinden kaynaklandığını böylelikle belirtir. İdamına karar verilir, kararın infaz edilmesinden önce namaz kılmak için izin isteyen Bediüzzaman dini vazifesini yapar. Rus Komutan Bediüzzaman’ın bu samimiyeti ve ihlası karşısında geri adım atarak cezanın infazından vazgeçer ve özür dileyerek affını rica eder. Cenabı Hakkın hıfz ve inayeti ile Bediüzzaman idamdan kurtulur.

O gün Bediüzzaman İman, Kur’an davası olan Risale-i Nur Hizmetinin omurgasını oluşturacak bir duruş ortaya koyar. Bediüzzaman’ın talebesi Zübeyir Gündüzalp’in Afyon Mahkemesinde yaptığı savunmada “ … Dinimin, vatan ve milletimin ebedî saadet ve selâmeti uğrunda bütün mevcudiyetimi feda etmeye hazırım.” diyerek söylediği sözler ve yaşantısı ile ortaya koyduğu davranışlar o günkü duruşun aynısıdır ve ilham kaynağı o duruştur. İnanıyorum ki din, iman ve Kur’an konusunda her Nur Talebesi aynı düşünce ile mücehhez ve yeri geldiğinde de aynı duruşu hiçbir güçten korkmadan ortaya koyar. Zaten zındıkayı da korkutan bu duruştur. Zındıkanın sürekli Yeni Asya camiasına el karıştırarak uhuvvet, birlik ve beraberliği bozma arzusu bundan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle her Nur Talebesinin bu oyunlara karşı müteyakkız olması gerekir.

“… Komünist ve masonlar, kendi zehirli fikirlerinin yayılmasına Risale-i Nur’un kuvvetli bir mâni teşkil ettiğini biliyorlar. Kur’an’ın hakiki bir tefsiri olmakla kuvvetli bir iman kaynağı olan Risale-i Nur’u ortadan kaldırmak veya okutmamak için çeşitli desiseler ve iftiralara başvuruyorlar… Bizi korkutmak ve Risale-i Nur’dan uzaklaştırmak ve diğer taraftan kendi zehirli neşriyatlarını önümüze sürmek; bu suretle millet ve gençliğimizde imanın yok olmasını ve ahlâk sukutunu temin ederek, hükûmetin kendi kendine çökmesine muvaffak olmak istiyorlar. ” Zübeyir Gündüzalp 1948 yılında Afyon Mahkemesine verdiği savunmayla bu çok önemli tesbiti yapıyor.

Yeni Asya Gazetesi Zübeyir Gündüzalp’in tesbitini yaptığı kesimlere karşı Bediüzzaman’ın Rus komutana karşı ortaya koyduğu duruşla karşılarına dikilmiştir. Bu gün tavizsiz bir şekilde Bediüzzaman’ın çizgisinde yayın hayatına devam eden Yeni Asya Gazetesinin duruşundan bu kesimler rahatsız. Dün Mehmet Kutlular için sahneye konulanlar, bugün de gazeteyi çıkaranlara karşı sucu, bucu isnat ve iftiralarda bulunarak camiamızı karıştırmak istiyorlar. Şahsı manevi bu yalanları camiamızın içine sokan ehl-i fitneye duruşuyla gerekli cevabı verdi, hiç şüphem yok elbette bir gün bu insanlar KAHHAR-I ZÜLCELAL’ in sillesini yiyeceklerdir. Bu yalanlardan etkilenen dostlarımız akıllarını başlarına alarak çabuk bu fikirlerinden vazgeçmeli ve şahsi maneviye tabi olmalılar, bu yanlışta ısrar ettikleri takdirde büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduklarını bilmeliler.

Allah imhal eder, ihmal etmez! 

Okunma Sayısı: 1008
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Oğuz Yiğiter

    16.8.2021 03:59:08

    Evet, üç devre-i hayatının tamamına bakıyoruz, güçle, gücü elinde tutanlarla musalaha hiçbir zaman derdi olmamış Üstadımızın. Sadece hakkın hatırını üstün tutmuş. Müstebitlere hiçbir zaman boyun eğmemiş. Mesele çok nettir, ama öyle her babayiğidin taşıyacağı bir misyon değildir. Bu da ayrı bir sır ve istihdam meselesi. Tebrikler, dualar....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı