"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tevbe estağfirullah

İrfan Çakmak
13 Nisan 2026, Pazartesi
İnsan yaratılış ağacının bir meyvesidir. Dünya ise Cenneti kazanmak için bir tezgahtır.

O tezgahın ürünleri için “yer bir döşek gök bir tavan yapılarak, gökten su, yerden ürünler çıkartılarak”1 muhteşem fezada harika bir şekilde gezdirilmektedir. İnsanlığın babası Hz. Adem (as) şeytanla imtihan olundu. Neticede insanlığın asıl vatanı olan Cennet’ten eşiyle birlikte Dünyaya gönderildi. Dünya onlar ve evlatları olan insanlığın asıl vatanı olan Cenneti kazanmak için hikmet ve rahmetle dizayn edildi. Bu vesileyle Dünya anlam kazandı. Allah’ın Meleklere yeryüzünün halifesi olarak yaratacağı insan için “Sizin bilmeyeceğinizi herhalde ben bilirim.” 2 buyurmasında elbette bir hikmet vardı. Belki de o hikmetin en  anlamlı ifadesi onların şu tezgâhta ürettikleri tevbeleri oldu. Hz. Adem (as) ve şeytan birbiriyle imtihan oldu. Hz. Adem tevbesi ile o imtihanı kazandı ve barajı geçti. Kaybeden şeytan oldu. Diyebiliriz ki, böylece tevbe ilk babamızdan bize çok kıymetli bir miras olarak tevarüs etmiştir.

İnsan, her zaman günahların taarruzuna maruzdur. Ancak burada önemli olan pişmanlık duygusu ve vicdanda duyulan sızıdır. Bu his bir mü’mini derhal Allah’a yöneltmelidir. Çünkü günaha maruz kalan kimse Allah katında değersizleşmeye başlar. her günahta küfre giden bir yol bulunduğundan kalbi kararmaya, ruhu kirlenmeye, kendisi azaba müstehak olmaya başlar. Artık bu halde yapılacak şey tevbedir, istiğfardır. Kirlenen bir ruhun temizliği ancak böyle mümkündür. Tevbe edenler için bir müjde olarak, Allah “Doğrusu ben tevbeleri çokça kabul eden ve rahmeti bol olanım” 3 buyurmaktadır. Öyleyse O’nun rahmetine tevbe ve istiğfar ile sığınmak en doğru olan davranıştır. Dünya tezgahında üretilen ve insanı Cennete hazırlayan ürünlerini muhafaza etmek; günahlardan çekinmekten  ve tevbeden geçmektedir.

Allah insanlara tevbe fırsatı vermiştir. “Şayet Allah insanları yapıp ettikleri yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, yerin üstünde tek bir canlı bırakmazdı; fakat onlara belirlenmiş bir vadeye kadar mühlet veriyor. Vadeleri dolduğunda ise (herkes anlayacaktır ki) Allah kullarını hakkıyla görüp bilmektedir”4 buyurmaktadır. İnsanlık için ne büyük bir fırsat bu. En güzel ve takdir edilesi fırsatçılık da bunu değerlendirmek değil midir? Evet Allah “Ey mü’minler! Hepiniz Allah’a tevbe ediniz ki, kurtulabilesiniz”5 diye ikaz ediyor. Peygamberimiz de (asm): “Günahından tevbe eden günah işlememiş kimse gibidir” 6 diyor.

Şu dünya tezgâhında kulluğumuzun icabı olarak takva ve amel-i salih mekikleriyle üreteceğimiz ibadetlerimizi, Âdem Babamızın tevbe mirası ile Allah’ımızın bize tanıdığı fırsatı değerlendirerek muhafaza etmek boynumuzun borcu değil midir? O halde durmak hatadır. Fırsattan istifade… “Estağfirullah. el azim el kerîm ellezi la ilahe illa hû. El hayye’l-kayyüm ve etûbü ileyh: Hayy, Kayyüm ve Yüce olan Allah’tan mağfiret dilerim ve O’na tevbe ederim. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur.” Amin!

Dipnotlar:

1- Bakara: 24.

2- Ags.: 30. 3- Ags.: 160.

4- Fatır: 45.

5- Nur: 31.

6- İbni Mace; Zühd:30; No: 4250; 2/1419

Okunma Sayısı: 132
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı