"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yüzyıllık nur

İrfan Çakmak
25 Ocak 2026, Pazar
Tevbe Sûresi’nin 32. ayetinde “Allah’ın nurunu üflemekle söndürmek isterler” şeklinde belirtildiği gibi 1900’lü yılların başında dinsiz felsefenin önderliğinde, İslamın temsilcisi Hilafet-i Osmaniye hedef alınarak Kur’ân’a şiddetli bir su-i kast başlatılmıştır.

Bediüzzaman bu ‘üfleyicilerin’ farkına vardığı zaman henüz yirmili yaşların başındadır. Ve “Mühim bir inkılab-ı fikrî geçirir.” 1 Ve der ki: “Ben de Kur’ân’ın sönmez ve söndürülmez manevî bir güneş olduğunu dünyaya ispat edeceğim ve göstereceğim.” 2

Ahirzamanın dehşetli değişimleri içerisinde Kur’ân’ın etrafındaki surların kırılacağını hisseder. Ve “Kur’ân'a hücum edilecek, i’cazı onun çelik bir zırhı olacak. Ve şu i’cazın bir nevini şu zamanda izharına, haddimin fevkinde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım.” diyerek geçmiş zamanı sorgular ve gelecek için hazırlıklarını yapmaya başlar.

Kahraman bir müceddit olarak Birinci Dünya Savaşının herc ü mercinden sonra kader-i İlâhî onu Barla’ya kıyamete kadar parlayacak bir Nur fabrikasının temellerini atmak üzere vazifelendirir. O da: 

“Elde Kur’ân gibi bir mu'cize-i bâkî varken

Başka bürhan aramak aklıma zâid görünür.

Elde Kur’ân gibi bir bürhan-ı hakikat varken

Münkirleri ilzam için gönlüme sıklet mi gelir?”3 diyerek o Nur fabrikasının temelini kurar.

Böylece kuvvetin hakta ve ihlasta olduğu bir Nur hizmeti o Nur fabrikasından tezahür etmeye başlar. Ücretleri rıza-i İlâhî olan Nur hizmetkârları fî sebilillâh malları ve canlarıyla o fabrikanın hizmetkârı olurlar. Ve Hicrî 1344 (Milâdî 1926) tarihinde ‘ilm-i hakikatte râsihane çalışan ve kuvvetli iman eden bir taife’ olarak manevî cihada atılırlar.4 Bu vesileyle Bediüzzaman “...Yirmi seneden fazla kendi memleketimde ve İstanbul'da ettiğimiz hizmet-i ilmiye ve diniyeye mukabil, burada sizinle yedi sekiz senede yüz derece fazla edildi…” demekten kendini alamaz.5

İşte o Nur hizmetkârları ile Nur fabrikası Barla’da yedi-sekiz senede yapılan ‘yüz derece’ hizmetin ‘yüzüncü yılına’ ulaştık. Belki bu sürede yüz milyon insanın imanının kurtulmasına vesile olunmuştur. Bu yüz yıllık Nur, insaniyet ve ruhanîler âleminde yansımaktadır. Vatanımız ve milletimizin ma-nevî halaskârı ve belâlara karşı manevî bir set olmuştur.

O Nuru söndürmek üzere kasteden üfleyicilerin dudakları felç olmuştur. O Nurdan istifade edecek olanlar gözlerindeki  maddeci at gözlüklerinden kurtularak ‘ama’sız, ‘fakat’sız o Nura muhatap olmaları gerekmektedir. O Nura kasten sırt çevirenler ise enaniyetlerinin karanlığında debelenmektedirler.

Ne mutlu, yüz yıldır parlayan Kur’ân güneşinin Nur saçan Risalelerinden istifade edebilenlere…

Dipnotlar:

1- Birinci Şua, Altıncı Ayet.

2- Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı.

3- Yirmi Beşinci Söz’ün Başı.

4- Birinci Şua, On Dördüncü Ayet.

5- Yirmi Birinci Lem’a, İhlas Risalesi.

Okunma Sayısı: 212
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı