"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Değil affa, ceza vermeye de ihtiyaç kalmasa!

İsmail TEZER
28 Eylül 2018, Cuma
Gazetemiz Yeni Asya’nın dünkü (27.9.2018) manşeti “Ceza adaleti olsa, affa gerek kalmaz” idi.

Avukat Prof. Dr. Devrim Güngör “Doğru olan, affa ihtiyaç bırakmayacak şekilde ceza adaletinin sağlanması” derken, Prof. Adem Sözüer ise “Ağzına kadar dolan cezaevlerini afla boşaltmaya çalışmak yerine, ‘Niye bu kadar doldu?’ diye sormak lâzım” diyerek işin püf noktasına temas etmiş.

Tam da bugünlerde Yeni Asya Neşriyat’tan güzel bir kampanya geldi:

“Cezaevlerine Hediye Kitap Kampanyası” başlığını taşıyan duyuruda “Medrese-i Yusufiye Seti”nden söz ediliyor. Set, Risale-i Nur’dan beş kitabı içine alıyor: Medrese-i Yusufiye Risalesi (yeni bir tanzim), Meyve Risalesi, Haşir Risalesi, Gençlik Rehberi ve Hizmet Rehberi.

Bu kampanyayı niye mi nazara verdik? 

Meclise sunulan af tasarısının “genel gerekçe”sindeki şu ifadeler dikkat çekiciydi:

“Cezaevleri teorik olarak, toplumun genel güvenliğini sağlamak için vardır. Bununla birlikte cezaevleri, hükümlü ve tutukluların ıslah ve rehabilite süreçlerinin tamamlanarak topluma yeniden kazandırılmasını sağlayan kurumlardır.

“Günümüzde cezaevlerindeki fizikî şartlar oldukça yetersiz olup suçluyu ıslah ve rehabilite ederek topluma yeniden kazandırma işlevini hızla kaybettiği görülmektedir.”

Bu tesbit aslında af tasarısı için sunulan gerekçe yazısının kendi dayandığı temelin yine kendisi tarafından zayıflatılması anlamını da ihtiva ediyor. Zira “suçluyu ıslah ve rehabilite ederek topluma yeniden kazandırma işlevini hızla kaybeden” kurumlardan “af”la çıkaracağınız insanlar acaba toplumda ne gibi etkiler oluşturacaktır?

Bunun yerine, ceza adaleti sisteminin ve cezaevlerindeki şartların iyileştirilmesinin, ıslah edilmesinin öncelenmesi gerekmez mi?

Aslında yıllar yılı gelenek haline getirilmiş olan “af yasaları” bir bakıma adalet mekanizmasındaki bu tıkanıklığın, zaafların itirafı niteliğini de taşıyor.

Bu bakımdan öncelikle adalet sisteminin ıslahı, özellikle ceza kanunlarının mercek altına alınması gerekiyor. Kendi hukuk sistemini kendi kaynaklarından oluşturabilecekken, hatta bunun için medenî hukuk alanında “Mecelle” gibi şaheser örnekler de vermişken, talihsiz bir dönem yaşayarak ahkâmda Avrupa’ya dilencilik edecek hale gelmiş bir milletin evlâtlarına elbette bu sahada çok iş düşüyor.

Ancak bütün bunlardan önce de “eğitim sistemimizin” niteliği önem arz ediyor. Vicdanlara hükmeden, kontrol mekanizmasını öncelikle kişilerin kendi içinde yerleştiren, dolayısıyla bir suça eğilim gösterildiğinde kendi kendini frenleyebilen bir iç denetim mekanizmasının inşâsını sağlayacak eğitim sistemine bir an evvel geçmemiz gerekiyor. Bu da elbette hayatı sadece bu dünyadan ibaret algılamayan, ahiret hayatını esas alarak dünyayı ona göre tanzim etmeye vesile olacak, fen ilimleri ile din ilimlerinin kaynaştırıldığı bir eğitim felsefesinin müfredata yansıtılmasından geçiyor.

Aslında bu topraklarda, şu bahsettiğimiz felsefenin hâkim olduğu bir eğitim sistemi denenmemiş de değil. Belki formal olarak değil, ama informal anlamda, Bediüzzaman Risale-i Nur eserleriyle her yeri “Medresetüzzehra” adını verdiği eğitim seferberliğiyle kuşatmıştır. Hatta cezaevlerinde bile Risale-i Nur okuyan niceleri açısından çok kısa bir sürede -bugün başarılamadığı itiraf edilen “ıslah ve rehabilite süreçleri” hakkıyla yerine getirilmiştir.

Kişilerin ve dolayısıyla bütün bir toplumun dünya ve ahiretini imar edecek böyle bir eğitim anlayışına bir an evvel kavuşmamız şart.

Bediüzzaman’ın toplumda ve cezaevlerinde model olarak uyguladığını bizim kendi evlerimizden başlayarak bütün sahalarda uygulamamız gere- kiyor.

Okunma Sayısı: 2678
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı