"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir 15 Temmuz Muhasebesi-1: Fethullah Gülen ve Gülen Hareketi neye hizmet etti?

Kadir AKBAŞ
28 Temmuz 2026, Salı 00:14
70’li yılların başından itibaren bağımsız bir yapılanma içerisine giren ve Yeni Asya ile ayrılmak olarak ifade edilebilecek bir birlikteliği olmadığını kendisi ifade eden F. Gülen ve kendisine kurdurulan bir hareketin ve topluluğun geride kalan 50 küsur yıllık geçmişini mihenge vurmak, delil ve akıbetine bakmak zarureti vardır.

DİZİ: BİR 15 TEMMUZ MUHASEBESİ-1
AV. KADİR AKBAŞ

Üstad Hazretleri bir şahsı veya şahs-ı manevîyi değerlendirirken delil ve akıbete bakılmasını nazara veriyor. 70’li yılların başından itibaren bağımsız bir yapılanma içerisine giren ve Yeni Asya ile ayrılmak olarak ifade edilebilecek bir birlikteliği olmadığını kendisi ifade eden F. Gülen ve kendisine kurdurulan bir hareketin ve topluluğun geride kalan 50 küsur yıllık geçmişini mihenge vurmak, delil ve akıbetine bakmak zarureti vardır. Çünkü Risale-i Nur ve Bediüzzaman Said Nursî ismini bile açıkça uzun yıllar zikretmeyen ve bundan içtinab eden Gülen Hareketi, iktidarla çatışmaya girdiği 2013 yılından itibaren kendisini bir “Risale-i Nur hizmet grubu” gibi lanse etmeye başladı ve özellikle de Risale-i Nur Külliyatı’nın “sahteleştirilmesi” ile birlikte Nurculukla birlikte zikredilmeye başlandı. 

15 Temmuz sonrası hassaten yurtdışına çıkmış Gülenciler Risale-i Nur’un hizmetini sahiplenmek gibi bir tavır takındılar. Hizmet Rehberi’nde bu zamanda en büyük bir hizmet Risale-i Nur’a perde olmamaktır hakikatine yer verilmiştir. Dijital platformların artması, dijital yayıncılık ile birlikte Risale-i Nur Külliyatı’na ulaşmak artık herkes için kolayca mümkün hale gelmiştir. “15 Temmuz Kalkışması”nın Gülen Hareketi ile irtibatlandırılması sonrası bu grup ile ilişkili yüz binlerce kişi hakkında ceza kovuşturmaları yapılması, on binlerce insanın ceza alması ile birlikte kamuoyunda cemaatler, tarikatlar ve özellikle de Risale-i Nur Talebelerinin gizli maksatları olduğu, ihtilâlci bir yaklaşımı benimsedikleri, idare, siyaset ve devlet üzerinden kimi gizli maksatlar  güttükleri, siyasî bir cemiyet teşkil ettikleri, dinî eğitim adı altında aslında gençleri siyasî maksatlarına alet ettikleri, ABD kontrolünde oldukları gibi bir şayialar yayıldı. Bugün, bütün cemaatlerin ev, dershane ve yurtlarının büyük ölçüde boş olması bu menfî propagandanın etkili olduğunu gösteriyor. 

Deizm, ateizm ve levhiyatın gençleri menfî şekilde etkilediği bir dönemde nazarların Risale-i Nur’un iman hakikatlerine çevrilmesi için Risale-i Nur’un hizmet metodunun doğru anlatılması, Risale-i Nur’un hiç bir dünyevî ve siyasî maksada alet ve tabi olmadığının en net bir şekilde ortaya konması gerekir. Bunun için de F. Gülen ve Grubunun Risale-i Nur’un hizmet prensipleri ile mukayese edilmesi zarureti vardır. Bu sebeple geçen yarım asırlık sürede F. Gülen ve grubunun neye hizmet ettiğini hatırlamakta fayda vardır. 

1- Üstad “Zaman cemaat zamanıdır, şahs-ı manevî zamanıdır,” “Ben de bir ders arkadaşınızım” derken F. Gülen merkezinde şahsının, şahsî karizmasının yer aldığı bir yapı kurmuştur. Kendisinin göz yumması ve teşviki ile kendisine Hz. İsa başta olmak üzere Mehdî, Kahtanî gibi pek çok manevî makam verilmesine tepkisiz kalmış, soranlara da hüsn-ü zanlarını hizmette kullanıyorum diye cevap vermiştir. Genç bir vaiz iken bile 70’li yılların başında böyle manevî makamlar ile anılan F. Gülen’in bir proje şahsiyet olduğunu söylemek abartı olmaz. Bu şekilde coşkulu ve duygusal hitabeti, vaaz ve kasetleri ile nazarlar en çok muhtaç olunan bir dönemde, kitaptan, Risale-i Nur Külliyatı’ndan çok F. Gülen ve vaazlarına kaymış, bunlar öne çıkarılmıştır. 

2- Üstad Hazretleri “Zaman tarikat zamanı değil, hakikat zamanıdır” deyip, tarikatların bid’aların tehacümü zamanında ve fen ve felsefeden gelen dinsizlik cereyanına karşı dayanamayacağını, buna ancak Risale-i Nur’un hakikat mesleği ile karşı konulabileceğini, aksi takdirde dinsizliğin kuvvet bulacağını ısrarla belirtilmesine karşılık F. Gülen merkezinde kendisinin olduğu, şeyh yerine zahirde Hoca Efendi, dahilde Mesihlikten başlayan, tamamen rüya, hayalat, istiğrak, keramet ve menkıbe aktarımına dayalı bir yapı tesis etmiş veya ettirilmiştir. Geniş kitlelerin nazarına Risale-i Nur Külliyatı değil F. Gülen’in şahsı sunulmuştur. 

3- Risale-i Nur’un istiğna mesleği bütün cemaatlerden en evvel F. Gülen tarafından terk edilmiştir. Grubu ile alakası olan olmayan geniş bir kitleden bağış, himmet toplamıştır. Varlıklı kesimin bağışlarını almak için de onların hoşuna gidecek tarzda hareketler ortaya koymuş, bid’alara ve menhiyata açıkça karşı çıkmamış, müsaadekâr bir tavır takınmıştır.  İdare ve siyasette güçlendikten sonra zorla ve tehditle bağış aldıkları yönünde de ciddî iddialar olduğunu kaydetmek gerekir. 

4- F. Gülen ve Grubu, Üstad Hazretlerinin “Vatan, millet ve Kur’ân hesabına iktidar mevkiinde tutmakla mükellefiz” dediği, hürriyet-i şer’iyeye vesile olacaklarını müjdelediği, Nur Talebelerinden nokta-i istinad olmalarını istediği, Demokrat Nur Talebeleri gibi sıfatları Risale-i Nur’un kudsî metinlerine eklediği dindar, demokrat ahrarlara, Demokrat Parti’ye, Adalet Partisi’ne ve Doğru Yol Partisi’ne ve bu siyasî partilerin temsil ettiği hürriyetçi, Demokrat fikriyata destek olmamışlardır. 

Milletvekili ve Senato Seçimlerinin bıçak sırtında olduğu, bir iki rey ile hükümetlerin kurulup devrildiği dönemlerde bile asla Adalet Partisi’ne ve Doğruyol Partisi’ne destek olmamıştır. Siyaset dışı çözüm arayışlarında olan darbeci mihrakların istediği doğrultuda siyaseti ve siyasetçileri sürekli zemmetmiş, ‘Cebrail parti kur dese kurmam” şeklindeki tavrıyla problemlerin meclis içinde çözülmesini engelleyici bir tavır takınmış, bununla birlikte Bülent Ecevit yönetimindeki sol partilere desteğini de açıkça göstermekten çekinmemiştir. Bediüzzaman ve Nur Talebelerinin rağmına Adalet Partisi’ne ve Doğru Yol Partisi’ne destek vermeyen F. Gülen Hareketi hangi siyasî partilere destek oldu peki? Nur Talebelerinin rey vermediği bütün siyasî partilere oy verdiler. Hep Bediüzzaman’a muhalefet ettiler bu konuda. “Gayr-ı meşru bir muhabbetin neticesi merhametsiz bir azap çekmektir” hakikatine mâsadak oldukları halde, hatadan rücû ettikleri de söylenemez. 

5- Bediüzzaman’ın 31 Mart Hadisesi karşındaki duruşu ve Divan-ı Harb-i Örfî ismiyle neşredilen müdafaası, Nur Talebelerinin menfî hareketler, darbeler, ihtilaller, muhtıralar karşısında nasıl bir tavır takınılacağının eskimez Kur’ânî bir rehberidir. Bu sebeple Nur Talebeleri Aziz Üstadımızın vefatından hemen sonra gerçekleşen 27 Mayıs Darbesi’ne ve sonrasındaki benzeri darbelere karşı nasıl bir tavır takınılacağı konusunda asla tereddüt etmemişler ve herhangi bir menfî harekete yeltenmeden fikren darbe ve muhtıralara karşı çıkmışlar, meclisi ve meşru hükümeti destekleyen bir tavır ortaya koymuşlardır. 

F. Gülen gibi ahrar, hürriyetçi, demokrat olmayan kişiler ve Üstadın bu zamanda Nebevî ve Kur’ânî siyaset anlayışını hazmedemeyen kimi muhterem zevat, 27 Mayıs Darbesi’ne karşı sinmiş, 12 Eylül Darbesi’ne ise açıktan destek vermiştir. Fethullah Gülen 28 Şubat post modern darbesine destek vermekle kalmamış, mevcut hükümeti suçlayan açıklamalarda bulunmuş, kontrol ettiği medya grubu bütün imkanları ile meşru hükümeti devirmeye destek olmuştur. 

—Devam Edecek—

Okunma Sayısı: 15869
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Burhan Kula

    1.08.2026 18:33:33

    Hem Dini hem de hukuki kavramkardan uzak insanlar var, AİHM YALÇINKAYA kararıyla KHK ların en az %98 iinin hukuksuz yanlış ve saçma olduğuna hükmetti ama hukuk tanımaz sadece kindar bir kitle canhıraş bir şekilde zulmü savunmaya devam ediyor, etsinler bakalım Allah zalimi de biliyor mağduru mazlumu da biliyor, herkes imtihan oluyor, üstadın dediği gibi: Cennet ucuz değil Cehennem dahi lüzümsuz değil

  • Arda Yıldız

    31.07.2026 23:24:04

    Evet Burhan bey haklısınız. Gülencilerin Risale-i Nurları sahteleştirmesi de emsalsiz bir zulümdür. Risale-i Nurları sahteleştiren insanlara karşı gösterilen bi yakınlıkta zulme rıza olur. İnsan zalim olur.

  • Arda Yıldız

    31.07.2026 23:19:43

    Abdullah bey peki neden Risale-i Nurları sahteleştirdi hocanız? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!!

  • Burhan Kula

    31.07.2026 20:37:01

    Zulme rıza zulümdür taraftar dahi olsa zalim olur, KHK bir zulümdür her kim ki destekler o da Allah katında zalimlerden yazılır.

  • Abdullah

    31.07.2026 19:58:20

    Ben üniversite birinci sınıftan beri hizmetin evlerinde kalmış öncesinde risaleleri ve üstadı tanımayan bir insan olarak Alllah ı da şahit göstererek diyorum ki. Ben üstadı sizin ve risaleleri Hocaefendi ve hizmet sayesinde öğrendim ve sevdim. Üstadımızın ve de diğer iradeleri nur talabelerini kendimizden hep bir parça olarak gördük ve öylede öğrendik ve öylede düşünmeye devam ediyoruz..

  • Ahmet Gür

    30.07.2026 19:30:40

    Dinî bir hizmetin şahıs merkezli, siyasî, bürokratik veya iktidar hedefli bir yapıya dönüşüp dönüşmediği Risale-i Nur ölçüleriyle sorgulanabilir. Şahıs kültü, rüya ve keramet üzerinden otorite kurma, bağışlarda baskı, darbelerle ilişki ve siyasî hesaplar ciddi eleştiri konularıdır. Ancak metin, bu eleştirileri yaparken yer yer delilsiz ağır ithamlara, niyet okumalarına ve toplu mahkûmiyetlere düşmektedir. “Proje şahsiyet”, “kurdurulan hareket”, “tamamen hayalata dayalı” gibi hükümler somut belge gerektirir. Ayrıca belirli partilere oy vermemeyi Bediüzzaman’a muhalefet saymak, Risale-i Nur’u siyasete âlet etme tehlikesi taşır. Sonuç olarak, hareketin yöntemleri elbette sorgulanmalıdır; fakat bu muhasebe öfke ve genellemeyle değil, açık delil, bireysel sorumluluk, adalet-i mahza ve müsbet hareket ölçüsüyle yapılmalıdır. Yazınızı Risale-i Nur ölçütlerini dikkate alarak tekrar gözden geçirip tashih etmenizi gelecek nesillere sorumlu yazılar miras bırakmamız bağlamında tavsiye ederim.

  • Ömer

    30.07.2026 12:58:47

    27.03.1986 tarihli Anayasa Mahkemesi kararında bu kavram, “Hukuk Devleti her eylem ve işlemi hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, her alanda adaletli bir düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına hâkim kılan, anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve anayasa bulunduğu bilincinden uzaklaştığında geçersiz kalacağını bilen devlettir.” diye tanımlanmıştır.

  • Aslı Reyhan Aslantaş

    30.07.2026 07:06:29

    Şimdi ne Gülen kaldı ne de desteklediği Ecevit. 24 yıldır ülkeyi tek başına yöneten bir Erdoğan ve sorunsuz yayın yapan bir gazetemiz var. Peki hani o cennet asa baharlar, üstadın yoluna adanmış gençlik nerede? Artık engel yok, neden hanelerimizin duvarları zikirlere iştirak etmiyor?

  • Ömer

    29.07.2026 16:34:07

    Hem haklılık ve isabeti,gelinen noktada çok daha iyi anlaşılan sağduyu eksenli,dengeli ve adil duruşumuzu tarihe not düşen bir belge,hem de iftira ve tezvirata dayalı karanlık algı operasyonlarına cevap olarak ;Yazarımız Kazım GÜLEÇYÜZ tarafından yazılmış “ÖNCESİ VE SONRASIYLA 15/20 TEMMUZ “adlı Ceridemiz;Yeni Asya yayınlarından basılmış olan kitap okunmalı.

  • Harun

    29.07.2026 11:56:09

    Merhum Mehmet Kutlular hayatta olsaydı, din düşmanlarını sevindirecek ve mağdurların ciğerlerini dağlayacak böyle yazılara müsaade etmezdi.

  • Recep gunay

    29.07.2026 07:25:08

    Malcom x in güzel sözü var rüzgar eken fırtına biçer.mezsrdan adam kaldırıp akp yi akp yapan şimdi oturmuş ağlıyor. Esas masumların ahını gulenciler aldı darbecileri destekle eceviti destekle ülkede demokratlara destek verme şimdi ağla toksdi yiyince

  • Yahya

    29.07.2026 00:52:18

    Bir gün mutlaka Allah'ın huzurunda buluşacağız, vesselam.

  • Halim Selim

    28.07.2026 22:24:55

    Kimin hidayetle kimin apaçık bir sapıklıkla geldiğini Rabbimiz daha iyi bilir.

  • Said ceylan

    28.07.2026 20:56:02

    Tarikatler ve Cemaatler Türkiye İçin Bir İç Tehdit Değildir" Mehmet kutlular

  • Mustafa Unal

    28.07.2026 20:16:58

    Yazıdaki bir çok ispatsız, çelişkili ve çok su kaldiracak iddiaları bir yana bırakıp; yalnızca sadelestirme sayesinde hanemizde iki yildir günlük okuma yapildigini söylemek sizce bir değer ifade eder mi bilemiyorum, daha önce orijinal okuma denemelerimiz sürekli lugata müracaat sebebiyle akim kaldı. Bu arada dozu biraz yüksek eleştiri içeren yorumlarin silindiğini düşünüyorum yaniliyorsam yorumun bu kismi yok hükmündedir.

  • Bilgin

    28.07.2026 19:18:07

    Yazınızı üzülerek okudum. Keşke biraz araştırarak objektif bir gözle yazmış olsaydınız. Yaşananları tarafsız değerlendirseydiniz iyi olurdu. Şu andaki tüm nurcular hakkın ve haklının yanında yer almadı. Gücün ve güçlünün yanında konumlandı. Siyasetle siyasetçiler kadar içli dişlı oldular. Maalesef eskiden nurcular İslama hizmet ederken şu anda ise İslama zarar veriyor. Onlarca fırkaya ayrıldı ve Bediüzzamanın düşüncesinden uzaklaştı. Yok Meşveretçiler yok yazıcılar yok okuyucular yok şucular bucular bu ne ya? İnsanlar artık hangi İslam diye sorgulamaya başladı. Her tarikat, cemaat ben haklıyım diyor. Birbilerini dinsizlikle suçlayanlar bile var. Kısacası düşenin dostu olmaz maalesef. Şunu anladım ahlâkı olmayanın dini olmazmış. Bir de şunu merak ediyorum: Kur'an mı Risale mi referans alınmalı.

  • Bilal Said

    28.07.2026 19:03:41

    Ellerinize sağlık ağabey ihtiyaç duyulan bir yazı dizisiydi. Mihenk taşı ve kilometre taşı oldu bu yazı bizim için.

  • Recep Ayer

    28.07.2026 17:24:54

    Bir yorumcu Havuz medyası vesaire karıştırmış İçinde yaşadığımız toplumda Aynelyakin ilmelyakin bazen de hakkalyakin şahit olduğumuz hususlar bunları karalamak için havuz medyası vesaire demek yakışıyor mu

  • Abdullah

    28.07.2026 17:17:17

    Av.Kadir bey doğruları yazıyor.Aslı, temeli olmayan şeyleri yazmıyor.Yazı sını beğenmeyenler ilmen karşı çıksınlar.Yazdıklarının doğru olmadığını ortaya koysunlar.Anlatılanlarla ilgili doğru bilgileri varsa yazsınlar.Hissi ve tarafgirane fikir ve düşüncelerin bir kıymeti harbiyesi yoktur.Kimse yazı yazarken iftira ve karalamalar yapmasın.Edep dışı hareket etmesin Delilli ispatlı konuşsun,yazsın.Medeni insana yakışan budur.Edep ve hakikat dışı yazan ve hakaret eden şunu.çok iyi bilsin ki,ziyadesiyle karşılık bulacaktır. Anladığı dilden cevap verilecektir.Sos yal medyada edesizlik yapanları gördü ğüm için bu satırları yazmak,ikaz etmek zorunda kaldım.

  • Emine Kaya

    28.07.2026 16:36:36

    Düşenin dostu olmazmış.Oysa camiamızın ama fakat demeden mazlumun yanında olmasını memnuniyetle karşılıyordum.Havuz medyasında çıkabilecek bir yazıyı hem de avukat bir abimizin kaleminden okumak beni derinden üzdü.

  • Arda Yıldız

    28.07.2026 16:28:18

    Yeni Asya'yı muhalif bir medya seviyesine düşürmek isteyenlere en güzel bu tür işlerle veriliyor. Biz yeni Asya olarak muhalif bir pozisyondan solcularla, fetöcülerle yanyana gelerek konuşmak zorunda değiliz. Böyle bir Yeni Asya hayal edenler avucunu yalıyor çok şükür.

  • Arda Yıldız

    28.07.2026 16:24:02

    Neden bugün bunlar yazılıyor diye soranlar, geçmiş dönemde bu fikirlerin bastırıldığının farkında değil mi? Bilerek bilmemezlikten mi geliyorlar? Eğer öyleyse bu büyük bir ahlaki krizdir. Bu yazı 10 sene önce de aynen böyle yazılırdı ama o dönemde gazetede yayınlanmasına müsade edilmezdi.

  • İskender S.

    28.07.2026 16:23:35

    Bugün asıl odaklanmaları ve dürüstçe haykırmaları gereken hakikat şudur: Bu yapının kendi iç özeleştirisini yapıp bunu dünyaya deklare etme vakti çoktan gelmiştir. Sosyal medyada kirli operasyonlara kadar her yola başvurarak iktidarı devirmeye kalkışan be hala da devam eden o operasyonel/kriminal akıl ile alttaki sivil ve masum kitlenin birbirinden ayrıldığını kendilerinin ilan etmesi gerekir. Bu sesin artık kendi içlerinden duyulması şarttır. Tabandaki samimi insanların mağduriyeti; üstteki bu marazlı aklın, yapılan fahiş hataların ve Risale-i Nur mesleğine verdikleri tahribatın üzerini örtmek için kullanılamaz. Eğer bugün yaşanan bu yıkımdan ders çıkarıp, kendi içlerinden aklıselim bir sivil inisiyatifle bu net ayrışmayı dünyaya açıklarlarsa, biz de sonuna kadar masumların yanında dururuz. Fakat kendileri bu dürüst özeleştiriyi yapmadığı sürece, mağduriyet arkasına saklanıp bu kirli geçmişi aklayamazlar. Aklamak bizim vazifemiz zor değildir.

  • İskender S.

    28.07.2026 16:12:05

    Bu yazıyı sadece dış dünyaya bir mesaj sanmak büyük bir sığlıktır. Kadir Akbaş’ın kaleme aldığı metin; her şeyden önce içeriye, yani cemaat bünyesine, okuyucuya ve gazetenin hafızasına yapılmış bir "durum ilanı"dır. Son yıllarda savrulan, savruldukça da o marazlı yapıyla aynı kulvarda görünme riski taşıyan çizgiye çekilmiş ilkesel bir sınır çizgisidir. Yorumlarda hâlâ mağduriyet arkasına saklanarak bu yapının geçmişteki pervasız operasyonlarını, sadeleştirme ihanetini ve Risale-i Nur usulünü ayaklar altına alışını aklamaya çalışanlar bu iç muhasebeyi anlamak istemiyor. Masumiyet, dışarıdan avukatlık yapılarak korunmaz; o yapının sivil kalmış tabanı şapkasını önüne koyup, kendi içindeki kriminal akılla yüzleşmek zorundadır. Bu yazı, iktidara şirin görünme çabası değildir; gazetenin kendi özüne, Nurların safî ve lekesiz mesleğine dönmesi için yapılmış zaruri bir uyarıdır.

  • İskender S.

    28.07.2026 16:09:20

    Kadir Akbaş bir hukukçu ve Nur talebesi olarak tam da olması gereken yeri; yani Risale-i Nur’un sâfiyetini savunmaktadır. Cemaat kavramını kirleten, gençleri deizm ve ateizmin kucağına iten bu usulsüzlükleri görmezden gelip, eleştirenlere "zırvalıyor" demek acizliktir. Yeni Asya bir siyasi partinin propaganda organı, bir avukatlık bürosu veya bir suçlu/suçsuz aklama mekanizması değildir. Bir iman ve Kur'an hizmeti meşrebidir, bir cemaattir. Misyonu bellidir, gayesi nettir, metodu açık ve şeffaftır. Kod adlarıyla çalışan, devlete ve topluma karşı gizli ajandalar yürüten, toplumun büyük çoğunluğunun nefretini kazanmış şaibeli yapılara göğsünü siper etmek bir Nur talebesinin vazifesi de değildir, hakkı da değildir.

  • Bahadır Yılmaz

    28.07.2026 15:48:59

    Tebrik ederim. Cemaatin izni ve rızası olmadan bir yerlere çıkıp bir şeyler yazarak koskoca Yeni Asya cemaatinin ilgili örgütle bağı var gibi göstilmesinden sonra bu yazı harika oldu. Devamını bekliyoruz

  • Said Yüksekdağ

    28.07.2026 15:47:07

    Tebrik ederim. Yeni Asya gibi güzide ve mazisi ortada olan bir camiayı ve onun neşir organı olan gazeteyi Gülencilerle aynı safta görünmesine sebep olanlar o kadar zarar verdi ki ne kadar böyle yazılar yazılsa azdır. Hiç kimsenin böyle güzide bir camiayı lekelemeye hakkı yoktur.

  • Semanur Tunoğlu

    28.07.2026 15:19:40

    Bu yazıdaki deliller bir idda değildir. Herkes biliyor ne olduğunu. Sanki gülenistler sütten çıkmış ak kaşıkmış da bu yazıda onlara iftira atılıyormuş gibi yorum yazanlar siz ne yapmak istiyorsunuz? Gülenistlerin Risale-i Nurlar ile ve Nur Talebeliği ile bir alakası olmadığını görmüyor musunuz? Bize gülenistlerin Risale-i Nurları su gibi içtiğini yutturacaksınız ama gülenistlerin yediği naneleri iddia diyeceksiniz...biz buna inanır mıyız???

  • Süleyman GUL

    28.07.2026 14:23:27

    Yeni Asya cemaatini tebrik ediyorum. Gülencilerin cemaatimize sızıp bizi de ifsat etmelerine, kendi pis emellerine alet etmelerine izin vermediniz. Helal olsun. Kim isterse şahsi hayatında gitsin gülencilerin davasına avukat olsun. Cemaatimiz bu işlerden beridir.

  • Mehmet Cemal Özaslan

    28.07.2026 14:20:19

    Her insan, topluluk, cemaat eleştirilir eleştirilmelidir de fakat ben bu yazıda mevcut hükümetin veya havuz medyası dediğimiz paçavraların yıllardır dillendirdiği iddiaları okudum. Kusura bakmayın Kadir Bey,siz bir avukatsınız ya Gülen grubuna mensup insanların mahkemelerine hiç katılmadınız ya da birileri size ne söylemişse onu zırvalamışsınız! Bu yazıdaki ithamlar ve iftiralar hiçbir avukat tarafından söylenemez. İçinizdeki iyi insanlara hürmeten daha fazla bir şey söylemek istemiyorum.

  • İskender S.

    28.07.2026 13:45:00

    YeniAsya’nın Hakikat ve adalet mücadelesi, hiçbir iktidarın gölgesine sığınmadığı gibi; her türlü tek adamlığa ve riyaset-i şahsiyeye karşı ilkesel duruşunu dün olduğu gibi bugün de korumaktadır. Ancak son yıllardaki temel yayın marazımız; muktedire muhalefet ederken, Risale-i Nur’un usulünü çiğneyen yapılarla sırf muhalefet ortaklığında aynı hizada görünme tehlikesidir. Bu savrulma, safî hizmet anlayışımıza ve cemaat hafızamıza ağır maddi ve manevi zararlar vermiştir. Kadir Akbaş’ın ortaya koyduğu fotoğraf gecikmiş ama zaruri bir hakikat ilanıdır. Burada Yönetim Kurulu’na düşen tarihî vazife; bir yanda bu net çizgiyi ilan ederken, diğer yanda hâlâ hukuki mağduriyet kılıfıyla bu yapıyı aklayan çatlak seslere geçit vermemektir. Şahıs merkezli siyasete de, usulsüz yapılara da eşit mesafede duran; tek ses, tavizsiz ve omurgalı bir yayın politikasıyla bu tamirat tamamlanmalıdır.

  • İskender S.

    28.07.2026 13:41:53

    Eskiden dar dairede, faş etmeden ve üzülerek ifade ettiğimiz eleştiriler; maalesef bugün açıktan ifade edilmek zorunda. Aslında bu son derece acı bir durum fakat kangrenleşmiş bu kol, artık tüm İslami hizmetlerin bünyesini hastalıktan öte ölüme doğru götürmeye başladı. Ne yazık ki bu topluluk, yaşadığı ağır felaketlere rağmen hâlâ yurtdışından yayın yapan, istihbarat örgütlerinin elindeki, nefretle beslenen ve intikam hırsı yayan kriminal figürlerin fikrî vesayetinden kurtulamamıştır. Kendi içlerinden aklıselim bir sivil toplum inisiyatifi çıkarıp; yapılan fahiş hataları, şahısperestliği ve usul marazlarını kamuoyuna dürüstçe ilan eden bir iç sorgulama yapamadıkları sürece savrulmaya devam edeceklerdir.

  • Mahmut Tarıf

    28.07.2026 13:40:21

    5- Farkındasınızdır, fabrika ayarlarına döndü denilen Yeni Asya’nın 1 yıldan fazladır bu tek adam rejiminin sahibine yönelik hemen hemen hiçbir rahatsız edici manşeti yok! Oysa 12 Mart için ne demişti o dönemin darbeci, antidemokrat zihniyeti; ‘’ Yeni Asya, bir sinek gibi çok inekleri rahatsız etti.’’ Şu an Yeni Asya, bir havuz medyasının uysal bir muhalif medyası pozisyonuna gelmiştir. Zül-fü yâre dokunan tek bir manşeti bile aylardır olmadı. Tekrarlamakta fayda var. Konu cemaatin hatalarının yok sayılması değil, Onlar zaten şu an maddi- manevi bir çok sıkıntı yaşıyor, belki tokat yiyor. Konu, istibdat karşısında gerekli hassasiyetin ne kadar gösterildiğidir. Ve bu tabloda Yeni Asya’nın gerekli hassasiyeti gösterdiğini söylemek çok zorlama olur.

  • Mahmut Tarıf

    28.07.2026 13:39:53

    4- Tek adam rejimi için devlet ve rejime çok büyük bir tehdit gerekiyordu ve 720 bin kusur asker içinden 8500 asker ( ki bunların içinde 3 gündür askere gelmiş gençler var) ile bu tehdit ortaya çıktı. Malum 15 Temmuz yaşandı. Yaşandı da ne oldu? İşte bugün geldiğimiz nokta; 15 Temmuz ve sonuçlarının sorgulanmasını gerektiren esas konu olmalı değil mi? Hukukun askıya alındığı, hür, tarafsız ve adil seçimlerin bittiği, üniversite ve medyanın serbestiyetinin kalmadığı, tek adamın ağzından çıkanın kanun sayıldığı keyfi bir dönemde YENİ ASYA’nın gündemi; acaba oyuna getirilmiş olma ihtimali çok yüksek ve binlerce insanın haksız ve hukuksuz şekilde mallarının, çalışma ve yerleşme haklarının elinden alındığı bir grubun kusurları ile mi uğraşmak yoksa ‘’ istibdat nereden gelirse, ne kıyafet giyerse giysin, rast gelsem, sille vuracağım’’ diyen Üstad’ı gibi istibdat ile uğraşmayı birinci öncelik mi yapmalı?

  • Mahmut Tarıf

    28.07.2026 13:39:30

    3- Şimdiki cumhurbaşkanının başında olduğu bu iktidar başlangıçta Gülen cemaati başta olmak üzere bir çok Risale okuyan grup ile beraber 2. Cumhuriyetçilerin, liberallerin, DP ve ANAP’tan ayrılmış muhafazakar ve demokratların desteğini aldı. Bu destek ile güçlenen iktidar askeriye ve bürokraside güçlenip ipleri sağlamlaştırdıktan sonra demokrasi bir tramvaydır, günü gelince inilir diyen reis, kendisine destek olan kesimlerden kendi dini-siyasi fikrine ters olan liberal ve 2. Cumhuriyetçileri yavaş yavaş diskalifiye etmeye başladı. Sıra gülen Cemaatine geldiğinde kendi eli ile büyümesine yardım ettiği büyük ve organize bir grubun ‘’ha’’ demekle sindirilemeyeceği belli idi. Bu grup perinçek grubunun gardını düşürmede nasıl kullanıldı ise, tek adam rejiminin ikamesinde de menfi manada kullanıldı.

  • Mahmut Tarıf

    28.07.2026 13:37:30

    2- Rahmetli Kutlular Abi’nin cemaatlerin farklılıkları ve ihtilafları üzerine 1999’da bir röportajda söyledikleri var ki onların en aktif ve güçlü dönemlerine denk geliyor. Yani böyle devletin tüm gücü ile üzerlerine gittiği değil, tam tersi bir durumda. Merane bir tavır ve kendi bakış açısından tespitler yani. Diğer cemaatlere değil de Fethullah Hoca cemaati’ne bu eleştiriler şimdi gittikçe artan yoğunluk ile yapılıyor? Deniyor ki, efendim bunlar devleti çeşitli vasıtalar ile ele geçirmeye kalkıp dini cemaatlere kötü bakılmasına sebep oldu. Hizmetlere zarar verdi. O yüzden bizde tahşidat yapıyoruz. Olan gerçekten bu mu yoksa gölgeler ile savaşmak daha kolay olduğu için mi bu yol tercih ediliyor. Ne demek istediğimizi biraz açalım mı?

  • Mahmut Tarıf

    28.07.2026 13:36:11

    1-Öncelikle bu yazının zamanlaması çok manidar. Manidar, çünkü vurun abalıya devrinde yazılması; bir tarafın elinin kolunun hadi bağlı olmasa da oldukça kısıtlı bir durumda olması meydanı boş bulup sallamaya benziyor. Yanlış anlaşılmasın, Cemaatin hatası, kusuru yoktur anlamında söylemiyorum, sadece bir hukukçu olan yazarın eşit silahlar ile meydana çıkmadığını söylemek istiyorum. Şimdi şunu baştan kabul etmek lazım. Siz herhangi bir dini veya siyasi cemaate mensup iseniz diğerlerinden mutlaka farklılıklarınız olacaktır ve bu farklılıklar nedeni ile karşı tarafa eleştirileriniz olabilecektir. Bunda bir gariplik yok. Peki Yeni Asya kurucuları bu farklılıklar üzerinde tahşidat yapıp ısrarla diğer cemaatlerin kusurları uğraşmışlar mıdır, hayır.

  • İbrahim

    28.07.2026 12:56:48

    Yorumlar içerisinde Yasar BIYIKLI Bey'in yorumu yapılan yersiz ve tutarsız yorumlara verilen güzel bir cevap olmuş. Allah razı olsun

  • Zeynep Yılmaz

    28.07.2026 12:41:25

    Kadir Bey, insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Madem bütün bunları biliyordunuz, bugüne kadar neden sustunuz? Bu yazıları Fethullah Gülen hayattayken neden yazmadınız? Yoksa siz de yıllarca kandırıldınız mı? Eğer öyleyse bunu da açıkça söyleyin. Değilse neden şimdi? Kusura bakmayın ama bu yazı, "Can çekişirken ben de bir tekme vurayım." hissi veriyor. Bir insan artık kendini savunamayacak durumdayken en ağır hükümleri vermek kolaydır. Asıl cesaret, bunları hayattayken söyleyebilmekti. Bir de merak ediyorum: Bu şartlarda yazdığınız bu yazılar bugün kime hizmet ediyor? Hakikate mi, adalete mi, yoksa zaten yıllardır süren kutuplaşmaya mı?

  • Kadri

    28.07.2026 12:30:49

    Şimdiye kadarki muvazeneli ve hakkaniyetli tutumdan uzak ge bir akp taraftarı gibi zanlardan müteşekkil düşünceleri bu şekilde hakikat gibi yazmanız Yeni Asya grubumuza yakışmamaktadır. Şimdiye kadar bu kadar ağır ifadeler kullanılmazken ne oldu nirden böyle zanlar hakikat gibi ifade ediliyor. Yeni Asyaya bişeyler oluyor. Tamam eleştirelim ama bizzat kendi abilerimizin hapisanede tanıklığıyla bun insanlar Risaleleri yalayıp yutuyor içerde, sen de masa başından ahkam kesiyorsun. Bu yazıya derhal son vermeni tavsiye ediyorum.

  • Hasan Doğan

    28.07.2026 12:30:44

    Bence en büyük hizmeti AKP'yi desteklemediydi ve neticede de hezimet yaşadı.Şöyleki desteklemekle vesayet kurunu olan Ergenekon'u altt ettiler birlikte beli kırılan yılan vaziyetine gelen ergenekon sonunda Gülen'in eski dostu ve ortağı AKP ile işbirliği kurup kendisini 15 Temmuz tuzağına çekti ve hezimeti yaşattı ve yaşatmaya da devam ediyor haki hazırda.

  • Munir

    28.07.2026 12:19:43

    Yegane gayesi iman ve Kur'an hizmeti olan ve hiçbir dünyevi maksat gütmeyen Yeni Asya camiasını haksızca, mesnetsizce ittiham eden borazancıların, şarlatanların, yaygaracıların çanlarına ot tıkayan, suratlarına Osmanlı şamarı gibi aşk edilen böyle yazıların yayınlanması hususunda geç bile kalındı.

  • A. Yılmaz

    28.07.2026 12:17:17

    Gülencilerle karşılaşıyoruz. Yaptıkları işlerden pişmanlık duymuyorlar. Birgün geri gelip ülkeyi ele geçireceklerini ve hesap soracaklarını hayal ediyorlar. Hiç özeleştiri yapanına denk gelmedim.

  • Said Yazar

    28.07.2026 11:58:12

    Değerli Kadir Bey.Makaleniz için teşekkürler.KHK'lıların avukatlığını yaptınızmı.Halende yapmaya devam ediyormusunuz.Selamlar..

  • Said Ali Ortakaş

    28.07.2026 11:51:53

    Tebrik ederim ilk başta. Çünkü bazı planlara karşı bir taş atmak gerekiyor. Kendi hizmetim cihetinden bakınca Risale-i Nur hizmetine 40 yıl perde olmuş bir sahte kumaşın yırtılmasından başka birşey görmüyorum. Bu hatanın bedeli ağır olacaktı tabiki. Diğer taraftan Fetö ismi bahanesiyle kendini temize çıkarmak isteyen siyasal İslamcıların da verilecek çok hesabı var. Mazlum olana da Rabbim hakkını bitamamiha verecektir. Fakat kimsenin Yeni Asya'yı kendi hasis emelleri için kullanmaya hakkı yoktur. Meslek meşrep bellidir. Yapılan her zulme avukatlık yapmak gibi bir vazifemiz yok. İnanmayan açıp okusun. Hâsılı, yazınız için tebrik ederim.

  • Recep Ayer

    28.07.2026 11:42:52

    Tarih konusunda iktidarla çatışmaya girdiği tarih 2013 değil de 7 Şubat 2012 MİT krizi olarak belirtmek lazım Zira hatırlanırsa MİT başkanını ifadeye çağırmışlardı Aynı yıl hatırlarsanız malum cemaat görünümündeki örgüt Rjsale-i Nur'un sahteleştirilmesi işine hız vermişlerdi inatla devam ediyorlardı uyarıları kesinlikle dikkate almıyorlardı ikisi aynı tarihe rastlıyor. Risale-i Nur'a karşı giriştikleri sadeleştirme -sahteleştirme ihanetleri Belki de bardağı taşıran son damla oldu

  • Yasar Bıyıklı

    28.07.2026 11:23:10

    Bu yazı muhasebe değil, peşin hüküm metni olmuş. Daha baştan suçlu ilan ediyor, sonra da buna uygun örnekler seçiliyor. “Proje şahsiyet”, “kendisine kurdurulan hareket” gibi çok ağır ithamlar var; ama bunları ispatlayan somut deliller yok. Delilsiz itham adalet değildir. Daha da vahimi, Risale-i Nur'a bağlılığı belli siyasî tercihlerle ölçmesi ve farklı düşünenleri adeta Bediüzzaman'a muhalif göstermesidir. Bu yaklaşım Risale-i Nur'u siyasete alet etmektir. Elbette Gülen Hareketi eleştirilebilir. Ancak eleştiri, toptancı suçlamaya ve milyonlarca insanı aynı kefeye koymaya dönüşmemelidir. Yeni Asya'nın geçmişteki en güçlü yönü, kim olursa olsun adalet ölçüsünü korumasıydı. Bu yazıda ise maalesef adaletten çok öfke ve hesaplaşma dili hissediliyor.

  • Hasan

    28.07.2026 11:18:52

    Tebrikler yeni Asya ya bu cesaretli yazı için teşekkürler.. ÇOK GEÇ KALINMIŞ BİR YAZI ama zararın neresinden dönersen kardır. Bu yazı ile Ne gülenciler ne de Akp iller memnun olacak ama yeni Asya her zaman olduğu gibi hakkın hatırı alidir hiç hakka feda edilmez düsturu ile yayına devam.

  • Kandil

    28.07.2026 10:08:38

    Tebrik ederim. Tahlil ve tesbitler isabetli olmuş.

  • Yusuf Hani

    28.07.2026 10:06:05

    Gülen, istihbarat örgütleri tarafından bir proje olarak ortaya çıkmıştır.

  • turgay namdar

    28.07.2026 10:03:02

    Hay ağzına sağlık. Allah ebeden razı olsun. Devamını heyecanla bekliyoruz.

  • İbrahim FİŞEK

    28.07.2026 09:49:50

    Günümüzün ve belki de son asrın en önemli bir meselesi için yaptığınız bu değerlendirme ve devamı kıymetlidir... Teşekkürler ediyorum...

  • Yıldız Fırtına

    28.07.2026 09:36:48

    Seyret gümbürtüyü desem çokta haksız sayılmam. Zira sosyal medya da "dost bildiklerimiz" patlamış görünüyor. Masum-mazlumsunuz denildiğinde alkışı patlatanlar hatalarını -hakkın hatırı uğruna- hatırlattığımızda hakaret iftira küfür tehdit kara propagandadan ortalığı yıkıyor mazallah. Demek ki neymiş!? Hakkın hatırı âliymiş, hiç bir hatıra feda edilmezmiş❗ ve yine demekki neymiş!? Kaderin de adaleti varmış. Fabrika ayarına döndüğümüz bu dönemde tebrik ve heyecanla gazetemi okumaya devam ediyorum. Tıpkı epeski günlerde olduğu ve bundan sonrada olmaya devam edeceği gibi. Tebrikler yazana yayınlayana..

  • Halid Ceylan

    28.07.2026 09:31:28

    İlk bölümü, Bâtılı tasvir eden malumu ilâm bir yazı olmuş. İnşaAllah devamı YeniAsya'nın misyon ve vizyonuna tam uygun olur.

  • HASAN

    28.07.2026 09:03:37

    Kutlar abi Risale-i Nur hizmeti ile Gülen Hareketinin; Hizmet anlayışı, siyasi düşüncesi, içtimai, sosyal ve ekonomik davranışı arasındaki birbirine tamamen ters ve zıt olan büyük farkları açıkca nazara veriyordu. Şimdi bu yazı bu neviden bir yazı olmuş. Kutlar abi dışaraya karşı cemaatlerin hepsini savunurdu, fakat içeride bunları hep söyler mesleğimize sadakati ifade ederdi.

  • Hasan yigitkan

    28.07.2026 08:35:20

    Zihnin açık olsun kalemin kuvvet bulsun. Böyle bir yazı dizisine ihtiyaç vardı Allah sizden razı olsun.

  • Toygar

    28.07.2026 08:22:57

    F.Gülen'in ipliğini pazara çıkaracağız derken, o cemaat içinde hizmet eden, Allah için yaşayan ve hatta vefat edenlerin imanının kurtulmasını nazara almayan; Allah'ın takdirini ve kadere fetva veren Nurcu ağabeylerimizin sorumluluklarını göz önüne almadan, sadece birilerinin kabahatlerini sıralamak ne derece Nur talebeliğiyle uyuşur, dönüp bir bakmak lazım. Daha önce söylenen söylendi. Şimdi tekrar etmenin anlamı yok! Kim ne düşünürse düşünsün.

  • S. Pelin Kurukahveci

    28.07.2026 08:14:50

    Gülen despotik bir yapı kurmuştu. İtaat o kadar ileri gitmişti ki grup adına helal-haram çizgileri aşılıyordu. Bu yapıya camaat demek mümkün değildir. Devleti ele geçirmek üzere çıkılan bir yolda hedefe hizmet eden her iş mübah diyorlardı. Soruları çalıyor, başörtüsünü atıyorlardı...askeriyeyi ele geçirmek için içki içiyorlardı. Karı kocaya, koca karıya güvenmiyor, birbirlerinden cemaat adına sırlar saklıyorlar ve birbirlerini fişliyorlardı.. Yazı dizisini ilgiyle karşıladım. Tebrik ederim.

  • Ahmet Emre

    28.07.2026 08:07:11

    Ecevite şefaatçi olmayi delicesine isteyenler yüzünden insanlar bütün dini yapılardan uzak duruyor sadece bu vebal bile onlara yeter, defterleri kalabalık...Bugün şikayet ettikleri hukuk sistemi ve diktatör dedikleri kişi için mezardakileri bile kaldırarak onlara evet oyu kullandirmak lazım zannediyorum ki mezardakiler de kalkar demesi, ellerine çakı almasalar da bu yanlışlara menfaatleri gereği hiç bir zaman karşı durmamaları, başörtüsü zulmüne rıza gostermeleri, takiyyeyi adete prensip edinmeleri, bunları neden yaptık şeklinde bir özeleştiri de yapmamalari ve maalesef daha niceleri... Hukuku savunuyor, zulme karşı çıkıyor, haklının yanında duruyor ve tarihi gerçekleri de unutmuyoruz vesselam.

  • Celal can

    28.07.2026 08:04:45

    istanbulda işim icabı sanayinin oldugu her firma ile alış verisimiz oluyordu buna bildiğimiz hurdacilarda dahil.Her girdiğimiz hurdacıda piramit şeklinde yukaridogruiki bucuk üçmetre yüksekliginde gazeteleri yığınları mevcuttu .ayrica bütün dükkanların önlerinde yerlerde günlerce okunmamış ayak altında gazeteleri geziyordu.bir gün ödeme almaya gittigim bir dükkanda işyeri sahibiyle oturuyoduk masasında yeni asya basımı tarihceyi hayat vardı kolunun altında tutuyordu.bir vakit sonra takım elbiseli bont çantali biri geldi karşıma oturdu.gelen kişi karşı tarafı ikna etmeye çalışıyordu.o an devreye girdim.sizin hizmet anlayışınızı anlamıyorum gazeteniz gunlece yerlerde geziyor hurdalara gidin bakın okunmuyor.Ben yeni asya okuyucusuyum yeni asya Okuyan bir nur talebesine gidin bakın gazete nasıl okunur muhafaza edilir kimileri özel çanta ile gazetesi muhafaza eder.birakin ayak altında başının üstünde taşır. Oradan gidene kadar gelen kişi hiç konusmadi.cikip gittim.

  • Nevzat Karaağaç

    28.07.2026 06:25:35

    Sayın Kadir Akbaş, Nur dairesinde geçirdiği bir kaç on yılın hakkını vermiş, geçmişten bu güne hadiselerin nasıl cereyan ettiğini bilmeyenlere en doğru şekilde izah ermiştir. Kadir bey’i tebrik ediyoruz, başka yazılar da bekliyoruz.

  • Hüseyin ilhan

    28.07.2026 06:15:32

    Muhterem Kadir Akbaş kardeşim GULEN Grubunun Risalei Nurlari sadeleştirme 2013 yılı itibariyle iktidar ile çatışması,ayrılması ile başladığını,kendilerini risalei nurlar dairesinde gösterme gayretine girdiğini belirtmiş.Bu hatalı ve yanlış bir ifade. Zira bu grup sadeleştirme AKP iktidarından aldığı destekle yaptığını bizzat ilgili grup sahiplerinin beyanı ve buna biz karşı çıkarken diğer risalei nur mensubu kardeşlerimiz 'ortak ders yapma ortak üstadı anma programları ile fiilen destek vermiş,sadeleştirme kitaplardan dersler yapmış bu kitapları almış,olduklarına şahidim. İktidar bu konuda maddi olarak desteklerken suçu sadece bir cenaha vermek hukuka,adalete yakışmaz.

  • ceylan

    28.07.2026 06:14:47

    Yeni asya yetkililerini ve Kadir Akbaş beyi bu yazılardan dolayı tebrik ederim. Yeni asya fetonün yancariği değildir, borozani hiç değildir.

  • Abdullah

    28.07.2026 04:50:52

    Gülenle ilgili bu yazıda anlatılanlar aynıyla vaki terspitlerdir.Özü itibarıyla Gülen hareketinin Nur Camiasıyla bir ilgisi olmadığı gibi,Risale-i Nur'a karşı çıkarılan bir hareket olduğu yazıda anlatılmıştır.Doğru tespitlerdir.

  • Rüstem Garzanlı

    28.07.2026 02:21:20

    A.Kadir Bey makaleni sonuna kadar sakin kafayla okudum ..Olayları tarih tarih yazmışsın .bu güzel beyanlarına gönülden katılıyorum ve netice kısaca yorum: Her cemaat, hareket veya şahıs; iddialarıyla değil, ortaya koyduğu hizmetin usulü, prensipleri ve neticeleriyle değerlendirilmelidir. Tarihî hadiselerden ibret almak, hataları tekrar etmemek ve dinî hizmetleri dünyevî, siyasî veya şahsî hedeflere alet etmemek büyük önem taşımaktadır. Bu meyanda 15: Temmuz ve sair geçmiş darbeleri özetlediğin için tebrik ediyorum selamlar

  • Ramazan tavşan

    28.07.2026 01:37:53

    Kadir bey , Süleyman Soylu15 temmuzu Gülen mi yaptı dış güçler yaptı diyor. Biz sivil bir cemaat olarak 15 temmuzu sorgularken Doğu Perinçekin ağzıyla, iktidarın ağzıyla veya tıksırıncaya kadar 15 temmuzun kaymağını sıyıranların kullandıkları jargonlarla mı değerlendireceğiz. Onu zayen en iyisini Perinçek medyası ve havuz meduası yapıyor. O konuda onlarla yarışmanın bize ne kaykısı olacak onu da yazmanızı bekliyorum. Eskiden Yeni Asya farkını ortaya koyar, cesurca risalei nura göre değerlendirmesini yapardı. Şimdi ise yapılan yogumlarda hep sağa sola bakan öğtenci gibi müesses nizama uygun yorumlar yapılıyor. Bu da bizim yani Yeni Asya nın özgül ağırlığını tartışılır hale getiriyor. Yeni Asya en karanlık gecede bile kutup yıldızı gibi farkını koymalıdır. Eğer Yeni Asya nın istikameti kayarsa korkarım inananların tutunacağı dal kalmaz

  • M.emin bozkuş

    28.07.2026 00:46:51

    Siz hiç Fethullah Gülen'in yargılanan adamlarının davalarını bir avukat olarak aldınız mı? Merak ettim de Kadir bey.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı