Daha evvel zorla tahttan indirilen Sultan 3. Selim, 28 Temmuz 1808 günü son derece vahşiyane bir muamele ile acımasızca katledildi.
Yeniçeri askerlerinin kuvveti kullanılarak yapılan bu cinayetten sonra, ne yeniçeriler rahat edebildi, ne hükümet krizleri son buldu, ne iç ve dış gaileler azaldı, ne de ondan sonra gelen sultanlar rahat yüzü görebildi.
Yeniçerilerin aslı asla böyle değillerdi. Üstad Bediüzzaman’da Rumuzât-ı Semaniye’deki ifadesiyle, demek ki, içlerine zındıklar, münafıklar, masonlar girmişlerdi. Asıl maksatları önce saltanatı, ardından hilâfeti bitirmek idi. Tabiî, o tarihte buna güçleri yetmedi; aynı maksatla yüz sene daha çalışan aynı damar, sonunda saltanatı da, hilâfeti de lağvetmiş oldu.
*
Şimdi de, kısaca hadiselerin gelişme seyrine bakalım:
Sultan 3.Selim’in fermânıyla 1793'te Nizam–ı Cedit hareketi başlatıldı. Devletin hemen her kademesinde köklü reformlar yapılmasını hedefleyen bu hareket, zamanla ve hatta günümüzde dahi sanki sadece askerî düzenlemeden ibaretmiş gibi anlaşıldı. Böylelikle, dikkatler askerî ocaklar üzerinde yoğunlaşmaya başladı.
Oysa, Nizam–ı Cedit, bir bakıma "Nizam–ı Devlet" hükmündeydi.
Dolayısıyla, Padişah III. Selim ve onun seçmiş olduğu devlet erkânı başta olmak üzere, vizyonu geniş aydınlar ile ufku açık ulema kesimi, Nizam–ı Cedit hareket ve politikalarının başarıya ulaşmasını istiyor ve bu uğurda büyük gayret sarf ediyordu.
Ne var ki, buna mukabil körüklenen fitne–fesat hareketi de dinmek, durmak bilmiyordu. Fitnenin kol gezdiği yerlerin başında ise, ne yazık ki gizli komitelerin içine sızdığı Yeniçeri Ocağı geliyordu. 1807 senesine gelindiğinde, Ocak, fokur fokur kaynamaya başladı.
*
Çeşitli iç ve dış unsurların birleşmesiyle, yeniçeriden başlayan hoşnutsuzluk havası genele yayıldı ve önemli ölçüde taban buldu.
İsyan ve ihtilâl sesleri ayyuka çıktı. Nizam–ı Cedit'e karşı ayaklanan kalabalık çetenin başına ise Kabakçı Mustafa isminde dengesiz bir adam monte edildi.
İsyanın çığ gibi büyüdüğünü ve tehlikeli bir vaziyet aldığını fark eden Sultan III. Selim, Köse Musa'nın telkiniyle Nizam–ı Cedit ordusunu kaldırdığını ilân etti.
Ne var ki, âsileri durdurmak artık imkânsız hale gelmişti. Kalabalık âsi gruplar Unkapanı İskelesi’nde birleşerek Topkapı Sarayı'na doğru yürüyüşe geçti. Hükûmet merkezini bastılar, yenilik taraftarı diye bildikleri devlet adamlarını katlettiler.
Ardından "Padişahı da istemezuuuk!" diye bağırmaya başladılar.
Bu vahim durum karşısında, yeni bir karar aşamasına geldiğini hisseden halim ve şefkatli padişah Sultan III. Selim, son çare olarak tahttan çekilmeye razı olduğunu duyurdu. (29 Mayıs 1807)
Ve acı son: Bütün bu tahribatlarla da yetinmeyen asiler, 28 Temmuz 1808 günü yeni bir kargaşadan istifade ile Sultan III. Selim’i, vahşiyane bir şekilde boğdurarak katlettiler. Mezarı, Lâleli Camii avlusunda, babası III. Mustafa’nın Türbesi içindedir.