"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AKP’de iç sorgulama

Kâzım GÜLEÇYÜZ
04 Temmuz 2019, Perşembe
Peş peşe gelen 31 Mart ve 23 Haziran şoklarının AKP’deki etkisi derinleşerek devam ederken, bunun ilginç ve manidar yansımalarını gerek parti içinde yapılan tartışmalardan sızan haberlerde, gerek medyadaki sorgulamalarda görüyoruz.

13 bin farkın 806 bine yükselmesi, 23 Haziran sürecinde, özellikle de seçim öncesindeki son günlerde yapılan fâhiş hataları gündeme taşırken, bilhassa dikkat çekici olan, bunların faturasının artık doğrudan Reise çıkarılması. En yakın kurmaylarının dahi Başkana doğrudan itiraz eder hale gelmesi.

Medyaya yansıyan bazı örnekler:

Erdoğan’ın İmamoğlu’nu yargıyla tehdidine itiraz bir başkan yardımcısından gelmiş: 

“Bu söylediğiniz hukuken doğru değil. Suçlu bulunsa dahi belediye başkanı görevden alınamaz, en fazla kınama cezası verilir.”

Bir diğer başkan yardımcısının sözleri:

“Kullanılan dil yanlıştı. Sisi benzetmesi doğru olmadı. SP’yi terörle eş tutamayız. EYT’lilere birşey yapamadık, ama ötekileştirmememiz lâzımdı. Tabanda sitem birikti.”

Partide yapılan değerlendirmelerden:

“İstanbul seçiminin iptal edilmesini halk âdil bulmadı ve bu iptali kabul etmedi.”

“Yeni sistem meclisle yürütme organının irtibatını kesti. Bakanlara ulaşamıyoruz.”

“Partili cumhurbaşkanı fikrinin yanlış olduğunu yaşayarak gördük. Sarayın dışında parti olarak kendi gündemimiz de olmalı.”

“Seçim öncesi Öcalan mektubu ters tepti. Osman Öcalan’ın TRT’ye çıkarılması da...”

Şunlar da Davutoğlu’nun tesbitlerinden:

“Eylemde, söylemde, ahlâkta, siyasî ayakta ciddî savrulmalar olduğu için kaybettik. Ne yanlışlar yaptık ki tabanda böyle bir kopuş yaşandı? Vicdan açığı varsa bunu kapatmak mümkün değil. Adalet öylesine örselendi ki, insanların hukuk sistemine güveni sarsıldı.”

Şimdi gözler Gül destekli Babacan ile ayrı bir koldan çıkışlarını devam ettiren Davutoğlu’nda ve AKP’deki “rahatsız” vekillerde.

“Anca beraber kanca beraber“ dedikleri Reis için, “Ne yapar eder, bu işin içinden de sıyrılır” diyenlerin sayısı ise giderek azalıyor.

Ve dağılma sürecindeki AKP’yi en çok zora sokan şeyin adaletsizlikler olduğu ve bunun iktidar için “Aşil’in topuğu” haline geldiği yönünde çok önceden dile getirilen tesbit, ibretle hatırlanıyor. Alma mazlumun âhını...

Okunma Sayısı: 3872
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-4

    4.7.2019 16:06:53

    "Yeni" denilen CHS'ye "iyi" diyen ve cansiperane savunan onun mucidinden kim kaldı? Ülkeyi "uçuşa" ve "şahlanışa" geçirecek ve "güçlü" kılacak denen ve apar topar halka dayatılan bu tuhaf ve çelişkili sistem; bırakın sorun çözmeyi, kendisi sorunun bir parçası haline gelmiştir. İşte iktidar partisinin değerlendirmesi: "Yeni sistem meclisle yürütme organının irtibatını kesti. Bakanlara ulaşamıyoruz.” Halkın vekillerinden ve meclisinden kopuk bir yürütme... Tarafsızlık yemini eden ve fakat partili bir cumhurbaşkanı...“Partili cumhurbaşkanı fikrinin yanlış olduğunu yaşayarak gördük. Sarayın dışında parti olarak kendi gündemimiz de olmalı.” Ve ikrar edilen bir gerçek: Saray! Sarayda Başkan, yardımcısı, başdanışmanlar, danışman yardımcıları, bakanlar, bakan yardımcıları, kurul üyeleri, ofisler, YİK üyelerinden...müteşekkil devasa bir saray yönetim kadrosu. Buna rağmen ülkenin siyasal, sosyal ve ekonomik tablosu...Hele ADALETSİZLİK! Adalet yoksa geriye sorgulanacak ne kalıyor ki....

  • Gündüz Alp-3

    4.7.2019 12:51:01

    Bir vatandaş ve seçmen olarak yeni parti girişimlerini de bugün itibariyle gerçekçi bulmuyorum. Onun yerine çağın gidişatına uygun, demokrasi ve hukuk, hürriyet ve adalet, insan ve hakları merkezli ittifakların ve güç merkezlerinin daha etkili ve yararlı olacağına inanıyorum. Zira şu paydalarda hemen herkes hem fikirdir. Çağın ve zamanın ruhuna da uygun olan zannederim budur. Birbirine benzer kişilerin, anlayışların, zihniyetlerin ve ideolojilerin partisine "yeni" demek ne kadar gerçekçi olabilir? Merkezinde "insan" ile "hak ve hürriyetlerinin" yer almayacağı bir oluşum ya da girişim gelecek adına güven verebilir mi? İş başındaki "rahatsızların" iktidar, güç, imkan, fırsat, saltanat...gibi şeyleri kaybettikleri zaman konuşmaları ya da yeni girişimde bulunmaları millet nezdinde ne kadar kabul ve tasvip görür? Ve en önemlisi de peşlerine düşen olur mu? Zaman gösterecek.

  • Gündüz Alp-2

    4.7.2019 12:26:00

    Davutoğlu’nun: “Eylemde, söylemde, ahlâkta, siyasî ayakta ciddî savrulmalar olduğu için kaybettik. Ne yanlışlar yaptık ki tabanda böyle bir kopuş yaşandı? Vicdan açığı varsa bunu kapatmak mümkün değil. Adalet öylesine örselendi ki, insanların hukuk sistemine güveni sarsıldı” Eski BB'na -izninizle- "GÜNAYDIN!" demek istiyorum. Etkili ve yetkili makamda iken söylediklerini tersini yapamayan hatta bugün yaşanan menfiliklerde yeterince pay sahibi bulunan eski BB'nın "günah çıkartırcasına" itiraf niteliğindeki açıklamaları vicdanları rahatlatır mı? Ya da kendini mazur gösterir mi? Söylediklerine katılmakla birlikte -şahsen- samimi ve inandırıcı bulmuyorum. Sanki, uğradığı haksızlıkların rövanşı niteliğinde bir girişim ve açıklama gibi geliyor. "Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste" dedikleri durum bu olsa gerek. Yaşayıp göreceğiz.

  • Gündüz Alp

    4.7.2019 12:17:40

    Sayın Güleçyüz, malumdur ki, "zafer" orduya, "hezimet" komutana verilir. Mevcut siyasal iktidar için de böyle olması doğal değil mi? Partiyi hatta devleti şahıslaştıran bir yönetim anlayışında elbette eleştirilerin öncelikli muhatabı o şahıs olacaktır. Bugün itibariyle bırakın ortak aklı, istişare ve benzeri mekanizmaların bile çalıştırılmadığını hepimiz biliyoruz. Öyle ki, 600 vekilli Millet Meclisi bile işlevsiz hale getirildi. Parti içi sorgulamalar geç bile kalmıştır. Fakat demokrasi ve hukuk adına -şimdilik- umut verici olduğunu söyleyebiliriz. Yaşadığımız yüzyılda ve halkta karşılığı olmayan, nev-i şahsına münhasır, kerameti kendinden menkul...Başkanlık sisteminin ciddi anlamda getirisi-götürüsü hesaplanmadan, kamuoyunda ve ehlince iyice tartışılmadan...üstelik OHAL ortamında ve şartlarında halka dayatılması daha baştan yanlıştı. Bu yanlış başka yanlışları doğurdu ve ülke bu noktaya getirildi.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı