HAT sanatının yaşayan büyük ustası Hasan Çelebi, son yıllarda halkın şuurlanmasıyla birlikte hat sanatına olan alâkanın arttığını, gençlerin bu sanatı öğrenmek için büyük bir ilgi gösterdiğini söyledi. Çelebi, yurtiçi ve yurtdışında çok sayıda talebe yetiştirdiğini belirterek, “2014’te 50. yıl sergisini açmayı düşünüyorum.” dedi. Hasan Çelebi sorularımızı şöyle cevaplandırdı:
Hat sanatı zor bir meslek. Manevî bir ruh, keskin bir göz, hünerli bir el gerekiyor. Bu sanatı biraz anlatır mısınız?
Hat sanatı bir insanın hayatını dolduruyor. Yani 100 sene yaşayabilen bir insanın 100 senelik ömrü yetmeyebiliyor. Böyle olan bir sanatı iki dakikada anlatmanın herhâlde imkânı olmaz. Ama şu kadarını söyleyeyim; hat sanatı bir insanın eğer fikrine, sevdasına girdiyse hayatta hiçbir şeyle meşgul olamaz. Eğer iyi hat yapmak istiyorsa, hattat olmak istiyorsa yanında hiçbir şeyi barındırmaz. Ben onu kadına benzetiyorum. Kadın, kuma kabul etmediği gibi -hele Türk kadınları kuma kabul etmediği gibi- hat sanatı da yanında yatan herhangi bir sanatı barındırmıyor. Ciddiyeti oradan anlatmak için bunu anlatıyorum.
ESKİ USTALARDAN İSTİFADE ETTİM
Sizin ustanız rahmetli Hamit Aytaç’tı. Onun çalışmalarından etkilediniz mi?
Hocamdı, mutlaka etkilenmişimdir. Tabii, bu arada ondan evvel gelmiş, geçmiş daha üstadlar varsa bunların yazılarını da tetkik edip, onlardan da istifade etmek her hattatın, her sanatkârın birinci derecedeki idealidir. Ben de öyle düşünüyorum. Eski hattatların yazılarını tetkik ederek ustamla karşılaştırıyorum. Hangisi daha güzelse onu ihtiyar ediyorum.
BİRİNCİ KUŞAK HATTATLAR BENİM TALEBEM
Bu sanat çevresinde sizi “Reis” olarak kabul ediyorlar. Çok sayıda talebe yetiştirdiğiniz biliniyor.
Sağolsunlar, teşekkür ederim. Bugün mevcut olanların aşağı yukarı birinci kuşak bizim talebelerdir. İkinci kuşak onların talebeleri. O hale geldi. Benim talebelerim sadece burada değil, yurtdışında da var. 70 talebem icazet aldı. Bunlardan 35’i yurtdışında, 35’i de yurt içindedir. Ama bunların içeresinde hanımlar azınlıkta. Ancak 10 tanesi icazet alabildiler. Bunlar dört dörtlük mü diye sorarsan, biraz vakit istiyor. Bu çok çalışma isteyen bir sanat. Hanımların meşgaleleri çok olduğu için o kadar vakit ayıramıyorlar. Benim bir sloganım var: Bir kişi hattat olacaksa günde 30 saat çalışmalı, diyorum.
HAMİT AYTAÇ’IN KIYMETİ BİLİNMEDİ
Gençler hat sanatına ilgi gösteriyor mu?
Gençler çok ilgi gösteriyor. Halkın ilgisi gençleri teşvik ediyor. Eskiden bu yoktu. Halk eskiden pek o kadar ihtimam göstermezdi. Rahmetli Hamit Aytaç hocanın son hayatı bayağı zorluklarla geçti. Kimse onun kıymetini bilmedi. Yazılarını almadılar, bazı günleri sıkıntılar içerisinde geçirdi. Ama şimdi siparişten başımızı alıp da kendimize birşey yapamıyoruz. O demektir ki, halk artık şuurlandı. Gençleri de onların bu rağbetleri yetiştiriyor, iltifatları yetiştiriyor.
HAT SANATINI MESLEK OLARAK DÜŞÜNMEDİM
Bu sanata meslek olarak mı bakılmalı, yoksa unutulmuş bir kültürün yeniden ayağa kalkması olarak mı görmeliyiz?
Ben bu sanata başladığımda meslek olarak düşünmedim. Ama üstadın döneminde seviyordum. Kalemi, mürekkebi seviyordum, kâğıdı seviyordum. Ne yapabilirim diye düşündüm. Hat sanatını, camilerde gördüğüm yazılar, ilgimi çekiyordu. Öyle başladım. Ama sonradan bu iş bizim üzerimize kaldı. Biz şimdi onu bir hizmet olarak yapıyoruz. Bu sanat hobi olarak yapılmaz. Bu yapılırsa ciddî olarak yapılır. Milletin bir kültür değeridir. Bunun kaybolmaması için bütün gayretimizi oraya sarfetmeliyiz.
GENÇLERE TAVSİYELERİM
Hat sanatına gönül verecek gençlerin nasıl bir altyapısı olması gerekir?
12 yaşını geçmiş olması lâzım bir. Hat sanatını sevmesi lâzım iki. Sabırlı olması lâzım üç. Öğrenip te bir parça ele gelene kadar kendisini idare edecek bir takviye, bir yardımcının olması lâzım dört. Bunlar olursa o kişi birşeyler yapar. Yoksa iki gün çalıştıktan sonra ortaya çıkıp ta ‘ben hattat oldum’ deyip hemen para kazanmayı düşünürse ondan sanatkâr olmaz.
Hem Türkiye’de, hem de yurtdışında birçok sergiler açtınız. Yeni yılda yeni sergiler olacak mı?
Evet, Türkiye’de ve yurtdışında çok sergiler yaptım. Artık bir iki sene dinlenmek istiyorum. 2014’te 50. yıl sergisini açmayı düşünüyorum.
EROL DOYURAN
[email protected]