"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Beşinci Şua-Beşinci Mesele: Küçük tanrılar çağı -1

M. Eren BOZOKLU
19 Eylül 2026, Cumartesi
Berlin Olimpiyatları’ndan Silikon Vadisi’ne

1936 yılının Berlin Olimpiyatları’nda dünyaya yayılan görüntüler, tek bir adamın etrafında örgütlenmiş devasa bir gösteri sunuyordu. Yüz binlerce insan senkronize hareketlerle selam duruyor; stadyumun, devasa sütunların ve geçit törenlerinin merkezinde tek bir figür göze çarpıyordu. Leni Riefenstahl’ın kamerasının ölümsüzleştirdiği sahnelerde, stadyumu dolduran kitleler adeta birbirini takip eden dev dalgaları andırıyor, o dalgaların kıyıya vurduğu noktada ise Nazi Partisi başkanı Adolf Hitler duruyordu.

Bu tablo sadece bir siyasî gösteri değildi, çok daha derin bir sosyolojik kurguydu. Nürnberg mitingleri ve stadyum gösterileri bilinçli olarak dinî bir mimariye göre tasarlanmıştı: Katedralin uzun koridorunu andıran insan hatları, geleneksel kilise törenlerinin fonksiyonunu üstlenen toplu yeminler, kutsal metinlerin yerini alan doktrin kitapları ve vaaz dinleyenlerin yerini alan hıncahınç dolu tribünler... Modern dünya Yaratıcı’yı kamu alanından kovmaya girişmişti ancak ortaya çıkan derin varoluşsal boşluğun devam etmesi de imkânsızdı. İbadetin tarihî kimliği korundu, içeriği değiştirildi ve o kutsal kalıbın tam merkezine bir fani yerleştirildi.

Bediüzzaman Said Nursî, bu toplumsal ve siyasal dinamiği son derece yalın ama bir o kadar evrensel bir çerçevede okuyordu: “Ahir zamanda deccal gibi bir kısım şahıslar ulûhiyet dava edecekler ve kendilerine secde ettirecekler.” Nursî, bu rivayeti üstünkörü bir okumayla sınırlamaz. Arka planındaki rasyonel mekanizmayı deşifre etmek için keskin bir analoji kurar: Padişahı inkâr eden bedevî bir kumandan, bu inkârın sonucu olan otorite boşluğunu öylece bırakmaz. Merkezî otorite reddedildiğinde, kendi hâkimiyet alanında kendini o otoritenin yerine koymaya başlar. Büyük padişah reddedilince, kaçınılmaz olarak irili ufaklı küçük padişahlar türeyecektir.

Nursî bu analojiyi materyalist ve tabiatperest felsefenin başına geçen uygulayıcı figürlere tatbik eder. Allah inkâr edildiğinde, O’nun sıfatları ve kâinatta sürekli tezahür eden işleri ortadan kalkmaz; sadece sahipsiz kalır. Sahipsiz kalan her yetki ise, gücü elinde tutan iktidar sahiplerinin eline geçer. Ulûhiyet davası, bu analizde psikolojik bir çılgınlık veya bireysel bir hezeyan değildir. Tersine, rasyonel bir iktidar dinamiğinin kaçınılmaz bir sonucudur: Merkez boşalırsa, en güçlü olan gelip o merkeze oturur.

Nursî’nin metninde dikkat çeken bir diğer hayati ayrıntı, yalnız şahsa değil, “heykellerine de serfüru ettirilmesi” vurgusudur. Heykel, iktidarın zamandan ve mekândan bağımsız olarak yeniden üretilmiş bir sembolüdür. Padişah her an her yerde bulunamaz; ancak heykeli, resimleri, söylev, demeç ve vecizeleri her yerdedir. Birey o sembolün karşısına her geçtiğinde, o vecizeyi her okuduğunda bilincinde eğilme ve itaat etme refleksi pekişir.

Bugün heykel kavramı çok daha soyut ve yaygın biçimler almıştır. Bir şirketin logosu, o yapının kurumsal iktidarının sembolik taşıyıcısıdır. Küresel teknoloji markalarının amblemleri artık basit birer ticarî simge değil, aidiyet sembolüdür. Yeni bir akıllı telefon lansmanı için saatler öncesinden kuyruğa giren, gece boyu sokakta bekleyen kalabalıkları düşünün. Ürün sahneye çıktığında yükselen coşku basit bir alışveriş eylemi değildir; seküler bir ritüeldir. Ve her ritüelin bir tanrısı, bir tapınağı ve tutkulu bir cemaati vardır.

Padişahı inkâr eden modern anlayış, insanı özgürleştirmemiş; sadece tapınakların adını, ritüellerin biçimini ve heykellerin malzemesini değiştirmiştir.

Okunma Sayısı: 151
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı