Geçen günlerde gizli cumhurbaşkanı Devlet Bahçeli kamuoyu araştırma şirketlerine kafayı taktığını söylemişti.
Sebebi tahmin edebileceğiniz gibi: Beğenilmeyen ve iktidarın hoşuna gitmeyen anket sonuçları.
“Üç Y ile mücadele” için kurulduğu söylenen AKP, bunlardan biri olan “yasakçılık” hakkında eskiden kötü düşünürdü.
Ama artık o eski AKP yok. Yeni AKP aslında AKMHP. Ve yasakçılıkta tam gaz devam.
Hürriyet mi dediniz? Cevap net: “O da bizim ve kime ne kadar istersek o kadar veririz!”
Bahçeli’nin yazılı açıklamasının ilgili kısmı şöyle:
***
Güvenilirliği sıfırlanmış, ahlaken iflas etmiş bir araştırma ve danışmanlık şirketince kamuoyuna servis edilen bir başka ankette Türk milletinin Allah’a, meleklere, Kur’ân-ı Kerîm’e, Peygamberimize, kadere, öldükten sonra dirilmeye ve hesaba çekilmeye olan inancı sözde araştırılmış ve olumsuz sonuçlar ortaya konulmuştur.
Kalkınma irademize pusu kuran, ekmeğimizi küçülten, İslâmî araştırma adı altında milletimizi köksüz, kişiliksiz, dinsiz bir toplum gibi gösterme gayreti büyük bir saptırma, önemli bir beşinci kol faaliyetidir.
Türk milletinin böylesi bir üslupla itham edilmesi, töhmet altında bırakılması ayıplı ve ahlaksız bir komplodur.
Bu anket şirketlerinin toplumda yapmaya çalıştıkları yönlendirme ve tahribat bütün yönleriyle araştırılmalıdır.
Bilimsel ve hukukî temelde bunları değerlendirecek ve denetleyecek, uygulamada doğru standartların belirlendiği bir yasal düzenleme yapılmasını öngörüyoruz.
Bu çerçevede kamuoyu araştırma kuruluşlarının ve araştırmacıların nitelik ve yeterliliklerine ilişkin esas ve usullerin belirlenmesini, yönlendirme veya etkileme maksadıyla yalan yanlış, yanıltıcı bilgiler sunanlara cezaî yaptırımlar getirilmesini gerekli görüyoruz.
***
Bahçeli’nin bu refleksi, bize, yirmi - yirmi beş sene önce Hıristiyanların Türkiye’deki misyonerlik faaliyetlerini tehlikeli görüp gösteren ve engellenmesi gerektiğini savunan Rahşan Ecevit’i hatırlattı.
Bahçeli’nin yukarıdaki açıklamasında bahse konu ettiği anketin ortaya koyduğu tablo özetle Türkiye’de dindarlığın ilerlemediğini, aksine gerilediğini gösteriyor.
İktidardakiler, “bu olumsuz tabloda bizim etkimiz ne kadar” diye düşünüp çözüm aramalı. Başını kuma sokmak çözüm değil.
Hem, medyatiklere yönelik uyuşturucu ve fuhuş operasyonları gibi göstergeler ve daha birçok delil, anketleri doğrulamak için yeterli.
Ama Bahçeli illa istiyorsa kendisi de tebdil-i kıyafet edip sondajlama yapabilir ve Türkiye’de dindarlığın ne durumda olduğunu görebilir.
Dinî açıdan iktidarın başarısız olduğunu gösteren tablonun gizlenmesi kime ne kazandırır?
Cevap açık: İktidara dini siyasete alet etmeyi sürdürme imkânı kazandırır.
İktidarın aleyhine olabilecek her şeyi yasaklamakla çözme fikri esasen Faşizmin temel değer yargısıdır.
O rejimde medya, araştırma şirketleri, üniversiteler, STK’lar ve diğer bütün kuvvetler, ancak iktidarın hoşuna gidecek şeyler yaparsa meşru sayılır.
O rejimde devlet yanlış yapmaz, yalan söylemez, dolayısıyla eleştirilemez.
Al bu devleti, vur öbür Devlete. O da vursun milletin hürriyetine…