"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsan neden aynı gökyüzüne bakıp aynı şeyi göremiyor?

Servet GİRASUN
19 Eylül 2026, Cumartesi
Her gün aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz.

Aynı güneş doğuyor. Aynı yağmur yağıyor. Aynı yıldızlar geceyi süslüyor. Fakat bütün bunlara rağmen herkes aynı şeyi görmüyor. Bir insan yağmuru görünce sadece ıslanmayı düşünüyor; bir başkası kuruyan toprağın suya kavuşmasını...

Biri geceye karanlık diyor; diğeri yıldızları fark ediyor. Biri gökyüzüne bakıyor; diğeri gökyüzünü okuyor. İşte uzun zamandır beni düşündüren soru bu: Aynı semaya bakan insanlar neden aynı hakikati göremiyor?

Belki de bunun cevabı gökyüzünde değil, ona bakan nazardadır. Çünkü insan, sadece gözüyle görmez. İnandığıyla, düşündüğüyle, sevdiğiyle ve kalbiyle de görür. Kur’ân-ı Kerîm, gökleri ve yeri sadece seyredilecek bir manzara olarak değil, üzerinde tefekkür edilecek bir kitap olarak gösterir:

“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde akıl sahipleri için elbette ibretler vardır.” (Âl-i İmrân Suresi, 190)

Ne kadar dikkat çekici... Ayet, bize gökyüzünün nasıl yaratıldığını anlatmaktan önce, ona nasıl bakmamız gerektiğini öğretiyor. Modern insanın en büyük yorgunluklarından biri de belki budur.

Bakıyoruz...

Ama fark etmiyoruz. Koşuyoruz... Ama düşünmüyoruz. Bilgi biriktiriyoruz... Ama hayret etmeyi unutuyoruz. Oysa hayret, tefekkürün ilk adımıdır.

Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, bir yerde şu dikkat çekici ikazda bulunur: “Gazete gibi okumayınız.”

Bu kısa ikaz, sadece Risale-i Nur’u nasıl okumamız gerektiğini değil, hayatı nasıl yaşamamız gerektiğini de düşündürüyor. Çünkü mesele satırları hızla tüketmek değildir. Durabilmek, bakabilmek, düşünebilmek ve görünenin arkasındaki hikmeti fark edebilmektir.

Resûl-i Ekrem (asm), gecenin son kısmında gökyüzüne bakar, ardından Âl-i İmrân Sûresi’nin son ayetlerini okur ve namaza yönelirdi. (Buhârî, Teheccüd; Müslim, Müsâfirîn)

Demek ki mümin için gökyüzü, sadece başını kaldırdığı bir boşluk değil; kalbini de hakikate yönelten bir tefekkür vesilesidir.

Belki de uzun zamandır değişmeyen gökyüzüdür. Değişen ise bizim bakışımız... Çocukken bir bulutun peşinden hayaller kurabiliyorduk. Şimdi çoğu zaman başımızı kaldıracak kadar bile yavaşlamıyoruz. Belki de Rabbimiz her sabah aynı gökyüzünü boşuna göstermiyor. Çünkü değiştirmek istediği sema değil... Semaya bakan kalbimizdir.

Okunma Sayısı: 122
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı