"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hayat ve ölüm

M. Fahri UTKAN
14 Ocak 2021, Perşembe
Bu yazıyı yazdığım için ben, siz de bu yazıyı okuyabildiğiniz için hayattayız demektir. Hayatta olmamız ölüme aday kişiler durumuna bizi sokuyor. Her hayat sahibi bir gün ölümü tadacağına göre, ‘Yaşayan herkesin sonu ölüm ve akabinde topraktır. O halde, bugün ölecekmiş gibi ahiret, hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için yaşamalıyız…

Ölümümüz iki hayat arasında bir geçiş köprüsüdür. Dünya hayatı ve ahiret hayatı.Hayatı ve ölümü bizlere Cenab-ı Hak bir nimet olarak veriyor. Bu nimetleri nasıl kullanacağız diye bizleri imtihana tabi tutuyor ve bazı ameller yapmamızı istiyor. Bunları yaparken bazı zahmetler olsa da onları düşünüp ümitsizliğe düşmemek gerekir. Hayatımızı devam ettirecek şekilde birçok yardımcıları da Kayyum olan yaratıcımız bizlere ihsan etmiş.

Onun için, vazifemizi istikametle yaptığımız vakit, o yaptığımız amellerimizin karşılığı olan neticeler, bizlerin amel defterimize yazılır bizlere baki olan ahiret hayatının saadetini temin eder.

Bu dünya hayatında sahip olduklarımızla, bizleri, Hz. Peygamber’in (asm) deyişiyle, öldüğümüzde mezarlığa kadar getiriyorlar. Yani, “Üç şey ölümün ardından kabre gider: Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi döner, birisi kalır. Dönenler: Ailesi ve malı, kalan da: Amelidir.”

Ameller çok çeşitlidir, bildiğiniz gibi. Meselâ, Cenâb-ı Hak, bir âyette bunlardan birini şöyle açıklığa kavuşturuyor: “Onlar, ne ticaret ne de alış verişin kendilerini Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.” (en-Nûr, 37)

Cenâb-ı Hak bizleri her gece ölümün kardeşi olan uykuya daldırıyor ve her sabah da âdeta bir “ba‘süba‘de’l-mevt” yani “ölümden sonra diriliş” uygulamasını yapıyor. Böylece Rabbimiz bize her sabah hayat/ömür takviminden yeni bir sayfa daha açarak âdeta yeni bir fırsat ve mühlet ihsân ediyor. 

Nitekim bir hadîs-i şerîfte buyrulduğu üzere:

“Akıllı, nefsine hâkim olup onu hesaba çekerek ölümden sonrası için çalışan; ahmak ise nefsini hevâsına tâbî kıldığı hâlde, Allah’tan (hayır) umandır.” (Tirmizî, Kıyâmet, 25/2459)

Bizler de bugün vefat edebileceğimizi, kefenlenip tabuta konulacağımızı, o tahta kundak içinde dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkacağımızı, bütün aile efrâdımız ve dostlarımızın bizi defnedip geri döneceklerini, mezarda sadece îman ve amelimizle baş başa kalacağımızı tefekkür etmeliyiz. Ömür takvimimizde kendine yer bulan gaflet sayfaları için, kabirde ve âhirette ne kadar “âh vâh” edip “eyvah”çekeceğimizi, bugünden düşünüp gerekli tedbirleri almalıyız.

Eski Filozoflardan Epikuras’ın ölüm hakkında söylediği söz: “Ölüm bizi korkutamaz, çünkü yaşadığımız sürece ölüm yoktur, ölüm geldiğinde de artık biz yokuzdur.” Bir bakıma gerçeği yansıtıyor gibi gözükse de, Mehmet Feyzi Efendi, ölümün korkulacak bir şey olmadığı, onu istemenin de gereksiz olduğunu şöyle ifade etmiş. Biz de buna göre hareket etmeliyiz gibime geliyor. “Ölümü istemek güzel değildir. Ölüme hazırlıklı olmak güzeldir.”

Ölüm için belki de en güzel müjdeli tarifi, Üstad Said Nursî, 20. Mektup’ta şu şekilde yapmıştır: “Sizlere müjde! Mevt idam değil, hiçlik değil, fenâ değil, inkıraz değil, sönmek değil, firak-ı ebedî değil, adem değil, tesadüf değil, failsiz bir in’idam değil; belki, bir Fail-i Hakîm-i rahîm tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır, saadet-i ebediye tarafına, vatan-ı aslîlerine bir sevkiyattır, yüzde doksan dokuz ahbabın mecmaı olan âlem-i berzaha bir visal kapısıdır.” 

Bir ses geliyor çok uzaklardan,

Bu ses belli ki ölümün sesi,

Duyanı götürür bu dünyadan,

Ölüme hazırlanmalı duyan bu sesi.

Gidenin kimi memnun kimi mahzun,

Kalpler bırakır ardından, gözyaşlarıyla,

Ne mutlu hak yoldan giden insana,

Buluşur orda sevdikleriyle.

Bunun için, insan mesrur ve mütebessim,

Bir halde karşılamalı ömrün son demini...

Okunma Sayısı: 3090
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı