"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsan-ı kâmil

M. Fahri UTKAN
31 Ağustos 2019, Cumartesi
İnsan-ı Kâmil: TDV İslâm Ansiklopedisinde anlamı, “Allah’ın her mertebedeki tecellilerine mazhar olan insan anlamında tasavvuf terimi” diye tarif edilektedir.

Farabi’nin “Kusursuz İnsan”, Yusuf Has Hacip’in “Ferasetli İnsan”, Kaşgarlı Mahmud’un “Cesur İnsan”, Hoca Ahmet Yesevi’nin ise, “İnsanı- Kâmil/Kâmil İnsan’ dediği “İnsan”; günümüzde hangi vasıfla anılmalı veya anılmaktadır, acaba?

Zamanımızın literatürene şöyle bir baktığımızda; kaliteli insan, donanımlı insan, üstün insan, denge insanı, model insan, ideal insan vs. vasıflar sayılabilir. Böyle vasıflı bir insanın özelliklerine bakmaya çalışırsak…

Yusuf Özkan Özburun, denge insanını şöyle tarif ediyor: “Kendini hem kul, hem de halife olarak gören denge insanı (vasat ümmet), hayatın anlam ve hedefi konusunda tutarlı bir bakış açısına sahiptir.” (Köprü Yaz. 2004. sayı. 87. Yusuf Özkan Özburun)

Kaliteli insan dendiğinde, başta hür olan insan akla gelir. İnsanları mutlu eden insandır. Diğer insanların dertleriyle hemhal olan insandır. Farkındalık yaşayandır  yani gerçeklerin farkında olmaktır. Çalışkanlık, samimî ve ihlâslı olmaktır. Ait olduğu fikir grubunu en iyi şekilde temsil etmelidir. Hassasiyeti olmalı, merhametli olmalıdır. Kapasitesi olmalı, temsil ettiği şahs-ı manevî için fedakârlık edebilmelidir.

Metin, sağlam, sebatkâr olmalı, şuurlu davranıp muhabbet dolu olmalıdır. Kaliteli hizmet, kaliteli ubudiyet sonucunda dünyası da ahireti de kaliteli olur. Müsbet hareketi şiar edinmelidir. Sadâkat sahibi, sadık ve güvenilir olmak da özelliklerindendir.

Fikirlerinde, düşüncelerinde sebatkârlık, itidal-i demle davranmak yani soğukkanlı, tedbirli, planlı düşünerek hareket etmek önemlidir bunun için.

Başka özellikler saymaya kalkarsak; hizmet arkadaşlarını tenkit etmemek, dayanışma içinde olmak, onlar hakkında şüphe ve vesveselerden ari olmak. Onların veya diğer insanların hatalarında şahıslarını değil hataları göz önüne almak ona göre davranmak.

Niyâzî-i Mısrî’ni dediği gibi “İnsan-ı kâmil olmaya lâzım olan irfan imiş.” İrfan sahibi olmalı belki de.

İnsan, Esmaü’l-Hüsnanın tecellilerinin en kapsamlı yansıdığı bir varlıktır. Bu insan, bu haliyle “Kur’ân ahlâkıyla” ahlâklandıkça kemale doğru yol alır.

İnsanın sırat-ı müstakimde olması ancak; nefsine Cenab-ı Hak tarafından konulan, kuvve-i gadabiyye, kuvve-i şeheviye ve kuvve-i akliyesi istikamette-vasat mertebede olmasıyla olur.

İdeal insan veya mükemmel insanı bir de Zübeyir Gündüzalp’ten dinleyelim: “Umumî bir göz gezdirmek, tembel ruh(lu)ların usûlüdür. Mütekâmil ruh sahipleri (yani kâmil insanlar), zihinde tefekkürün muhtelif noktalarının damla damla takattur etmesine (damlamasına) ve bal gibi süzülmesine imkân verirler.”

Kâmil insan için şu tarifi de göz ardı etmemek gerekir her halde: “İnsan-ı kâmile giden yolun ana caddesi üzerinde insan dört özelliği kuşanmak durumundadır: İyi akval (‘Ya hayr söyle, ya da sus’ düsturundan beslenen hakikat üzere konuşmak veya susmak), iyi ef’al (amel-i salih esasından filizlenen iyi fiiller), iyi ahlâk (hilkatteki, her bir mahlûktaki edep ve terbiyeye yaslanan, imanın somutlaşmış biçimi olan güzel ahlâk) ve maarif. Yani, her şeyden Allah’a giden bir yol bulma anlayışına dayanan İlâhî marifet, irfan. (İnsan-ı Kâmil, Azizüddin Nesefi, tercüme: A. Avni Konuk, Gelenek Yay. 2004)

Üstad Bediüzzaman ise bütün bu saydıklarımızı adeta bizler için özetlemiş: “Evet, sırr-ı vahdet ile insan, bütün mahlûkat içinde büyük bir kemal sahibi ve kâinatın en kıymetdar meyvesi ve mahlûkatın en nazenini ve mükemmeli ve zihayatın en bahtiyarı ve en mesudu ve Hâlık-ı Âlemin muhatabı ve dostu olabilir. Hatta bütün kemâlat-ı insaniye ve beşerin ulvî maksatları tevhid ile bağlıdır. Ve sırr-ı vahdetle vücut bulur. Yoksa eğer vahdet olmazsa, insan mahlûkatın en bedbahtı ve mevcudatın en süflisi ve hayvanatın en biçaresi ve zişuurun en hüzünlüsü ve azablısı ve gamlısı olur.” (Şuâlar, İkinci Şuâ)

Aslında ve gerçekte tam anlamıyla insan-ı kâmil olan ise Zat, Peygamberimiz Hz. Muhammed’dir (asm). Her insan ne kadar onun hayatını, emanet bıraktığı Kur’ân ve sünnetini kendisine uygularsa, insanı kâmil olma yolunda ilerlemiş olur, vesselâm...

Okunma Sayısı: 1688
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı