"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Korkunun kol gezdiği seçimler (2)

M. Latif SALİHOĞLU
07 Kasım 2015, Cumartesi
Karşılarında bir muhalefet cephesi görmek istemeyen jakoben Kemalistler, 1923’ten itibaren hiçbir partiye hayat hakkı tanımadılar.

Anayasaya göre parti kurmak yasak değildi. Ne var ki, Cumhuriyetin daha ikinci senesinde kurulan bir muhalefet partisinin (1924, TCF) başına gelmeyen kalmadı.

Gerek ilk seçimlerin yapıldığı günlerde ve gerekse muhalefet cephesinin bir siyasî parti şeklinde tezâhür ettiği dönemde, devlet partisinin marifetiyle korkunç cinayetlere imza atılması ve ortamın baştan aşağıya terörize edilmesi, insanları öylesine korkutup yılgınlığa sevk etti ki, yaklaşık yirmi yıl boyunca kimse cesaret edip de bir tek adım atamadı.

1945’te fiilen çok partili sisteme geçilmesi bile, Birleşmiş Milletler kurucu üyesi devletlerin, Türkiye hükûmetini buna mecbur etmesi sayesinde mümkün olabildi ancak.

Buna rağmen, 1946’da yapılan ilk çok partili seçimler, tarihin kayıtlarına “sopalı ve ayıplı seçim” tabiri ve tarifiyle geçmiş oldu.

O tarihte yapılan seçime sadece iki parti katılabildi: CHP ve DP.

Seçimler, süngünün gölgesinde yapıldı. Demokrat adaylar ve sandık görevlileri bir ton dayak yediler, türlü saldırılara maruz kaldılar.

“Ayıplı seçim” tâbirinin sebebi ise, o dönem itibariyle “oylama açık, sayım gizli” şeklinde yapılmasıydı.

Bütün bu korkulara, baskılara ve ayıplı uygulamalara sahne olan 1946 seçimlerinin sonuç tablosu şöyle oldu: CHP, % 85.4 ile 395 milletvekilliği; DP, % 13.1 ile 61 milletvekilliği ve Bağımsızlar % 0.9 ile 4 milletvekilliğini kazandı.

Dört sene sonra mezkûr korku ve ayıplı ayak bağlarından kurtulan Türkiye’de tam bir “demokrasi bayramı” havası yaşandı. İktidar-muhalefet tablosu tam tersine döndü.

Darbe ve idamların gölgesinde

Korkunun kol gezdiği şaibeli bir başka seçim ve referandum, 1961 senesinde yaşandı.

Darbe cuntasının silâh zoruyla iktidardan uzaklaştırdığı Demokrat Partili kadrolar, tutuklanıp aylarca Ankara’da, Yassıada’da, şurada-burada türlü baskı ve işkencelerle adeta mengeneden geçirildiler. En güzide yöneticilerine en ağır cezaları verdiler. Bir kısmını zindanlarda çürüttüler, ölüme sevk ettiler. Bir kısmını dar ağacına gönderdiler, geri kalan yüzlercesine de siyasî yasak getirdiler.

* * *

Korkunun dağları sardığı o günlerin siyasî manzarası da şöyle idi:

 9 Temmuz 1961’de darbe cuntasının bir nevi siparişle hazırlatmış olduğu yeni Anayasa için referandum yapıldı.

Referandumda % 61.7 “Evet”, % 38.3 “Hayır” oyu çıktı.

Sıra, 15 Ekim 1961’de yapılmasına karar verilen genel seçim hazırlıklarına gelmişti.

Türkiye'de gûyâ serbest seçimler yapılacak ve rejim artık normale dönecekti. 

İşte, tam da bu süreçte, Millî Birlik Komitesi (MBK) Başkanı Org. Cemal Gürsel, genel seçimlere hazırlanan siyasî partilerin başkanlarını topladı ve onları şu üç konuda tehditvâri şekilde ikaz etti: 

1) 27 Mayıs Darbesini tenkit etmekten şiddetle kaçının. 

2) Demokrat Partiyi övmekten imtina edin. 

3) Eminsular hadisesini ağzınıza dahi almayın. 

Bu maddelere uyma mecburiyeti, bilâhare deklare edilerek ayrıca yazılı ve imzalı hale getirildi.

İşte, bu vahim şartlar altında yapılan genel seçimlerin sonucu şöyle gerçekleşti: CHP, % 36.7 oyla 173 milletvekilliği; AP, % 34.8 oy oranıyla 158 milletvekilliği; CKMP, % 13.9 ile 54 milletvekilliği ve YTP, % 13.7 ile 65 milletvekilliğini kazandı.

Korkunun izale olduğu bir sonraki seçimde (1965) ise, DP’nin devamı mahiyetinde olan Adalet Partisi, oyların % 52.8’ini alarak tek başına iktidara geldi.

10’ar yıl arayla muhtıra ve darbe

Adalet Partisi’nin 1969 genel seçimlerinden de tek başına iktidar çıkaracak bir başarıya imza atması,  hem muhalif siyasîleri, hem de darbe şakşakçılarını şiddetli rahatsız etti.

Seçimlere “Bağımsızlar Grubu”nun lideri olarak giren Necmettin Erbakan, kısa bir süre sonra Millî Nizam Partisini (MNP) kurarak, Adalet Partisi’nin oylarını bölmeye hazırlandı.

Diğer bazı gelişmeleri de şöylece özetlemeye çalışalım: 

* 9 Mart 1971’de darbe yapmaya hazırlanan bir cunta ortaya çıkarıldı.

* 12 Mart günü, ordunun tepesindeki Kuvvet Komutanları, hükûmeti istifaya zorlayan bir muhtırayı Köşk kanalıyla yayınlattı.

* AP hükümeti çekildi; ardından yüz karası bir ara rejim dönemi başladı.

* 1973 Sonbaharında genel seçimlere gidildi. Bu kez, MNP’nin yerine kurulan MSP seçimlere girdi ve AP’nin oylarını bölüp parçaladı.

* Aynı MSP, Ecevit liderliğindeki CHP ile koalisyon hükûmeti kurdu; Ecevit’i Başbakan yaptı.

* 1977’de yapılan genel seçimlerden de yine koalisyon tablosu çıktı.

* 1979’da yapılan ara seçimlerde AP büyük bir zafer kazandı. Ecevit hükümeti bıraktı; AP, azınlık hükûmetini kurdu.

* Anarşi ve terör can almaya devam ediyordu. Yeni Cumhurbaşkanı seçilemiyordu. Bir erken genel seçime gitmekten başka çare görünmüyordu.

İşte, tam da bu süreçte 12 Eylül Darbesi (1980) gerçekleştirildi.

Demokrasi, bir kez daha süngülendi. Rayına oturmaya başlayan siyaset, yeniden ve çok daha münafıkane bir plânla darmadağın edildi.

Güya “anarşiyi durdurmak” için darbe yapan cunta, siyasette en çok demokratları ezdi. Medyada ise, anarşiye zerre kadar bulaşmamış olan Yeni Asya’yı cezalandırma cihetine gitti.

Nihayet, korku ve baskı ile adeta esir alınan millî iradenin önüne 1982 Anayasasını getirip koydular. Buna “Hayır” diyecek olanları da peşinen “Komünist, anarşist, bölücü, vatan haini...” gibi etiketlerle yaftaladılar.

7 Kasım 1982’de yapılan referandumun sonucu: % 92 Kabul, % 8 Red şeklinde oldu.

Şayet, toplum üzerinde kol gezen ve etrafa dehşet veren bir korku ve baskı havası olmasaydı, sonucun bu şekilde gerçekleşmesi hiç mümkün olur muydu?

(Devamı var)

@salihoglulatif: Korku, baskı, tehdit veya menfaat karşısında eğilip bükülen, hizmetini bırakan, kudsî dâvâdan yüz çeviren, Hz. Mehdi'ye sâdık ve hakikatli talebe olamaz.

Okunma Sayısı: 2350
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı