"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Laf değil, icraat önemli

M. Latif SALİHOĞLU
11 Aralık 2025, Perşembe
Âlimlerin sözünü, siyasîlerin icraatını esas almalı. Doğru ve ideal olanı budur. Bunun tersine gidildiği zaman, her şey birbirine karışır, her şey tersine dönmeye başlar.

Meseleye tersinden bakan bağnaz tarafgirler, taraf oldukları siyasîlerin daha çok hayalî-hamasî sözlerini esas alırlarken, muhalif gördükleri siyasîlerin ise hiss-i zahiriye ters düşen sözlerini nazara verirler. 

Bu yaklaşım tarzı, elbette ki hakperestçe değildir. Hakkaniyetle bakış, her iki tarafın da sözlerinden ziyade icraatlerini ele alıp mukayese etmeyi gerektirir.

*

Politikacıların ne söyledikleri de önemli elbette; ama, onların ortaya koyduğu iş ve icraatleri daha önemli. Çünkü, onları seçmedeki maksat özetle şudur: Ülkeye uzun ömürlü eserler kazandırmak ve millet için hayatı kolaylaştırıcı hizmetlerde bulunmak. Evet, bunları yapabildikleri ölçüde vekilliğin, seçilmişliğin hakkını vermiş olurlar. Gerisi lâf û güzâftır ki, bunun için seçim, sandık, vekillik şart değildir. Herkes oturduğu yerden pekâlâ konuşabilir.

Bu noktada şunu net bir şekilde ifade edelim: Meselâ Gazze’de, Filistin’de her katliâm yapıldığında tutup hemen “Kudüs mitingi,” vs. yapmak, yahut protesto yürüyüşü düzenlemek, siyasî iktidarın işi değildir. Yakışmıyor. Eğreti duruyor. O vazifeyi STK’lar yapar. Yönetimin başındakiler miting düzenlediğinde, bunu menfaatlerine, yahut acizliklerine bir perde ve paravan olarak kullanıyor diye anlaşılıyor.

Bunları hatırlattığınızda, dar kafalı tarafgirler hemen konuyu saptırıp “E, seninki de ‘Başörtülüler Arabistan’a’ dedi” diye laf salatasına başlıyor. Ona “Peki, bu yönde onun bir tek icraatini göster. Yani, bir tek başörtülüyü Arabistan’a gönderdiğini göster” dediğinizde ise, sus-pus olup kalıyor. Demek ki, siyasîler için sözden ziyade, yapılan veya yapılmayan icraat en mühim mesele, en önemli kriterdir.

Bu arada içinden şunu geçiriyorsun: Şu tarafgirlerin sırf hamasî nutukları sebebiyle göklere çıkardığı müstebit siyasîler, keşke binlerce başörtülüyü hapse atmak yerine Arabistan’a gönderseydi; hiç olmazsa, nisbeten daha az günah işlenmiş olurdu.

*

Bir de hiç işe yaramayan, karşılığı olmayan enflasyonla, hayat pahalılığı ile ilgili boş boş lafları var. Emin olun, bunlardan artık gına geldi.

Bizim gibi elbette sizler de yıllardır tekrarlanan şu nakaratlara şahit olmuşsunuzdur: 

1) Enflasyon oranı, önümüzdeki sene tek haneli rakamlara düşecek. Bunu yapsa yapsa, yine biz yaparız. Bundan hiç şüpheniz olmasın.

2) Bakın, ben ekonomistim. Bu yılın sonlarında, en geç gelecek yılın başlarında enflasyon rakamları yüzde 20’nin altına düşecek. Bize güvenin, bu iş olacak.

3) Biz hiçbir zaman işçiyi, memuru, emekliyi enflasyona ezdirmedik, ezdirmeyiz. Bakın, enflasyon düşme eğilimine girdi. Önümüzdeki sene, oran yüzde 30’un altına inecek.

4) Nas var nas! Sana-bana ne oluyor! Bu faizler düşecek! Çünkü, faiz düşmeden, enflasyon düşmez. Siz bu kardeşinize destek verin; o zaman bakın faiz, döviz, enflasyon nasıl düşüyor, görün.

5) Bu sene değil, ama önümüzdeki yıl enflasyonu düşürmeye kesin kararlıyız. Vatandaşımızın hiçbir kesimini enflasyona ezdirmeyiz.

Final: Ne yazık ki, özellikle ekonomide verilen sözlerin hiçbiri tutulmadı. Yapılan vaatlerin hiçbiri yerine getirilmedi. Bu sebeple, vatandaş da artık laflara, vaatlere olan güvenini kaybetti. Seçmen kitlesinin en büyük sıkıntısı şudur: Söz ve icraatiyle güven veren, göz dolduran bir alternatif bulamıyor.

Aslında tek alternatif Demokrat misyondur; lâkin, mevcut siyasî aktörler, onun önünü kesmede noktasında ve o misyonun tekrar canlanmaması için adeta söz birliği yapmış gibiler. Ama, inanıyoruz ki, o dirilişin de bir vakt-i merhûnu vardır.

Okunma Sayısı: 1964
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    11.12.2025 20:41:06

    ..."Halbuki eşyada, kusursuz ve her ciheti hayırlı şeyler, meşrebler, meslekler az bulunur. Alâküllihal bazı kusurlar ve sû'-i istimalât olacak. Çünki ehil olmayanlar bir işe girseler, elbette sû'-i istimal ederler. Fakat Cenab-ı Hak âhirette muhasebe-i a'mal düsturuyla, adalet-i Rabbaniyesini, hasenat ve seyyiatın muvazenesiyle gösteriyor. Yani hasenat racih ve ağır gelse, mükâfatlandırır, kabul eder; seyyiat racih gelse cezalandırır, reddeder. Hasenat ve seyyiatın muvazenesi, kemmiyete bakmaz, keyfiyete bakar. Bazı olur, bir tek hasene bin seyyiata tereccuh eder, afvettirir." Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı, Mektubat - 445 - 😢🇹🇷😪🙌🌹🤲🌹♥️🌙☝️🕋😭😭😭🕊🕊🕊🌍🇪🇺🕋🇹🇷🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸

  • Abdullah

    11.12.2025 13:09:01

    Nedense bazı kardeşlerimiz hep sonuçlar üzerinde duruyor.Olanlarla il gileniyor.Nedenler sonuçları doğurdu ğına göre niye nedenler üzerinde dur muyoruz? En orijinal haliyle Üstad'ımız şöyle diyor; "Hangi fiilimizle kadere fetva verdik ki bu başımıza geldi."Birde ceza amel cinsindendir."İşin bizlere ba kan tarafı var, bir de kader ciheti.Bizler fiilerimizle kadere fetva veriyoruz, kader de buna göre hükmünü icra edi yor.Acaba hiç şöyle düşündük mü, bizler neyi ihmal ettik,hangi vazifeyi ye rine getirmedik ki; bu baştaki cereyan ve ortağı cereyan bizlere musallat oldu? Bu iki siyasi cereyanın zulümleri ne maruz kaldık. Büyük bir kısmımız mevcüt iktidara destek oldu ve hâlâ bu destek devam ediyor ve zulümlerine ortak oluyorlar.Diğer bir kısmı da ikinci cereyana takıldı. Onlar da bilerek veya bilmeyerek diğer cereyana meylettiler. Bunlar da o cereyanın zulümlerine şe riktirler. .Ve sonuç olarak " Beşer zulme der kader adalet eder."

  • Süleyman alıç

    11.12.2025 12:15:01

    Teşekkürler Latif abi üstad Bediüzzaman hazretleri derki; "müştebih ağaçları birbirinden tefrik eden semereleridir." (İlk D. Eserleri) Bu ülkede cuma namazı kılanlar %40 inmişse (camideki vaaiz Efendi'nin ifadesi) hangi söze inanalım

  • Osman Yıldırım

    11.12.2025 00:30:21

    Ne yazık ve ne hazindir ki Demokratların safmışız edilmesinde en büyük rolü ödeyen beri Demokratları savunan Nurcular rol oynamış, demokratları ve demokratlıği terk ederek siyasalislamcıların arkasına vagon olmuşlar ve hatta din hizmetlerini onların iktidarından beklemislerdir. Oysaki dine en büyük zararı ve darbeyi dini siyasete alet eden siyasalislamcilar vurmuslardır. Bunun böyle olduğunu en çok Nurcuların bilmesi gerekirken ne hikmetse 23 yıldır kayıtsız şartsız siyasalislamcılara destek vermişlerdir.Gelinen noktada adaletin, doğruluğun ve manevi değerlerin nasıl örselendiğini gördükleri halde yanlışa yanlış demeden , yaparsa yine bunlar yapar diyerek desteklemeye devam etmekteler. Ne diyelim Allah basiret versin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı