"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Muhtıra sonrası ilk genel seçim

M. Latif SALİHOĞLU
14 Ekim 2021, Perşembe
GÜNÜN TARİHİ: 14 Ekim 1973

1971’de demokrasinin canına okuyan “12 Mart Muhtırası” sebebiyle, Süleyman Demirel yönetimindeki Adalet Partisi hükûmeti istifa etmek durumunda kaldı. Türkiye, iki-üç sene müddetle ara ve kara rejimlerle idare edilmeye çalışıldı. Sağlam bir zemine oturma sürecindeki siyaset, bu suretle parçalandı, darmadağın edilmiş oldu.

71’deki o talihsiz askerî muhtıra sonrasındaki ilk genel seçimler ise 14 Ekim 1973’te yapıldı. 450 üyeli Millet Meclisi’nde grup kurabilen partilerden, Bülent Ecevit başkanlığındaki Cumhuriyet Halk Partisi 185, Süleyman Demirel başkanlığındaki Adalet Partisi 149, Necmettin Erbakan başkanlığındaki Millî Selâmet Partisi 48 ve Ferruh Bozbeyli başkanlığındaki Demokratik Parti 45 milletvekili sayısıyla yer aldı.

*

Seçim sonrasındaki oy sayısı, oy oranı ve partilere göre milletvekili dağılımı ise aşağıdaki şekilde oldu:

Bülent Ecevit liderliğindeki CHP: % 33,2 oy oranıyla 185 milletvekilliği.

Süleyman Demirel liderliğindeki AP: % 29,8 oy oranıyla 149 milletvekilliği.

Necmettin Erbakan liderliğindeki MSP: % 11,8 oy oranıyla 48 milletvekilliği.

Ferruh Bozbeyli başkanlığındaki DP: % 11,8 oy oranıyla 45 milletvekilliği.

Turan Güneş başkanlığındaki GP: % 5,2 oy oranıyla 13 milletvekilliği.

Alpaslan Türkeş liderliğindeki MHP: % 3,3 oy oranıyla 3 milletvekilliği.

Bağımsızlar: % 2,8 oy oranıyla 6 milletvekilliği kazanmış oldu.

 Tabloda görünen oy oranı ile milletvekili sayısı arasındaki fark, bir hayli dikkat çekici.

Bir diğer husus, yüzde 33 oranında oy ile 185 milletvekili kazanan CHP, Meclis’te yer alan diğer bütün partilerin toplamından daha fazla bir etki gücüne sahip oldu.

*

1973’te milletvekili genel seçimlerinin en önemli bir özelliği de şu olsa gerektir: Dinî argümanları kullanan Necmettin Erbakan faktörü, eskisinden daha ziyade ve daha aktif bir şekilde siyaset sahnesinde yer almaya başladı.

Seçime katılmayan Millî Nizam’dan sonra, ilk kez 1973 genel seçimlerinde bir siyasî partinin lideri olarak siyaset terazisinde ağırlığını hissettiren Necmettin Erbakan, 1946’dan bu yana devam eden 60 yıllık demokrasi süreci içinde adeta bir “milât” hüviyetini kazandı. Dolayısıyla, bu çok partili dönemi “Erbakan’dan önce” ve “Erbakan’dan sonra” diye de nitelemek mümkün.

Bu mühim noktayı, şöyle birkaç misal ile açmaya çalışalım:

1. Erbakan’dan önce hür ortamda yapılan bütün seçimleri Demokratlar (DP, AP) kazandı ve her defasında da tek başına iktidara geldiler. Meselâ, hürriyet zemininde yapılan 1946 yılı İstanbul seçimleri (Anadolu’da aynı ortam yoktu), 1950 seçimleri ve ardından yapılan 1954 ile 1957 seçimleri; keza 1965 ve 1969 seçimleri.

2. Erbakan’ın parti lideri olarak seçime girdiği 1973’ten bu yana ise, Demokrat misyonlu partilerin oyları bölündü ve bugüne kadar yapılan hiçbir seçimde, Demokrat misyon tek başına iktidar şansını bulamadı. (Özal ve Erdoğan gibi siyasîler, Demokrat misyondan değil, Erbakan’ın temsil etmiş olduğu misyonundan gelmedir.)

 3. Demokrasi tarihinde “seçim başarısı” sebebiyle iktidar yüzü görmeyen CHP, yine ilk kez Erbakan sayesinde birinci parti oldu ve bu partinin genel başkanı da (Ecevit) Başbakanlık makamına oturdu. Evet, Ecevit’i ilk kez başbakanlığa taşıyan kişi Erbakan ve partisi oldu. 40 yıl siyasetle uğraştığı ve birkaç kez başbakan olduğu halde, Türkiye’ye kalıcı bir tek eser bırakmayan Ecevit’ten geriye ise, sadece hayatı sarsan şaibeli aflar ile derin ekonomik krizlerin izleri kaldı.

4. Dinî argüman, Erbakan’la birlikte siyasette mebzûl miktarda kullanılmaya başlandı. Siyaset, imam hatip okullarına, İlâhiyat fakültelerine ve hatta Kur’ân kurslarına fütûrsuzca bulaştırıldı.

5. Erbakan’ın başını çektiği siyasî hareket iktidara yaklaştıkça, Türkiye’de irtica yaygaraları çoğaldı. Ne zaman ki partisi iktidara geldi ve kendisi Başbakan oldu, o zaman da “28 Şubat kıyameti” koptu. Bu menhus süreç ise, bugünkü siyasî iktidar için iyi bir zemin hazırlayıp şansını kamçılamaya yaramış oldu.

Okunma Sayısı: 868
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali TAM

    14.10.2021 14:04:32

    No: 3 Enteresan. Kimbilir birsonraki secimde Erbakanin siyasî mahdumu Erdogan belki CHP ve Kilicdaroglunu IKTIDARA TASIYACAK. Kemalist Siyasal Islamciligin GENLERINDE VARMIS DEMEKKI BU ITTIFAK!

  • R.Kalyoncu

    14.10.2021 09:32:59

    O devirde MSP'nin AP oylarını böldüğü doğrudur ancak AP'yi asıl bölen; C.Bayar''ın yönlendirdiği, AP içinden çıkan ve MSP'ye eşit oy alan, F.Bozbeyli'nin DP'sidir. Gerçekte MSP oylarının yarısı AP, yarısı CHP tabanından gelmiştir. DP oyları ise AP'den gelmiştir. Diger yandan; daha sonra kurulan MC (Milliyetçi Cephe) Hükümetleri AP'yi eritmistir. I.MC Hükümetinde MHP'nin üç vekiline de Bakanlık verilmiş; MHP ve MSP'ye ait Bakanlıklar imkânlarını partileri için sonuna kadar kullanmışlardır. Nitekim, daha sonraki seçimde MHP'nin vekil sayısı üçden onaltıya çıkmış, MSP de güçlenmiştir. Kısacası, MC Hükümetlerinde, Demirel ve AP, devlet ve millet için hizmet etmeye çalışırken; ortakları devlet imkânlarını partileri için kullanma yoluna gitmişlerdir. Duruma bir de bu zaviyeden bakmak gerekir diye düşünürüm.

  • Ferhat ardıç

    14.10.2021 08:17:02

    Bügüne kadar edindiğim tecrübelere göre aklı az olan insanlar menfaatleri için kutsal değerlere siyaset bulaştırıyor. Halbuki haram kazanç la elde edilen gelir sadece bela getiriyor.

  • Ali R. Yardimoglu

    14.10.2021 05:20:23

    Rakamlarla: 2 orgeneral, çok siyasinin katlini, 3.ncü ayın 12' sinde kılpayı durdurdular, ve ne 1i CB olmayı ıstedi, ne de öbürü kuvvet komutanı.... 9' undaki 1müdhiş belayı, zar zor anca böyle önlediler, "bilen bilir, bilmeyen ne bilsin bizi" misal.. adları çok yakın tarihe, -tanırdım-, bence böyle geçti, Dadaş Orgeneral Memduh Tağmaç, ve Orgeneral Faik Türün.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı