"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Osmanlı’da Nuh Tufanı (1)

M. Latif SALİHOĞLU
30 Haziran 2020, Salı
GÜNÜN TARİHİ: 30 Haziran 1839

Kendi emrindeki Osmanlı ordusunun Nizip’te bozguna uğradığını haber alan Sultan II. Mahmud Hân, ne yazık ki şiddetli üzüntüden felç (inme) geçirir ve bir hafta sonra da, yani 30 Haziran 1839’da vefat eder. Yerine oğlu Abdülmecid geçer.

***

Sultan II. Mahmud’un şahsî hayatı ile saltanat devresinin kendine has bazı karakteristik özellikleri var. Bunları önce satır başlarıyla verelim, ardından detaylara geçelim.

Bu 30 yıllık (1808-1839) dönemi bir yönüyle Nuh Tufanı haline benzetmemizin sebebi de yine burada yatıyor.

İşte, Osmanlı’nın son devresini başlatan Sultan Mahmud ve saltanat devresine dair önemli hususların satır başları:

Sultan Mahmud, peşpeşe çıkan Yeniçeri isyanlarında kılpayı kurtuldu. Adeta ölümün kıyısından döndü.

Sultan Mahmud, Osmanlı hanedanı içinde hayatta kalabilmiş tek erkek şahsiyet idi. Şayet o da Genç Osman veya III. Selim gibi öldürülmüş olsaydı, hanedanın erkek nüfusu bitmiş olurdu. Dolayısıyla, saltanat ile birlikte hilafet de sona ermiş olacaktı.

Sultan Mahmut, kendinden sonra gelen bütün Şehzâde ve Sultanların babası-dedesi-atasıdır. 

Nasıl ki, Hz. Nuh Aleyhisselâm için “İkinci Âdem” tabiri kullanılıyorsa, Sultan Mahmut için de Osmanlı neslinin ikinci atası tabiri kullanılır olmuş.

Sultan Mahmud’un şahsî hayatı gibi, onun saltanat yılları da bilâ teşbih Nuh Tufanı gibi şiddetli sıkıntı, çalkantı ve sarsıntılara sahne oldu.

***

Meselâ, merkezi otorite ile mahalli idareleri güya kaynaştırmak için yapılan “Sened-i İttifak” onun zamanında, hatta onun ilk icraatları arasında vuku buldu.

Keza, Nizam-ı Cedid yerine ikame edilmeye çalışılan Sekban-ı Cedid düzenlemesi aynı dönemde gerçekleştirilmeye çalışıldı.

Osmanlı’da ilk kılık-kıyafet inkılâbı aynı dönemde ve fakat çok kanlı bir surette tatbik sahasına konuldu.

Zındıklar tarafından ikide bir isyana sevk edilen Yeniçeri Ocağı, aynı dönemde kanla bastırılarak söndürüldü.

Diğer bazı gelişmeler de kısaca şunlar:

Hicaz Bölgesinde Vehhabilerin ortaya çıkması, merkezi otorite ile çatışmaya girmesi.

Vehhabi gailesini halletmesi için Mısır’a gönderilen Kavalalı M. Ali Paşa, daha sonra kendisi gaileler çıkarmaya çalıştı ve merkezi ordu ile çatışmaya girdi.

Aynı dönemde, Osmanlı-İran gerginliği yaşandı.

İran gerginliğinden daha şiddetli olarak Osmanlı-Rus savaşı vuku buldu.

Başta Mora bölgesi ile Balkanlar’da Yunan ve Sırp ayaklanmaları görüldü.

Nihayet, Sultan Mahmud’un, hem şahsının, hem de saltanatının son demlerinde Nizip Bozgunu yaşandı.

Bu konu başlıklarından sonra, şimdi de sonuçları itibariyle günümüze kadar etkileri yansıyan aynı konuların detaylarına bakmaya çalışalım.

***

Kendinden önceki Sultan IV. Mustafa’nın Alemdar Paşa tarafından hall edilmesiyle Osmanlı Hanedanının tek erkek varisi ve veliahdi olarak 23 yaşında tahta geçen (Temmuz 1808) Sultan II. Mahmud, otuz yılı aşan müddetle devletin başında kaldı.

Bu uzun zaman zarfında, haliyle pek büyük hadiseler vukua geldi. İçerde ve dışarda pek şiddetli sosyal sancılarla siyasî çalkantılar yaşandı. Küçüklü büyüklü savaş- larla karşı karşıya gelindi. Yıpratıcı isyanlar ve sarsıcı başkaldırılarla uğraşıldı.

Bir yandan da adlî, örfî, askerî, siyasî, medenî, maarif, imar ve bayındırlık sahasında birtakım yenilikler yapılarak, eksimiş ve hantallaşmış devlet çarkına yeni bir işlerlik kazandırılmaya çalışıldı.

İster elde edilen başarılı hizmetler olsun, isterse başarısızlıkla neticelenen gelişmeler olsun, o dönemde yaşanan her şeyi padişahın şahsına mal etmek doğru değil.

Öncelikle, beş asrı geri bırakmış koca bir devletin her sahada başarı sağlamasını beklemek, rasyonellikle bağdaşmaz. Aynı şekilde, elde edilen her başarılı hizmeti bir tek şahsa mal etmek de doğru olmaz. Zira, hemen her dönemde vizyonu geniş, üstün meziyetlere sahip, kabiliyetli, nitelikli paşalar ile devlet adamları çıkmış ve bunlar bütün hayatını devlet-millet hizmeti yolunda fedâ etmişlerdir. Bu hususu görmezden gelerek yapılacak değerlendirmeler hakperestçe olmaz.

Genel tabloya bu çerçeveden bakarak, Sultan II. Mahmud zamanında (1808–39) yaşanan gelişmeleri farklı başlık ve ayrı bölümler halinde sunmaya çalışalım.

Okunma Sayısı: 1404
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ertan Yılmaztürk

    30.6.2020 11:21:52

    Latif Bey Kardeşim, müsaadenizle bir düzeltme yapmak istiyorum. “Vehhabi gailesini halletmesi için Mısır’a gönderilen Kavalalı M. Ali Paşa, daha sonra kendisi gaileler çıkarmaya çalıştı ve merkezi ordu ile çatışmaya girdi.” Şeklindeki cümlenizde geçen “Vehhabi gailesini halletmesi için Mısır’a gönderilen Kavalalı M. Ali Paşa” kısmının tashihe ihtiyacı var. M. Ali Paşa zaten Mısırın fiili valisiydi. Merkezi hükümetin isteği üzerine, birtakım pazarlıklardan sonra teklifi kabul etmiş, oğlu Tosu paşayı bu işle görevlendirmiş ve sonuç almıştır. Babıali verdiği sözü tutmayınca merkezi ordu ile çatışmaya girmiştir. Baki selam ve hürmetler.

  • Kürşat

    30.6.2020 08:04:52

    Nice maharetli beyinler var. Onların inkişaf etmesi için tespit edilp, imkan verilmesi lazım. Yoksa atıl kalır. Padişaha o gözle bakmak gerekir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı