"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hak ve adaletten dönüş yoktur

M. Said ZEKİ
02 Ağustos 2020, Pazar
​Adalet; kıymetini bilmediğimiz, ancak yokluğunda ekmek, su ve hava kadar elzem olduğunu hissettiğimiz insaniyet kaynağımızdır.

Güneşin önüne zaman zaman kara bulutlar gelse de; inşallah hakikat ve adalet güneşi er geç doğacaktır. Hakkın, hukukun, adaletin, barışın tadına varan insanlık, bu değerlerden artık vazgeçemez. İnsanlık kötüye gitmez, Türkiye’de gitmez, gidemez. Güneş balçıkla sıvanmaz. Yeter ki; her kemalatı mahveden yeisi yenip, ümidi diri tutalım.

KAPLUMBAĞA ADIMIYLA HEDEFE ULAŞILIR MI ?

Demokrasimiz için anlatılan kaplumbağa fıkrası adalet için de geçerli. Kaplumbağaya sormuşlar ‘nereye gidiyorsun’ diye. ‘Hac’ca gidiyorum’ deyince; ‘Bu ayaklarla ve bu hızla mı?’ diye sormuşlar. İzah etmiş Kaplumbağa: ‘Evet yol uzun ve hızım yavaş. Ama Allah adalet ve merhametinden bana uzun ömür verdi. Hedefime varmak zor değil. Fakat giderken yolum bazen köylerin, kasabaların yanından geçiyor. Köyün yaramaz çocukları beni ters çeviriyor. Doğrulup rotama girene kadar vakit kaybı oluyor’.

Evet, köyün yaramaz çocukları bazen demokrasiyi, adaleti, hürriyeti ters çeviriyor. Bu acı veriyor, kayıplar, mağduriyetler yaşanıyor. Sonra rotayı doğrultup yaralar sarılmaya, kayıplar telâfi edilmeye çalışılıyor. Yaramaz çocuklar da er geç cezasını çekiyor. Bunun politik, sosyolojik, psikolojik tahlillerini yapmak hem benim, hem sütunun boyutunu aşar.

Ama kaplumbağayı ters çevirenler kadar, buna engel olmayanlar da mesuldür diye düşünüyorum.

SUÇLU KİM?

Nefis muhasebesi yapıp, kendi hukukumuza sahip çıkmalıyız. Suçu hep başkalarına yüklemek, hep kendini mağdur ve masum görüp, gösterip, bir şey yapmamak çok sağlıklı bir ruh hali değil sanırım. Tevekkül edeceksek önce tevekkül şartlarını yerine getirelim. İnsanca, Müslümanca, hür ve adil bir şekilde yaşamak istiyorsak, bunun gereğini yerine getirmek ve bedelini göze almak zorundayız.

Ümitsiz olmak, pes etmek yok. Çünkü “çabuk ye’se inkılâb eden hamiyet, hamiyet değildir.” Biz de biçare talihimize yardım etmeliyiz. Hak ve hukukumuzu iyi bilip sahip çıkmalıyız. Yüz yıl geçse bile formül belli!

DEMOKRASİ VE ADALETİN RAYLARINI DÖŞEMEK

O güzel günlerin ‘çabuk gelmesini istiyorsanız; marifet ve faziletten bir demiryolu yapınız! Tâ ki, Meşrûtiyet (hürriyet, adalet, insan hakları) medeniyet denilen şimendifer-i kemâlata binip ve terakkiyât tohumlarını bindirerek kısa bir zamanda mânilerden kurtulup geçerek size selâm etsin. Siz ne kadar yolu acele ile yapsanız, o da o derece acele ile size gelecektir.” (Münâzarât)

Güzel günlerin gelmesi için demokrasi ve adalet demiryolunun raylarını döşemek, bir balon veya uçak bulup biçare talihimize yardım etmek ya da tembelcesine tevekkül edip beklemek! 

Buyurun son karar sizin, bizim, hepimizin! Unutmayalım ki ‘İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır’ (Necm, 39) ve ‘Herkes zerre kadar iyilik veya kötülük işlerse karşılığını görecektir’. (Zilzal, 7-8)

“GECİKEN ADALET, ADALET DEĞİLDİR”

Adalet bazen biraz kör, biraz topal, biraz sağır olsa da; sonunda hedefine ulaşır. Görmesi gerekeni görür, duyması gerekeni duyar. Kendi haline, tabiî işleyişine bırakıldığı zaman Yargı kendini çabuk toparlar. İçindeki yanlışları ayıklar, çürükleri temizler. Kendi iç mekanizmasıyla kendini rafine eder, damıtır ve varlık sebebi olduğu adaleti mümkün olduğu kadar tecelli ettirir. Siyasî görüşe, felsefî ve dinî inanca bakılmaksızın, pusula gibi sürekli adalete dönük; vicdan sahibi hukukçular cesur kararlarıyla bunu gösterecektir inşallah. Çok zor ve şartlar aleyhte görünse bile.

ADALETİN KUTUP YILDIZI: VİCDAN

Hayır, hayal âleminde yaşamıyorum! Çürükleri fazla gözükse de; çürümenin en az olduğu kurum yargıdır. Yara gözüküyorsa merhem ve derman kolaydır. Bunun için ümidi yitirmeden üzerimize düşeni yapıp hukuka, adalete, yargıya sahip çıkalım. Zaten zor şartlar altında vazife yapan değerli hukukçularımıza, mümkün olduğu kadar yardımcı olalım. Çünkü hepimiz aynı geminin yolcularıyız. Farklı kamaralarda olsak bile!

Bilirsiniz ki; “malını kaybeden az şey kaybetmiştir, sağlığını kaybeden çok şey kaybetmiştir; fakat umudunu kaybeden her şeyini kaybetmiştir.” Allah’tan ümit kesilmez. Yazın ortasında kış, kışın ortasında yaz göründüğü gibi; ümidin en zayıfladığı bir anda adalet tecelli edebilir. 

Haklının hakkını, suçlunun cezasını er geç verir. Yeter ki biz üzerimize düşeni lâyıkıyla yapalım. Haklısınız! “Geciken adalet, adalet değildir” Maalesef zıtların iç içe geçtiği şu imtihan dünyasında her şey gönlümüze göre olmuyor. Adalet tam tecelli etmiyor. Ama umudu karartmak yok. İnsanlık kötüye gitmez, Türkiye’de gitmez. Çetin Altan’ın dediği gibi ‘enseyi karartmayalım!’

Güzel ve adil bayramları görebilme duasıyla, muhabbetle kalın efendim!

Okunma Sayısı: 1756
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı