"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Emeklilerin sesini duyan var mı?

Mehmet KARA
27 Temmuz 2020, Pazartesi 00:06
Türk tipi partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde birçok yetkisi elinden alınan Meclis’te milletvekilleri gerek illeri gerekse de bütün ülkeyi ilgilendiren meseleleri anlatmak için bir dakikalık konuşmalar yapıyorlar.

Ülke gündemindeki gelişmeler sebebiyle “asıl gündemler” görünmezden geliniyor ya da dayatılan gündemin gölgesinde kalıyor. Bunlardan birisi de emeklilerin durumu… 

Aileleri ile birlikte 20 milyonu bulan 5 milyona yakın emeklinin durumu içler acısı. Birçok emekli açlık sınırının ve asgarî ücretin altında maaş alıyor. İzmir Milletvekili Atila Sertel, Meclis’teki 1 dakikalık konuşmasında konuyu gündeme getirirken, “Emekliler gerçekten Türkiye’de sürünerek yaşıyorlar. İkramiyelerde de emekli ikramiyelerinde de artış yapmadıkları gibi farklı uygulamalar yapıyorlar; kimine 500 lira, kimine 750 lira, kimine 1.000 lira veriyorlar. Gelir adaletsizlikleri önlensin ve ciddî biçimde bu giderilsin diye iki kez kanun teklifi verdim, ama bu büyük sorunu çözmeye kimse yanaşmıyor” diyerek önemli bir meseleyi gündeme getirdi.

Sertel’in bu konuşması Meclis tutanaklarında kalırken, ne buna cevap veren bir bakan ne de bir siyasetçi oldu. Biz aktaralım. Belki yetkililer emeklilerin sesini böylece duymuş olurlar.

***

“NEFES VERGİSİ GETİRİN DE TAM OLSUN!”

Meclis tutanaklarına yansıyan bir dakikalık konuşmalardan birisi de Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun vergilerle ilgili konuşmasıydı. Gaytancıoğlu, milleti canından bezdiren ücretlerin başında araç muayene ücretleri geldiğini anlatırken, “Bu iş sizin için geçilmeyen köprülere, uçulmayan havaalanına verilen garanti ücretlere döndü, olan vatandaşlara oluyor. Yakında, AKP vatandaşımıza acı su içirir, onun da hem parasını hem vergisini alır. Devlet vergi alır, ama düzgün vergi alır, siz vergi almıyor âdeta haraç alıyorsunuz. Otomobil alıyorsunuz, çoğu vergi; benzinin çoğu vergi; önümüzdeki yasama yılına bir de nefes vergisi getirin de tam olsun” dedikten sonra şu can alıcıyı soruyu sordu:  

“Daha ne kadar soyulacak vatandaşlarımız? Bu düzen nasıl bir düzendir?”

Tahmin edeceğiniz gibi bu soruya de bir cevap veren olmadı. Bizden aktarması belki birisi çıkar da bunun cevabını verir…

***

“BASIN BAYRAMI!” İMİŞ

24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı idi. Bayram(!) dolayısıyla tebrikleşmeler yapılırken, basının iyi durumda olduğunu söyleyene pek rastlanmadı. Zaten rastlanması da beklenmezdi. Basın hürriyetinin kısıtlanmasından, yazdıklarından dolayı hapiste olan veya yargılanan gazetecilere varıncaya kadar basının birçok sorunu var. Bir gazeteci arkadaşımın, “Düşüncelerimin yüzde 10-15’ini ancak yazabiliyorum. Kendi kendime otosansür uyguluyorum” demesi medyanın hali pürmelâlini gösteriyor.

İki seneye yakındır değiştirilmeyen basın kartı sorunu hâlâ halledilmiş değil. Sayı net olmamakla birlikte 850 gazetecinin basın kartları yenilenmedi. Bu gazetecilerin sarı olan basın kartları, turkuaza dönüştürülmedi! Hatta bazı basın mensuplarının kartları yürürlükte bile değil. Yani, hak edilmiş hakları gasp edildi, edilmeye de devam ediyor. 

Basın kartları konusunda yetkili olan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı yeni binasına geçtikten sonrabelki bu sorunu halleder diye ümit ediyoruz.

CHP medya raporunu yayınlandı. Buna göre, basın bayramına tirajı her geçen yıl azalan gazeteler ve işsiz kalan gazeteciler ile girildi. 2013’te 51 bin 843 olan basın çalışanı sayısı son 7 yılda yüzde 30 oranında azalarak, 2019 yılında 36 bin 263’e düşmüş. 

Haftada 43 basın emekçisi işini kaybediyor. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde işinden olan basın emekçisi sayısı 4 bin 892 olmuş.

Basın uygulanan akreditasyona –maalesef- artık alışılmış durumda…

“Basını temsil” iddiasıyla kurulmuş olan meslek örgütlerinin sessizliğini de burada zik- retmek gerekiyor. Basın üzerinde bu kadar baskı varken sessizliklerini anlamak mümkün değil!

Bütün bunlara bakınca insanın “bayram bizim neyimize!” diyesi geliyor. 

***

BİR KİŞİYE BU KADAR YÜK YÜKLENİR Mİ?

Partili cumhurbaşkanlığı sisteminin konuşmaya başladığı günden itibaren yürürlüğe girdiği iki yıldan beri eleştirilen konuların başında “tek adam” tartışmaları ile geçiyor. Bunun nedeni de her konuda bir kişinin söz sahibi olması. Yeni sistemde cumhurbaşkanın yetkileri arttırıldı ve yürütmenin başı konumuna getirildi.

Aynı zamanda partili olduğu için partinin il içe başkanının sorunlarından kongrelere, bakanların, bürokratların yargı organlarının atanmasından Askerî Şûrâ, Millî Güvenlik Kurulu’na başkanlık etmesine kadar birçok işi ve yetkisi var.

Bir de son günlerde dikkatlerden kaçmayan bir durum oluyor. Bir bakan sel, yangın, deprem, şehit cenazeleri için bir bölgeye gittiğinde ilk sözünün “Sayın cumhurbaşkanımızın talimatı” demeyi ihmal etmesi dikkatlerden kaçmıyor. Cumhurbaşkanı Hükümet Sisteminin getirdiği bir yenilik olmaya başladı.

Bunun yanı sıra, sağlıkta normalleşme takvimi, sınav tarihleri, fındık fiyatları gibi birçok bakanlığı ilgilendiren ve daha önce bakanların açıkladığı bu takvimler şimdi bakanlara sorulduğunda “Sayın cumhurbaşkanımız açıklayacak” cevabı ile karşılaşılıyor. 

Yeni sistemi savunanlara şu soruyu sormak gerekiyor: Bir insanına bu kadar yük yüklemek doğru mu acaba?

***

“İSTİFA ET DERSE” DEDİ, AMA…

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Yaramış, “Darbe teşebbüsüne karışmış, pişman olmuş kişilere de sahip çıkmamız, onları bu toplumun içine dahil etmemiz, kazanmamız gerekiyor” demesi geçen haftanın en önemli gündemlerinden birisi yapılmış, Prof. Yaramış’a söylenmedik söz, vurulmayan damga kalmamıştı.

Bu sözü gündeme geldikten sonra özür üstüne özür dileyen Prof. Yaramış, “Cumhurbaşkanımız isterse, gereğini yaparım, istifa ederim. Ama ben kendim istifa edersem bunun saygısızlık olacağını düşünüyorum” demişti. Bu sözü de tartışılan Yaramış’a istifanın tek taraflı olduğu hatırlatılmıştı.

Bu sözünden birkaç gün sonra Prof. Yaramış, istifa ettiğini açıkladı. İstifayı Sayın Erdoğan mı istedi yoksa baskılara dayanamayıp istifa mı etti bilmiyoruz. Ama Sayın Yaramış’ın, “…ben kendim istifa edersem bunun saygısızlık olacağını düşünüyorum” cümlesi arşivlere geçti…

Okunma Sayısı: 1318
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin İlhan

    27.7.2020 13:14:51

    Mehmed kardeşim sizi canı gönülden tebrik ederim.Lafı dolaştırmadan kısz ve öz dertlerimizi dile geitren,hayal satanlara gerçekleri hatırlatıp yanlışilardan dönmelerine imkan sağlayan bu yazılarınızın devamını diliyoruz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı